Ayarını bozduğunuz kantar…

Abone Ol

Uzunca bir süredir bu meslekteyim. Hatta başka bir mesleğim olmadı. Çeyrek asrı aşalı çok oldu. Hep ifade özgürlüğü basın özgürlüğü kavgası verdim. Hiç inanmadığım bir şeyi ne yazdım ne de söyledim. Motivasyonum mesleğim oldu. İtiraf ederim, sessiz kalmak zorunda bırakıldığım zamanlar olmuştur. Kimseye saldırmadım. Kalemimi silah olarak da kullanmadım. İşimi doğru yapmaya, adil olmaya ve bu prensipleri de gençlere aktarmaya çalıştım.
Şimdi hükümet diyor ki, “Bir yasa yapacağım ve ifade özgürlüğünü sınırlayacağım. Bu sınırları aşanları ise hapis ile cezalandıracağım”.
Hapis değilse de ödenmeyecek para cezaları sonrası hapis.
Yasaya elbette ki karşıyım ancak diğer taraftan da eline telefon alanın dilediği gibi hakaret edebileceği, dilediği gibi yalan söyleyebileceği, arzu ettiği gibi iftira atabileceği bir ortama da karşıyım.
İşte gazetecilik mesleği bu noktada kıymetli oluyor ama kıymetini bilen yok. Yasayı çıkarmak isteyenler yavaş yavaş anlıyor ama çok geç galiba.
İşini doğru düzgün yapmak için canını dişine takan meslektaşlarıma, “Bir falanca kadar olamadınız” diyerek eleştiri getirenler de düşünsün biraz da bence.
Sözü edilen “falancalar” herhangi bir gazetecilik prensibi bilmeyen, sorumluluğu taşımayan, dambur dumbur istediğini söyleyen, belden aşağı eleştiriyi karakteristik özelliği haline getiren, iddianın ispatının gazetecinin sorumluğu olduğundan bihaber olan, eleştiri ile saldırı arasındaki farkı bilmeyenlerdir. Onları gazeteci diye tanımlayarak kullananları finanse edenler düşünsün biraz da.
Basın özgürlüğü arkasına saklanarak mesleğimizi kirletenlere göz yumuldu, hatta teşvik edildi ne yazık ki.
İçinde gazetelerin bulunmadığı yapılar tek sayfalık gazeteler yaptılar. Türkçe olmayan adına haber diyemediğimiz metinler yayınladılar. Yayınlattılar. Organize bir şekilde saldırdılar ya da savundular. Hep bu faaliyetler gazetecilik meslek alanı içinde yapıldı.
Şimdi hükümet hepimizi keyfi bir şekilde içeriye sokmak için hazırladıkları ceza yasası değişikliğini gündeme getirdi.
Sanki yeteri kadar yasa yokmuş gibi. Sanki hakaretten yargılananlar ya da hukuk mahkemelerinde kendisini ifade etmeye çalışanlar yokmuş gibi.
Sanki yabancı devlet büyüklerine hakaret yasalarımızda suç değilmiş gibi. Sanki hakaret ya da iftira suç değilmiş gibi.
Çok severim bu atasözünü, çok da kullanırım: “Ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar”
Ayarını bozduğunuz medya. Gerçek gazetecilere karşı kendinizi korumak için yarattığınız canavarların sizi yemesini önlemek için yasaları değiştirmeye çalışıyorsunuz.
Sonuna kadar karşıyım.
Basın ve ifade özgürlüğünün arkasına saklanarak enformasyon alanını zehirleyenlere de karşıyım ama.
Tek savunduğum doğru ve gerçek gazetecilik… Çok arayacağız, çok arayacaksınız…
Medyanın ayarını bozdunuz bir kere…
Ne yaparsanız yapın, ne yasa çıkarırsanız çıkarın. Ayarını bozduğunuz kantar gün gelir sizi de tartar, tartıyor.

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }