Acı, gözyaşı ve isyan..

Abone Ol

30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorduk oysa..
Türk halkının esaretten kurtulduğu o muhteşem mücadelenin zafer günü..
Gururlu ve onurluyduk..
Ta ki o kara haber duyulana kadar..
Girne açıklarında bir yolcu gemisi batmıştı.. İçerisinde yüzlerce yolcusuyla birlikte..
İlk olarak idrak edemedik..
Ya da belki inanmak istemedik, bilemiyorum..
Meslek icabı seferber olduk elbet..
Dakikalar saatleri kovaladı, resimler videoları..
Öylesine acı veren görüntüler ortaya çıktı ki; insanlığımızdan utandık yine..
Gemide sıkışıp kalan çocuklar, hareket edemeyen yaşlılar…
Evlatlarını kaybeden annenin acı feryadı..
Eşinin çocuğunun akıbetini bilmeden endişe içerisinde bekleyen babayı..
Bu yazı kaleme alınırken hala 18 kişiden haber alınamamıştı..
İnsanın söylemeye dili varmıyor ama bu saatten sonra canlı kalmaları mucize olur.. Keşke olsa!..
Kriz masaları oluştu, devlet büyükleri devreye girdi..
Arama kurtarma çalışmalarına hız verildi..
Anavatan Türkiye’den ekipler anında ülkemize ulaştı..
Olay çok büyüktü, acı da öyle..
Gemiden kurtarılan insanları ambulanslar bekliyordu kıyıda.. Doktor ve hemşireler ilk müdahalelerde bulundu usulca..
İyi bir organizasyon vardı..
Yaralılar hastanelere taşınırken, aramalar devam ediyordu son sürat…
Saateler geçtikçe organizasyon zaafları dikkat çekti, endişe sinire, bekleyiş isyana dönüştü..
Yaralılarını hastane hastane aramaya başlayan yurttaş veryansın etti sağlık sistemine..
Kayıplarla ilgili bilgi bekleyen yurttaş sabahlarken Girne limanı önünde, ne bir su buldu yudumlayacak ne de bir somun ekmek karnını doyuracak!
Yapayalnız kaldı kaderiyle..
Kayıplarla ilgili bilgi gelmedikçe isyan ateşi yükseldi haliyle.. Bilgilendirmede yaşanan koordinasyonsuzluğa bir de vatandaşa kucak açmayan siyasetçi profili eklenince, acının öfkeye dönüşme katsayısı arttı haliyle..
Ve facia sonrası onlarca soru var cevap bekleyen..
Meteorolojik durumdan, geminin sağlamlığına, kaptan ve ekibinden şirketin politikasına, Liman Başkanlığı’nın raporlarından Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinin siyasi ilişkilerine kadar..
Onca soru vardı olmasına ama soracak yetkili yoktu karşımızda!..
Siyasetçiler yazılı açıklamalarla kaçarken sorulardan, toplum öfke ve hüzünle çoktan değer yargılarında siyasetçiye biçmişti rolünü!..
Çok büyük bir acı yaşadık milletçe..
Ayni 6 Şubat 2023 depremindeki hislerle…
Kaybetmişlik, çaresizlik ve öfke!..
Ve bir de buna eklenen beceriksizlik..
Son kale diyoruz ya..
İşte şimdi gözler mahkemede..
Toplumun beklentisi net; sorumlular gün yüzü görmemeli.. Mevkisi, statüsü, görevi her neyse..
Ailelere yas dilerken, yaralılara geçmiş olsun diyoruz ama adaletin tecellisi için de verilmiş bir sözümüz olduğunun altını çiziyoruz!..