Geçen hafta Perşembe akşamüzeri apartmanımızdaki tüm sakinler dairelerinden çıkarıldı. Binanın önünde bekleşen komşuların yüzünden korku akıyor, çünkü tüm apartmanı inanılmaz bir gaz kokusu sarmış. İtfaiyeciler tam kadro apartmandaki gaz kaçağını araştırırken dairelerde yaşayan Kıbrıslı Türkler, Vietnamlılar, Afrikalı öğrenciler, çoluk çocuk herkes sokakta.

Apartmanın altında Niyazi Manyera’ya ait bir depo var. Haftanın belli günlerinde gelip tamirat yapıyorlar ve bayağı rahatsızlık veriyorlar. Hatta şahsıma ait su deposunun iki kez hasara uğramasına sebep oldular. Normalde binanın altındaki depolar apartmanda yaşayanlara ait. Hacı Ali her nasılsa depoyu Niyazi Manyera’ya satmış. Hangi tapuyla sattı acaba? Bu durum yasal mı? Çok merak ediyorum. Burjuvalarımız bile estetikten yoksun olursa ekmek derdindeki ahali ne yapsın?

Öte taraftan apartmanın altında sığınak olarak yapıldığı için Sivil Savunma’ya ait olduğu iddia edilen depo pislik içinde ve etrafa korkunç bir koku yayılıyor. Kolordu komutanına soruyorum: Ülkemizin Sivil Savunma birimine ait olan bir sığınakta böylesi bir pislik nasıl oluşur? Eğer Sivil Savunma bu depoyu envanterinden düşmüşse gerekli bilgiyi ilgili birimlere verdi mi? Neyse gaz kaçağının olduğu gece herkes durumun ne olduğunu gördü de Lefkoşa Belediyesi gelip burayı temizledi ve mühürledi. İçeriden iki kamyon pislik çıkmış. Demek ki o berbat kokuya şaşırmamak lazımmış.

Bizim apartman istisna değil maalesef. Ülkemizin apartmanlarında yaşayanlar hayatlarını adeta zemin ve bodrum katlarında çöp bombalarının üstünde idame ediyorlar. Her tarafımız dökülüyor.

Neyse, yeniden gaz kokusu maceramıza geri dönelim. Hemen Köşklüçiftlik’te, askeri bölgenin sınırında olan apartmanımızın önünde bekleşiyoruz. Bu arada itfaiyecilere bir daireye itfaiye aracının merdivenlerinden yararlanarak çıkmalarını öneriyorum. Ne deseler beğenirsiniz? Lefkoşa İtfaiyesi’nde hiçbir aracın merdiveni 5 yıldan beridir çalışmıyormuş! Yani üçüncü dördüncü katta yangın çıksa koca Lefkoşa itfaiyesinin hiçbir aracında merdiven yok öyle mi? Bu nasıl bir devlet? Bu nasıl bir sorumsuzluk?

Gerçekten apartmanda bu vahim gaz kaçağı şüphesi olmasa, tesadüfen itfaiyecilerimizi dinlemesek bundan haberimiz bile olmayacak… Ülkemizin her yanı itfaiyecilerin merdivensiz yangın aracına sahip olması gibi tuhaflıklar içindedir. Yani hasbelkader yaşadığımız ve şansa akıp giden bir hayatımız var. UBP ya da CTP bu pısırıklık içinde bu meseleleri düzeltme ve tamir etme şansına asla sahip değildir. Mevzu çok derin ve köklüdür. Bu ülkeyi ve bu devleti siyasilerin eliyle ahalinin nefret objesi haline getirdiler. Bunu her seferinde söylüyorum. Bu inançsızlık hepimizi bitirecek.

Neyse sonunda apartmanda gaz kaçağı değil çöplerin metan gazına dönüşmesi olarak açıklanabilecek bir durum olduğu anlaşılıyor. Üç beş saatlik dışarda geçirilen zaman apartman sakinlerinin birbiriyle tanışmasını sağlamıştı. Memleketin neden bu hale geldiğini konuşarak herkes tekrar evine çekildi.

Bir tarafıyla tek kazanım apartmanı altındaki bu çöp bombasından kurtarmış olmak.

Açıkçası oturduğumuz dairelerin atlında, bodrumlarında ve sokaklarımızda oluşan bu çöplerin sebebini kendimizde aramalıyız. Bu nemelazımcılık herkesi yutup bitiriyor. Bu ülkenin temelinde hamurunda insan sevgisi, doğa ve toprak sevgisi hangi ara bu kadar kötü seviyeye düştü? Bunların mesulü kendimiziz. Bu sevgisizlik hepimizi bitiriyor. Sevgisiz ve çıkarı dışında bir derdi olmayan siyasetçilerin kimin ürünü olduğunu kestirmeden söyleyeyim: Biz, yani ahali. Sevgisiz ve çıkarcı siyasetçi ahalinin bir yansımasıdır. Bu işin başka bir açıklaması yok.

Yukarda yazdığımız gibi, apartmanımızın bodrumundaki çöpler nedeniyle çıkan sorunu yazmış ve Lefkoşa Belediyesi işini yaptı diyerek teşekkür etmiştik. Gelgelelim, bodrum katta yaşanan sorun nedeniyle cezayı apartmana kesmişler. Oysa burayı 30 kusur yıldır Niyazi Manyera şirketi kullanıyor. Oranın mülk sahibi ve kullanıcısı onlar. Apartman sakinlerinin konuyla ilgisi yokken cezayı onlara kesmek nasıl bir mantığa dayanıyor, anlamış değilim.