Belli ki ne Rumları tanıdınız ne Kıbrıs sorununu bilirsiniz, Bayan Holguín

Abone Ol

Kıbrıs’ta eşit iki halk vardır, eşit derken varlık olarak demek istedim, insanlık olarak vicdan merhamet, doğruluk olarak değil. Bir hayal uğruna daha güçlüdür diye ortağına saldırarak katliamlar yaparak, ortaklıktan kovarak, yerinden yurdundan ederek, yıllarca ablukada tutarak isteklerini kabul ettirmek ve boyun eğdirmek için, işgal ettiği ortaklığı kendi hanesinde tutmak için yapmadığını bırakmayan sonra da dönüp biz hiçbir şey yapmadık, iki defa darbe de yapmadık, hatta bir Türk bile öldürmedik aksine Türkler öldürdü yalanlarını dünyaya kabul ettirmek için, ortağımızla gül gibi içli dışlı sarımsak başlı yaşarken durup dururken ansızın anaları bize savaş açarak yerimizden yurdumuzdan ederek, öldürerek malımıza konup işgal etti safsatalarını hala sürdürenlerin arkasında duran BMGK’nin atadığı memurların bu düpedüz yalanları güya gerçekmiş gibi sanıp buna göre hareket etmesi asla kabul edilemez.

Şimdilerde ortalarda dolaşan bay Guterres veya bazılarına göre bayan Holguin menşeli güya çözüm planına yahut çözüm fikirlerine Kıbrıs Türk halkının büyük tepki göstermesi gayet yerindedir. Bayan Holguin bu hususta açıkça teşvikte bulunurken ‘ Kıbrıslılara ‘ diye çağrı yapması eski köye yeni adet niteliğindedir. Dedik yukarıda, iki eşit taraf vardır, Türk Halkı ve Rum halkı doğrusu budur. Nereden çıktı ‘ Kıbrıslılar’ sözcüğü, bunu kasıtlı kullanmıştır. Efendim, ‘ Hakları koruyacak, ortak, müreffeh ve güvenli gelecek ‘ çağrısı. Bu sözler gayet hoş, güzel, keşke olabilecek durum yaratılsa. Lakin bunlar belki başka yerlerde olabilir, olmayacak bir yer varsa Kıbrıs’tadır ve sebebi de Rumlardır.

3 tane garantör ülke vardı 1960 Antlaşmasında ama ortaklardan birinin hakları, Rum ortak tarafından hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde gasp edilmiştir, buna karşı direnen Türk Halkı da büyük bedeller ödediği halde bu gün oldu bu haklarını elde edememiştir. Meseleye 11 yıl sonra meşru müdahalede bulunan Anası Türkiye dahi bu haklarını kurtaramamıştır. Müdahaleye sebep ise diğer ortağın güya garantörlerden birisi olan Yunanistan’ın Cuntasının ortak Kıbrıs Cumhuriyetine Rumların terör örgütü EOKA B ile beraber yaptıkları ikinci büyük darbedir. Rumlar, bu darbede dünya efkarında siyaseten hiçbir zarar görmemişler aksine daha da destek görmüşlerdir. 1963’te silah zoruyla işgal ettikleri Kıbrıs Cumhuriyetinin tek taraflı yönetimini ve egemenliğini elinde tutmaya devam etmiştir.

Bunun başlıca sebebi de, Cumhuriyete 21 Aralık 1963’te yaptıkları birinci darbeyle ele geçirdikleri bütün devlet organlarının, iki buçuk ay sonrasında toplanan BMGK’in, işgal ettikleri Kıbrıs Cumhuriyetinin yönetimi ve egemenliği 3 aylık bir zaman için güya geçici olarak darbecilerde kalmasına dair aldığı 186 sayılı kararın sayesindedir. Güneyde Mecliste 3 defa alınmış ENOSİS kararı vardır, tazelenmiş. Siyasi Partilerinde de karar vardır. Ezelden ebede Türk düşmanlığı vardır, okullarda okutulur, kiliselerde pekiştirilir. Açıkça saldırgan ve darbeci oldukları alenen ortadayken, emperyallerce, tarafsız olması gereken dünya kuruluşlarınca ta ezelden beri yaptıklarına bakılmaksızın yahut aldırış edilmeksizin sürekli desteklenmesi, aksine masum Türk Halkının ise hep cezalı tutulması gerçeği ortadayken, bu kesimlerden sürekli gelen baskı, kimi zaman sahte vaatlerin hep bize yönelik olması iyice düşünmemizi gerektirir diyorum. Da size kanıp da Annan Referandumunda olduğu gibi EVET deyip gene şapa oturursak ki buna hiç şüphem yoktur, sizi nerelerde bulabileceğiz acaba bayan Holguin ve bay Guterres hesap sormaya??? Tedbirli olmalıyız, sütten ağzımız çok yandı zira!!!!

Kıbrıslıların dediğin bayan Holguin, işte o zaman bile hem de tamamen masum olduğu halde Türklerin haklarını BMGK bile koruyamadı, tam aksine kendi elleriyle darbeci tarafa hediye ettiler, ki bu gün itibarıyla 748 aya varmıştır uzatmalarla, hakları koruyacak dediğin martavalın. Ortak müreffeh ve güvenli gelecek, Kıbrıs’ta Rumların geçmişte yaptıkları darbelerin, katliamların işkence ve insan hakları gasplarının, zulümlerin gerek BMGK ve gerekse Uluslararası Hukuk ve AİHM nezdinde hesabı sorulmadan, aksine üstünden ta o zamanlardan günümüze kadar ve hala mükafatlandırma, her açıdan desteklenme devam ettiği sürece ne hak yerini bulur ne de Kıbrıs’ta o dediklerinizin zerresi dahi olmaz. O yüzden bay Guterres, bayan Holguin, bu güne kadar BMGK’nin izlediği yol, tek taraflıdır, çifte standartlıdır, Adaletle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Zaten 3 aylık kararın 748 aya ulaşması bunun açıkça ortaya koymaya yeterlidir. O güzel sözler güzel dilekler bu şartlarda mümkün olamaz, suçlular masum, masumlar suçlu tutulduğu sürece asla mümkün değil.

Hele ve gene hele, ‘ Kıbrıslıların bu kez kalıcı bir çözümü müzakere etmek için tarihi fırsatı değerlendireceklerini içtenlikle umuyorum ‘ da ne demek. Bayan Holguin, haberiniz yok galiba, BM bütün çözüm planlarını Referandum da dahil olmak üzere, O yargısız infazla suçlu muamelesi yaptığınız ambargolar izolasyonlarla dünyadan izole edip bir kenara attığınız Türk tarafı hepsini kabul etmiş olan taraftır. Ret eden taraf Rum tarafıdır, bilmezseniz öğreniniz bayan. Tekrarlayım Kıbrıslılar değil, doğrusu Türk tarafı hem Rum tarafıdır. Gene biz Türk tarafını suçlamayı sürdürür, alıştılar, Durali misali. Dediğimiz gibi, BMGK-AB’nin Türkiye’ye teşekkür, Kıbrıs Türk Halkına da özür borcu vardır.

Gelelim Avrupa Halk Partisi başkanı bay Weber’e, Kıbrıs sorunu AB’nin meselesidir, iki eşit devletliliği kabul etmezmiş, daima Rum tarafının yanındaymış! Ta Görneç’linin dediğinden derdi eskiler, ister kabul et ister etme, sana mı soracağız nasıl yaşayacağımızı, neye karar vereceğimizi. Kıbrıs Türk Halkını yok mu sayıyorsunuz hala da iradesini es geçip kendi fikirlerinizi isteklerinizi empoze etmeye çalışırsınız??? Hani insan hakları, halkların iradesi?? Daha güya Halk Partisidir. Kıbrıs Türk Halkı, 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin iki eşit ortağından biridir. Rumlarca işgal edilen gasp edilen haklarına siz mi kondunuz, Rum ortağın Türkler hakkında söz söyleme yahut karar alma hakkı yokken sen ne oldun ki, sana laf söyleme düşmez, başka şey düşer. AB’nin büyük hatası ve taraflı olması, 1 Mayıs 2004’ten beri devam etmektedir. Rum başkan imza attı diye , deniz mundar olmaz, Türklerin hakları da ziyan olmaz, oldubittilerle de gerçekler ört bas olmaz bayım.

Sayın CB Erhürman, bay Guterres’in çabalarını destekleriz, desteklemeye de devam ediyoruz, sakin şekilde çalışırız, telaşa gerek yok, provokasyonlara, oyunlara gelmeyiz , halkımızın çözüm iradesi açıktır ‘ dedi. İyi güzel de, Güneyin Kıbrıs Cumhuriyeti olup olmadığını, Güneyi Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul edip etmediğini hiç söylemedi, 186 kararını da hiç eleştirmedi bildiğim kadar. Bana göre hiç konuşulmamış gözden kaçan çok önemli şeyler vardır. Çözüm olur olmaz o ayrı, lakin olası bir çözümde Güneye yerleşen ve üsler verilen hepimizin bildiği ülkelerin askerleri hem bu ülkelerle özellikle askeri alanda yaptıkları ve hepsinde de Yunanistan’ın olduğu ittifak antlaşmaları ne olacak, geçerlilikleri son mu bulacak, yoksa onları da önümüzde mi bulacağız??? Ben bunu çok önemsiyorum, zira hepsi de bizim ve Türkiye’mizin aleyhinde olan anlaşmalardır. Ben şimdiden bilgiye getirmek istedim, yumurta kapıya dayanmadan, iş işten geçmeden, yani!!