Algıda seçicilik kavramının pek çok açıklaması var. Ama kavram özünde, kişilerin aynı şeylere bakıp kendi önceliklerine ve değerlerine göre farklı şeyler görmeleri, düşünmeleridir.
Son iki gündür yağan yağmurlara bakıp kişilerin farklı şeyler algılamaları, farklı değerlendirmelerde bulunmaları kavramı açıklamak için güncel bir örnek oluşturmaktadır.
Örneğin iyi planlanmamış şehirlerin belediye yöneticileri, “aşırı yağışların” hayatı olumsuz etkilediğini açıklayıp tüm ekipleriyle sahada bu olumsuzluklarla karşı mücadele ettiklerini açıklar.
Öte yandan aynı yağışlar kırsal alanda çiftçilik yapan insanlar için felaketin değil, bereketin simgesi olarak değerlendirilir.
Tabii aynı yağışlar barajların, göletlerin doluluk oranını arttırdığı için aslında tüm toplum için de bir olumluluk arz eder.
Ne var ki medyamızın geneli, nedendir bilinmez, manşetlerine mevcut yağmuru belediye yöneticilerinin bakış açısına yakın bir şekilde yerleştirir.
Medya mensuplarının pek çoğunun kentlerde yaşaması ve kentlerin bozuk altyapısının yağmuru bir felakete dönüştürme potansiyelinde olması, bu algıyı besleyen bir neden olabilir.
Bu anlaşılabilir bir “algı seçiciliği”dir elbette.
Ama medyanın ve onun değerli mensuplarının olaylara ve olgulara daha geniş açıdan, daha genel çıkarlar açısından bakması gerekmez mi?
Hem böylece, belediye yönetimlerinin beceriksizliklerinin, hatta onların “şovlarının” bilerek ya da bilmeyerek ortağı da olmayacaklardır.
Çünkü algı bir tarafa, meteorolojik veriler ani ve kısa sürede metrekareye 50 kilogramdan fazla düşen yağışı ‘aşırı’ kabul eder ki, kentlerimize son iki gündür böyle bir yağış da düşmemiştir.