Ülkemizde hemen hemen herkes başta yargı olmak üzere devletin daha etkin, daha verimli ve daha adil yönetilmesi için bir anayasa değişikliği gerektiğini kavramış durumdadır.
Ancak, içerikten bağımsız olarak Anayasa değişikliği siyasi bir koz kullanıldığında da toplum ve siyaset kurumu elbette bunu anlayacak olgunluğa sahiptir.
Erken seçimi ötelemek maksatlı siyasi bir koz olarak kullanılan anayasa değişikliği önerisi karşısında hem iktidar ve hem de muhalefet kesiminin salt taşeron görüntüsü vermesi çağdaş demokratik hukuk devleti açısından son derece manidardır.
Yargıya yönelik Anayasa değişikliği önerisinin en önemli paydaş durumundaki yargının zirvesinden gelmesi mutlaka önemsenmeli ve dikkate alınmalıdır. Ancak, yargıyla ilgili anayasada yapılacak değişikliği sadece Yargının tekelinde görmek maalesef miyopik ve antidemokratik bir yaklaşım olacaktır.
Hatırlanacağı gibi; Nelson Mandela'nın 27 yıllık hapis hayatından Güney Afrika'nın ilk siyahi devlet başkanı olmasına uzanan süreç, modern tarihin en önemli özgürlük ve uzlaşma hikayelerinden biridir.
Nelson Mandela'nın önderliğindeki anayasa değişikliği süreci, Güney Afrika'da on yıllarca süren ırk ayrımcı rejimden demokratik bir yapıya geçişi sağlayan "müzakereci anayasa yapım" sürecidir. Bu süreç, 1990-1996 yılları arasında, geçici bir anayasadan nihai anayasaya uzanan, katılımcı ve barışçıl bir yöntemle yönetilmiştir.
Anayasa değişikliği hiç kuşkusuz yalnızca hukuki bir işlem değil, aynı zamanda demokratik meşruiyet, toplumsal uzlaşma ve yönetim reformu meselesidir. Bu yüzden süreç şu ilkelere dayanmalıdır:
✅ Katılım,
✅ Şeffaflık,
✅ Hesap verebilirlik
✅ Uzlaşı ve
✅ Hukukun üstünlüğü.
Kuramsal açıdan Anayasa bir “çoğunluk belgesi” değil, toplumun ortak sözleşmesidir.
Bu yüzden
✅ iktidar + muhalefet, ✅ sivil toplum ✅ akademi ve ✅ meslek örgütleri sürece dahil edilmelidir.
Modern kamu reformu anlayışında anayasa değişikliği, ✅halktan kopuk değil ✅halkla birlikte yapılmalıdır. Bunun araçları ise vatandaş panelleri, kamu istişare toplantıları, çevrimiçi görüş platformları ve referandum öncesi açık tartışma ortamıdır.
Değişiklik süreci mutlaka anayasa hukukçuları, yüksek yargı değerlendirmeleri ve bağımsız uzman raporları ile desteklenmelidir.
Anayasa değişikliği sürecinde şeffaflık ve bilgilendirme zorunluluğu olup süreç boyunca vatandaş, ✅ ne değişiyor?, ✅ nasıl değişiyor? ve ne sonuç doğuracak? sorularına açık cevap almalıdır. Bu amaca yönelik olarak ise resmi kamu bilgilendirme raporları, medya tartışmaları ve sadeleştirilmiş anayasa metinleri kamuoyunun hizmetine sunulmalıdır.
Anayasa reformu, aynı zamanda insan hakları sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı ve demokratik yönetişim normları ile uyumlu olmalıdır.
Sonuç olarak; demokratik meşruiyet gerektiren toplumun ortak sözleşmesi niteliğini taşıyan anayasalar sadece değişikliğin doğrudan etkilediği organların inisiyatifinde değil tüm paydaşların aktif katılımı, şeffaf ve uzlaşı kültürünün hâkim olduğu bir süreçte değiştirilmelidir.