☰
✕

Bir Unvan, İki Boş Sandalye

Abone Ol

Cyprus Forum’da yaşananlar, sadece LTB Başkanı Mehmet Harmancı’nın unvanı etrafında çıkan bir kriz değil. Çünkü son aylarda ardı ardına benzer olaylar yaşandı.

Önce Girne Kalesi’nde yapılacak Nexus müzik festivali gündeme geldi. Faşist ELAM tepki gösterdi, diplomatik girişimler yapıldı ve organizasyonun uluslararası ortağı etkinlikten çekildi. Ardından Barcelona futbol akademisinin Kıbrıslı Türk çocuklara yönelik kampı hedefe konuldu. ELAM iptal çağrısı yaptı; Rum yetkililerin bağrış-çağrışlarının ardından kamp iptal edildi.

Benzer bir tablo Cyprus Forum’da da ortaya çıktı. Rum yetkililer bir kez daha ELAM’ın arkasına saklandı.

ELAM, Mehmet Harmancı’nın programa “Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı” olarak yazılmasına itiraz etti.

Forum yönetimi unvanı değiştirmeye kalkınca Harmancı çekildi; ardından Lefkoşa (Rum) Belediye Başkanı Haralambos Prountzos da dayanışma amacıyla katılmama kararı aldı.

***

İşin ironisi tam da burada; Cyprus Forum’un geçmiş programlarında Harmancı aynı unvanla yer almış, iki belediye başkanı birlikte Lefkoşa’nın ortak sorunlarını ve iki toplumlu iş birliğini konuşmuştu.

Üstelik “Lefkoşa Türk Belediyesi” sıradan bir “KKTC kurumu” tartışmasına indirgenebilecek bir yapı değil.

Türk belediye yapılanmasının kökleri 1958’e uzanıyor. 1959 tarihli sömürge mevzuatı Türk belediye komitelerine hukuki çerçeve kazandırdı; 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın 173. maddesi ise Lefkoşa dahil beş kentte ayrı Türk belediyelerini açıkça öngördü.

Dolayısıyla LTB için hiçbir hukuki ve anayasal geçmişi olmayan “sahte bir kurum” görüntüsü yaratmak, tarihsel gerçeklikle örtüşmüyor.

***

Daha düşündürücü olan Rum yönetiminin ELAM ile aynı hatta yer alması ve olayların birbirini izlemesi.

Barcelona kampında hükümet sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, yaptıkları girişimleri savundu. Rum lider Nikos Hristodulidis de benzer iptalleri mevcut statü sürdüğü müddetçe “normal” olarak nitelendirdi.

Bu nedenle mesele artık yalnızca ELAM’ın ne söylediğinden ibaret değil. ELAM’ın gündeme taşıdığı başlıklarla Rum devlet politikasının aynı yönde ilerlediği açıkça görülüyor.

Güney basınında da buna yönelik eleştiriler var. Cyprus Mail, ELAM’ın artan siyasi ağırlığının ardından bazı kurumların Kıbrıslı Türklerle ilişki biçimlerini değiştirmeye başladığını yazdı.

***

Peki “görünmezlik” barış üretir mi? Asıl sorun burada başlıyor.

Ünlü bir kulübün 2-3 yetkilisinin çocukların futbol kampına katılması, Girne’de bir müzik festivalinin yapılması devletin tanınması anlamına gelmez.

Bir belediye başkanının tarihsel ve anayasal geçmişi bulunan unvanıyla bir foruma katılması da bir devleti tanıtmaz.

Ama bunların engellenmesi, Kıbrıslı Türklerde “dünyaya açılan her pencerenin kapatıldığı” algısını güçlendirir.

Bunun siyasi faturası ise özellikle federal çözümü ve iki toplumlu iş birliğini savunan Kıbrıslı Türk çevrelere çıkarılır. Belki de amaç tam da budur.

Çünkü yıllardır topluma anlatılan tez şu: Çözüm ve iş birliği Kıbrıslı Türkleri dünyaya yaklaştıracak, izolasyonu azaltacak.

Fakat çocukların futbol kampı iptal edildiğinde, uluslararası etkinlikler engellendiğinde, bir barış forumunda seçilmiş Kıbrıslı Türk belediye başkanının unvanı değiştiğinde, bu tezi savunmak giderek zorlaşıyor.

İşte tam da bu nedenle Cyprus Forum olayı bir unvan tartışmasından daha büyük.

Gelişmelerin sonunda “Barış ve Demokrasi” mesajlarının verileceği sahnede, Lefkoşa’nın iki tarafından da belediye başkanı kalmadı.

Bugün önümüze düşen fotoğraf ise çok düşündürücü:

Bir taraf Kıbrıslı Türklerin görünürlüğünü “tanınma” tehlikesi olarak görüyor; diğer taraftan ise “görünmez” kalırken “barışa inanması” bekleniyor.