Biz kendi işimize bakalım

Abone Ol

Kıbrıs konusunda bir kez daha “hareketli” günlerden geçiyoruz.
Burada “hareket” kelimesi tırnak içerisinde çünkü öyle bir durum yok aslında.
Sadece görüntü itibarıyla öyle olduğunu düşünmekteyiz.
Hareket diyebileceğimiz tek şey de zaten BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’a gelmiş olmasıdır.
Guterres Kıbrıs’a geldi, çünkü gidebileceği başka bir yer yok.
Görev süresinin son dilimine yazacak bir şeyler olsun diye Kıbrıs’a gelmiştir.
Bu kadar net..!
Güney Kıbrıs’a bakıyoruz, onlarda bir heyecan veya başka yönde bir hareketlenme yok.
Ama biz nedense özellikle de son bir haftadır ortalığı yaktık, kavurduk.
Bir kesim “dayatma yapacak” diye diğer kesim ise “bu sefer olsun” diye yazıyor, çiziyor ve konuşuyor.
Nedense biz Kıbrıs meselesine çok fazla takılmış durumdayız.
Tüm sorunların nedeni olarak onu görüyoruz.
Evet, çok da yanlış sayılmaz.
Yaşadığımız bir çok sorunun temelinde Kıbrıs meselesi yatmaktadır.
Ama hepsinin değil.
Bir kısmını da bizler yaratmaktayız.
Öte yandan tüm sorunlarımızın çözümünü de yine Kıbrıs sorununun çözümünde görmekteyiz.
Bu da bir yere kadar doğrudur, mesele çözülürse elbette durumumuz farklılaşacaktır.
Ama tek çare değildir.
Bizim de yapabileceğimiz çok şey vardır.
Ekonomi dahil bugün yaşadığımız tüm sorunların çözümü elimizdeyken, tamamen bizim dışımızda olan bir inisiyatife bel bağlıyoruz.
Karşı taraf ile Kıbrıs meselesine bakış açılarımız bu kadar farklıyken konunun bir anda çözülebileceğine hala inanıyorsak bunun adına ne denir ben bilmiyorum.
Çözüm dediğimiz sonucun kendi elimizde olduğunu, bazı ezberlerimizi hayata geçirdiğimizde işin neredeyse kendiliğinden çözüleceğine inanıyoruz.
Kimimiz buna inanıyor, kimimiz ise inanmamakla birlikte ideolojik bir yol olarak destek verir görünüyor.
Sonuç tam bir hayal kırıklığı ve kaos..!
Guterres gelip gidecek.
Süslü sözler edecek.
Çözüme giden yolun bizlerin elinde olduğunu, kendisinin sadece aracı olduğunu söyleyecek.
Ve sonrasında biz mevcut durumumuzla yine baş başa kalacağız.
Halbuki kendi işimize baksak her şey çok daha farklı olacak.
Önümüzde iki önemli seçim var.
Bu iki seçime fark yaratarak gidebiliriz.
Bugüne kadarkinden farklı bir aday yapısı ile gidişatı değiştirebiliriz.
Tüm partilerimiz için geçerli olan bir durumdur bu.
Ülkemizin çok sayıda değerli ve konularında uzman, güvenilir ve dürüst isimleri mevcut.
Onları teşvik etmeli ve siyasetin içerisine katmalıyız.
Bunun için de öncelikle siyasi yapımızın aksayan yönlerini düzeltmeliyiz.
Kaliteli isimleri yönetime getirmezsek sorunlarımızı çözemeyiz.
Mevcut siyasi kadronun ciddi bir takviyeye ihtiyacı var.
Elbette yola devam edeceklerimiz de vardır.
Ama teşekkür ederek yollarımızı ayırmamız gerekenler de var.
Siyasette kaliteyi daha da artırmalı, seçkin isimlerin aday olması için çalışmalıyız.
Bu ortamı yaratmak hepimizin görevidir.
Guterres gelir, Guterres gider…
Değişen bir şey olmaz.
Yeter ki biz işimize bakalım….