Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelik enerji projelerinde yeni bir aşamaya geçildiğini açıkladı. Bayraktar, KKTC’ye doğal gaz ulaştırılması amacıyla denizdeki çalışmalara başlandığını, projenin inşaat sürecine ise yabancı şirketlerin ilgi gösterdiğini belirtti.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamındaki Enerji Yuvarlak Masa Toplantısı’nın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bayraktar, Türkiye’nin enerji gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
KKTC’nin elektrik sorununun kalıcı çözümü hedefleniyor
KKTC’ye yönelik enerji projelerine de değinen Bayraktar, adanın enerji ihtiyacının uzun vadeli ve kalıcı şekilde karşılanmasını hedeflediklerini söyledi.
Doğal gazın KKTC’ye ulaştırılması için deniz çalışmalarının başladığını belirten Bayraktar, yabancı şirketlerin de projenin inşaat aşamasına ilgi gösterdiğini ifade etti.
Bayraktar, kurulacak altyapının yalnızca KKTC’nin enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik olmadığını, gelecekte Doğu Akdeniz’de keşfedilebilecek doğal gaz kaynaklarının Türkiye’ye taşınmasına da imkan sağlayacak şekilde planlandığını kaydetti.
Türkiye’de ilk SMR için 2030’ların ilk yarısı hedefleniyor
Türkiye’nin nükleer enerji çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Bayraktar, Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) arasında küçük modüler reaktörler (SMR) konusunda işbirliği anlaşması imzalandığını belirtti.
Söz konusu işbirliğinin Orta Asya ve Türk Cumhuriyetlerini de kapsayacağını ifade eden Bayraktar, Türkiye’nin nükleer enerji alanındaki sanayi kapasitesini teknoloji geliştirme boyutunda da ileri taşımak istediklerini söyledi.
Kanada ile de nükleer enerji alanında işbirliği fırsatlarının değerlendirildiğini aktaran Bayraktar, elektrifikasyon sürecinde nükleer enerjinin önemli bir yere sahip olduğunu ve projelerin mümkün olan en kısa sürede devreye alınmasını hedeflediklerini belirtti.
SMR yatırımlarını teşvik etmek amacıyla çeşitli teşvik ve muafiyetleri içeren bir düzenleme üzerinde çalışıldığını açıklayan Bayraktar, Türkiye’de ilk SMR’nin 2030’ların ilk yarısında devreye alınmasını umduklarını söyledi.
Bayraktar ayrıca, Fransız enerji şirketi EDF ile nükleer enerji alanında yakın zamanda bir işbirliği anlaşması yapılmasının planlandığını belirtti. İşbirliğinin yalnızca yatırım değil, işletme ve güvenlik konularında tecrübe paylaşımını da kapsayacağını ifade etti.
Veri merkezlerinin enerji talebi artacak
Bayraktar, Türkiye’de veri merkezlerinin enerji talebinin 2035 yılına doğru 5 ila 10 teravatsaat seviyesine ulaşmasını beklediklerini kaydetti.
Enerji ihtiyacındaki artışın karşılanması için nükleer enerji dahil olmak üzere farklı kaynakların devreye alınmasının önemine işaret etti.
Kalkınma Yolu için enerji hatları vurgusu
Kalkınma Yolu Projesi’ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, projenin ekonomik boyutunu güçlendirecek unsurların başında enerji hatlarının geldiğini söyledi.
Bu kapsamda doğal gaz ve petrol boru hatlarının yanı sıra elektrik ara bağlantısının da kurulmasının planlandığını belirten Bayraktar, söz konusu enerji hatlarından elde edilecek gelirlerin Kalkınma Yolu altyapısının finansmanına katkı sağlayabileceğini ifade etti.
2035’e kadar 13 milyon elektrikli araç hedefi
Türkiye’de otomobil sayısındaki artışa paralel olarak akaryakıt talebinin de yükseldiğini belirten Bayraktar, enerji alanındaki dışa bağımlılığın azaltılması açısından ulaşımda elektrifikasyonun kritik olduğunu vurguladı.
Bayraktar, artan petrol talebinin yönetilebilmesi için 2035 yılına kadar Türkiye’de yaklaşık 13 milyon elektrikli aracın bulunması gerektiğini, bu araçların ihtiyaç duyacağı altyapı için de en az 1,3 milyon şarj istasyonuna ihtiyaç duyulacağını söyledi.
Bu dönüşüm kapsamında 2035’e kadar dağıtım şebekesine 50 milyar dolar, iletim şebekesine ise 30 milyar dolarlık altyapı yatırımı gerektiğini kaydetti.
Kritik madenler enerji dönüşümünün parçası
Maden sektörünün de enerji politikalarından ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Bayraktar, Türkiye açısından altının yanı sıra nadir toprak elementleri ve diğer kritik madenlerin stratejik önem taşıdığını söyledi
Kritik madenlerin enerji dönüşümü ve sanayi üretimi açısından önemine dikkat çeken Bayraktar, nadir toprak elementlerinin zenginleştirilmesi ve saflaştırılması konusunda çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Eti Maden’in yeni dönemde stratejik madenler alanında daha güçlü bir büyüme stratejisi izleyeceğini ifade eden Bayraktar, Türkiye’nin maden sektöründe önemli bir potansiyele sahip olduğunu ve şirketlerin bu alandaki yatırımlarının teşvik edildiğini kaydetti.