Abdullah Öztoprak: “Sanat bir dildir; kimliğinizle gidersiniz”
Modacı ve sanatçı Abdullah Öztoprak, Kanal T’de Pınar Gözek’in hazırlayıp sunduğu Sabah Baskısı programında sanat çalışmalarından Kıbrıs Türk kültürünün dünyaya tanıtılmasına, savaşın çocukluk yıllarında bıraktığı izlerden yurt dışındaki çalışmalarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Öztoprak, sanatın Kıbrıs Türk toplumunun kendisini dünyaya anlatabilmesi için önemli bir araç olduğunu vurgulayarak, “Sanat dildir. Sanat ifadedir. Sanat iletişimdir” dedi.
Kanal T’de yayınlanan Pınar Gözek ile Sabah Baskısı programının konuğu modacı ve sanatçı Abdullah Öztoprak oldu.
Sanat yaşamını, uluslararası çalışmalarını ve Kıbrıs kültürünün tanıtılmasına yönelik projelerini anlatan Öztoprak, çocukluk döneminde yaşadığı savaş travmalarının sanat çalışmalarına nasıl yansıdığını da anlattı.
Öztoprak, sanat aracılığıyla yalnızca kendi hikâyesini değil, savaşların çocuklar üzerinde bıraktığı izleri ve Kıbrıs Türk toplumunun yaşadıklarını dünyaya aktarmaya çalıştığını söyledi.
“ÇOCUK TRAVMASININ KARŞI TARAFA NASIL AKTARILDIĞINI TESPİT ETMEYE ÇALIŞTIM”
Çocukluk yıllarındaki deneyimlerinin hazırladığı tiyatro çalışmasının temelini oluşturduğunu anlatan Öztoprak, savaş döneminde yaşadıklarının yıllar sonra farklı bir gözle karşısına çıktığını belirtti.
Çocukluğunda ailesiyle birlikte yaşadığı olayları anlatan Öztoprak, annesi ve halasının yaralandığını, bir halasını kaybettiğini, babasının esir alınması nedeniyle kayıp korkusu yaşadıklarını ifade etti. Bu deneyimlerin çocukluk döneminde derin izler bıraktığını söyledi.
Akademik çalışmalarında da çocukluk travmalarına yöneldiğini belirten Öztoprak, şöyle konuştu:
“Sanat üzerine yaptığım masterda... çocuk travmalarına girdik. Ama ben bu süreçte metal heykeller yapmaya başladım. Koreografi zaten yıllardır geliştiğim konuydu. Müzikler zaten benimdi, hikâye bendeydi. Dolayısıyla olayı kurguladım ve sahne üzerinde çocuk travmasının karşı tarafa nasıl aktarıldığını tespit etmeye çalıştım.”
“DÜŞMANCA BİR TAVRIM YOK”
Savaş döneminde sivillere yönelik yaşananları sert ifadelerle eleştiren Öztoprak, buna karşın bugün herhangi bir topluma karşı düşmanlık taşımadığının altını çizdi.
Öztoprak, “Hiçbir şekilde, kalbim burada Allah yukarıda, hiçbir düşmanca tavrım yoktur” diyerek, savaşların yarattığı duygusal sonuçların tehlikesine dikkat çekti.
“Bugün kalkıp da karşı tarafa silah çekeceğim, kurşun yağdıracağım; ne münasebet. Bugün bir yardım isterseniz de ben insani olarak koşarım. Ama haklarımıza gelince, bir arada olmak gelince gram ödün vermem.” ifadelerini kullandı.
“BEN DÜNYADAKİ ÇOCUKLARIN DERDİNİ ANLATIYORUM”
Hazırladığı oyunun yalnızca Kıbrıs’a ilişkin bir çalışma olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Öztoprak, savaşlardan etkilenen tüm çocuklara dikkat çekmek istediğini söyledi.
Öztoprak, Orta Doğu, Afrika, Ukrayna ve Rusya dahil dünyanın farklı bölgelerindeki çocukların yaşadıklarına işaret ederek, “Bütün çocukların hakları için. Bu bir adaletsizliktir” dedi.
Çalışmasının aynı zamanda Kıbrıs Türk toplumunun yaşadıklarını dünyaya anlatma amacı taşıdığını kaydeden Öztoprak, “Ben dünyadaki çocukların derdini anlatıyorum. Ve bu gerçek yaşanmışlığı da buradan bizim dünyaya duyurabilirsek çok önemlidir” diye konuştu.
ÖZTOPRAK’TAN SANAT PROJELERİNE DESTEK ÇAĞRISI
Sanatsal çalışmalarının yurt dışında ilgi gördüğünü ancak projelerin daha geniş kitlelere ulaştırılması için desteğe ihtiyaç olduğunu ifade eden Öztoprak, özel sektöre ve kurumlara çağrıda bulundu.
Kasım ayında Londra’ya gitmeye çalıştığını açıklayan Öztoprak, daha önce Avustralya’da gerçekleştirdiği çalışmaların ciddi ilgi gördüğünü söyledi.
“Geçen yıl Avustralya'da biz uçurduk ortalığı. Sydney, Melbourne'da yapılan işlerle...” diyen Öztoprak, etkinliklerin ardından siyasetçiler ve farklı çevrelerle temaslar gerçekleştirildiğini anlattı.
Öztoprak, “Sanatla, gerçek yapılan sanatla, siyasete bir şekilde koridor yaratabiliyorsun. Orada konuşuyorsun. Bizde bu çalışmalar yoktur. Lobiler yoktur” ifadelerini kullandı.
“DIŞİŞLERİ SAHİPLENMELİ, EĞİTİM BAKANLIĞI SAHİPLENMELİ”
Sanatsal projelerin yalnızca bireysel çabalarla yürütülmemesi gerektiğini belirten Öztoprak, devlet kurumlarının da bu tür çalışmalara destek vermesi gerektiğini söyledi.
“Başka bakanlıklar da bunu sahiplenmeli. Dışişleri sahiplenmeli. Eğitim Bakanlığı sahiplenmeli” diyen Öztoprak, üniversitelere yönelik projeleri de kendi çabasıyla başlattığını anlattı.
Lefke Avrupa Üniversitesi’nin çalışmasına güçlü destek verdiğini belirten Öztoprak, oyunun Türkçe ve İngilizce sahnelendiğini ve özellikle yabancı öğrencilerden önemli geri dönüşler aldıklarını kaydetti.
“ÖZEL SEKTÖR SANATA VE SPORA SAHİP ÇIKMALI”
Öztoprak, özel sektörün de sanat ve spor alanındaki projelere daha fazla destek vermesi gerektiğini vurguladı.
Ekonomik güce ulaşan şirketlerin toplumsal sorumluluk üstlenmesinin önemine değinen Öztoprak, “Büyük firmaların sanata, spora sahip çıkması” gerektiğini ifade etti.
İTALYA’DA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÖDÜLÜ
Moda kariyerine ilişkin de konuşan Öztoprak, Sicilya’da gerçekleştirdiği büyük gösterinin ardından İtalya’da çalışmalarının dikkat çektiğini anlattı.
İtalyan Vogue’un internet sitesinde kendisiyle ilgili bir yazı yayımlandığını belirten Öztoprak, çalışmalarının daha sonra devlet pullarında da yer aldığını söyledi.
Roma’ya davet edildiğini ve Avrupa Akdeniz Sürdürülebilirlik Mükemmeliyet Ödülü aldığını belirten Öztoprak, ödülün 21 kişiye verildiğini ve kendisinin de bu isimlerden biri olduğunu ifade etti.
“Çok onurlu bir ödüldü” diyen Öztoprak, sanat ve kültüre gösterilen saygının kendisini etkilediğini anlattı.
“MODAYI BİR DİL OLARAK KULLANIYORUM”
Moda çalışmalarına yalnızca ticari açıdan yaklaşmadığını belirten Öztoprak, modayı anlatmak istediği düşünceleri aktarmanın bir aracı olarak gördüğünü söyledi.
“Modayı bir dil olarak kullanıyorum” diyen Öztoprak, moda ve sanatı bir araya getirecek yeni ve büyük bir proje üzerinde çalıştığını açıkladı:
“Çok büyük bir hazırlıktayım. Yani beklenenin çok üstünde büyük bir hazırlıktayım şimdi. Moda ve sanatı bir araya geçirecek şekilde.”
“KİMLİK TEKTİR, KİMLİĞİNİZLE GİDERSİNİZ”
Yurt dışındaki etkinliklerde kimliğini ortaya koyma konusundaki yaklaşımını da anlatan Öztoprak, kendisine farklı uluslararası platformlardan teklifler geldiğini söyledi.
“Cyprus Heritage bana gelmedi mi? Geldi. Avrupa Birliği bana gelmedi mi? Geldi. Toplantılara çağrılmadım mı? Gittim” ifadelerini kullanan Öztoprak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir gün Cyprus Heritage oldum, bir gün Kuzey Kıbrıs oldum, bir gün bilmem ne oldum. Böyle olmaz. Kimlik tektir. Kimliğinizle gidersiniz.”
“SANAT DİLDİR, SANAT İFADEDİR, SANAT İLETİŞİMDİR”
Toplumların hak mücadelesinde edilgen kalmaması gerektiğini ifade eden Öztoprak, sanatın da bu mücadelenin iletişim araçlarından biri olduğunu belirtti.
Öztoprak, “Bu bir mücadeledir. Pes edip kalmak, edilgenliği kabullenmek değildir. Tabii ki mücadele edeceğiz” dedi.
Sanatın rolünü ise, “Sanat dildir. Sanat ifadedir. Sanat iletişimdir. Sanat sadece ben bunu yaptım gittim değil” sözleriyle anlattı.
YENİ KLİP VE BÜYÜK ŞOV PROJESİ
Yeni projelerine ilişkin bilgi de veren Öztoprak, hazırladığı bir şarkının klibini çekmeyi planladığını açıkladı.
Kıbrıs'la ilgili etnografik bir müzik çalışması üzerinde de çalıştığını belirten Öztoprak, “Orada çok sağlam bir iş çıkarmayı planlıyorum. Yakın vadede çekeceğim” dedi.
Öztoprak, yurt dışından da kişilerin yer alacağı çalışmalarının yanı sıra yeni bir oyun ve “büyük şov projesi” hazırlığında olduğunu söyledi.
“KÜLTÜRÜN DEĞİŞMESİ KAÇINILMAZDIR”
Programda Kıbrıs Türk toplumunun değişen sosyal ve kültürel yapısı da gündeme geldi.
“Kültürü yozlaşmak dersek kötü bir eyleme maruz kaldı gibi olur. O değil” diyen Öztoprak, kültürün değişime uğramasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
1974 sonrasında yaşanan göçlere de değinen Öztoprak, toplumdaki farklı kesimlerin ortak bir aidiyet duygusu geliştirmesinin önemine dikkat çekti.
“KIBRISLIYIZ BİZ, BİZ BİR ARADAYIZ ARTIK”
Yeni nesiller üzerinden toplumsal aidiyeti değerlendiren Öztoprak, insanların kökenleri üzerinden sürekli ayrıştırılmasına karşı olduğunu ifade etti.
“Kıbrıslısın sen. Sen bu adamın çocuğusun. Annen baban iki yaşında buraya gelmiş. Kıbrıslıyız biz ya, biz bir aradayız artık” diyen Öztoprak, toplumu bir seramiğe benzeterek, parçaların birbirinden bağımsız hareket etmesinin bütünü zayıflatacağını söyledi.
Toplumsal birlikteliğin ekonomik gelişmeye de katkı sağlayacağını savunan Öztoprak, “Bu toplum güçlü tutunsa birbirine... ekonomisini iyileştirir. Ekonomisini büyütür. Üretimini sağlar. Birbiriyle ilişkisini güçlendirir ve büyür” ifadelerini kullandı.
“YURT DIŞINDAKİ KIBRISLI TÜRKLER SESİMİZ OLABİLİR”
Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerle daha güçlü ilişkiler kurulması gerektiğine de değinen Öztoprak, bu insanların bulundukları ülkelerde siyaset, sanat, akademi, iş dünyası ve medya gibi birçok alanda etkin olduğunu söyledi.
“Vekildir, diplomattır, sanatçıdır, iş insanıdır, akademisyendir. Basındandır, halktır” diyen Öztoprak, “Bütün bunlar eğer kalben onları ikna edersek bizim varlık mücadelemize sesimiz olacaklardır orada” ifadelerini kullandı.
“DEVLET SANATÇISINI KENDİ ALACAK, TAKDİR EDECEK”
Programın sonunda sanatçıların ve başarı elde eden kişilerin devlet tarafından sahiplenilmesi gerektiğini savunan Öztoprak, yurt dışında yaptığı çalışmaların ardından kurumlardan daha fazla geri bildirim beklediğini söyledi.
“Ben iş için gittim” diyen Öztoprak, yurt dışındaki temas ve deneyimlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Geri dönüşleri alın. Ben kendi işime geri dönüşleri toparlıyorum. Paylaşmamız lazım bunları” ifadelerini kullandı.
Öztoprak, sanatçıların elde ettikleri başarıların ardından kendilerinin makamları ziyaret etmesi yerine kurumların sanatçıları davet ederek takdir etmesi gerektiğini belirtti.
“Ben bir şey kazanıyorsam siz beni arayacaksınız. ‘Buyur’ diyeceksiniz, davet edeceksiniz. Adap budur” diyen Öztoprak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu kibir de değildir. Bu ego da değildir. Bu devlet sanatçısını, sporcusunu, akademisyenini kendi alacak, takdir edecek.”