Beyarmudu Kara Giriş Kapısı’ndaki sorunları yerinde incelemek ve vatandaşların bu konudaki şikayetlerini haber yapmak için bölgeye giden muhabirimiz Ahmet Karagözlü, Sovereign Base Areas Administration (SBA) yani ‘Egemen Üs Bölgeleri İdaresi’ polisinin engeliyle karşılaştı.
SBA polisi, İngiliz Üsler Bölgesi’nde kilometrelerce uzayan araç kuyruğunun fotoğrafının ve video kaydının yapılmasını sakıncalı buldu.
Karagözlü’nün telefonuna el koyan SBA polisi, telefonla çektiği tüm görüntüleri ve videoları sildi, telefonuna da bir süreliğine el koydu.
Ahmet Karagözlü’nün “Neden basına müdahale ediyorsunuz?” sorusuna da küstahça bir yanıt veren SBA polisi, “Burası İngiliz toprağı, burada bizim sözümüz geçer. Fotoğraf ve video çekemezsiniz” dedi.
Bak sen? Orası İngiliz’in toprağıymış da onun sözü geçermiş de orada fotoğraf, video çekilemez, haber yapılamazmış…
Sanırsınız efendilerin silahlarını, mühimmatını fotoğraf çekiyor, askeri planlarını ifşa ediyoruz.
İki tarafı bir barikat ayırıyor, biz kendi derdimizde, oradaki eziyeti haber yapmaya çalışıyoruz, efendiler, barikatın birkaç metre ilerisi kendilerininmiş diye fotoğraf çektirmiyor.
Asıl “Keçi can derdinde, kasap et” meselesi…
Biz ne dertteyiz İngiliz SBA polisi ne dertte?
SBA polisine bak sen; kraldan çok kralcı…
Büyük Britanya’nın gururlu büyük SBA polisleri…
Nasıl bir gaz vermişlerse bunlara, kendilerini tanrı sanıyorlar…
Orası İngiliz toprağıymış da onun sözü geçermiş…
Zaten biz Kıbrıslılar kendi memleketimize “memleketim” diyemez olduk, bizden başka herkes buralarda hak sahibi…
Tamam anladık “Egemen Üsler Bölgesi” sizin, peki biz geldik sizin kampınıza girdik, askeri kuralları ihlal mi ettik?
Biz bölge halkının o kapıda çektiği eziyeti yansıtmak, yetkililere buna çare bulsun diye çağrı yapmak için oradaydık…
İşin can sıkan tarafı nedir biliyor musunuz? O SBA polisleri arasında Kıbrıslı Türkler de vardı ama soyuna ihanet eden keklik hikayesinden fırlamış gibiydiler.
Diyeceksiniz ki; “Ne yapsınlar onlar da emir kulu…”
Evet emir kulu olabilirler ama inisiyatif diye bir şey vardır.
Orada olan emir kulluğu falan değil, kendi insanını anlayamayacak kadar kendinden geçmiş kraldan çok kralcı olmuş insan görüntüsüydü.
Kendi memleketinin bir tarafından diğer tarafına geçeceksin, bin türlü eziyet.
Bir SBA polisinin zorluk çıkarması eksikti…
Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumları birbirine düşürüp kavga ettiren, savaştıran, kendi varlığını da hep Kıbrıs’ta koruyan İngilizler aslında Kıbrıs’ta bir çözüm olmasını istemez.
Çözüme varmış bir Kıbrıs’ta bir gün onları adadan kovacakları endişesini taşırlar.
Çoğu kez konuşurken “Adamız ortasından ikiye ayrıldı” diyoruz da bir parçasının da İngiltere yönetiminde olduğunu unutuyoruz.
Bu Kıbrısçık aslında üç parçaya bölünmüştür.
Ağrotur ve Dikelya’daki “Egemen Üs Bölgesi” maalesef Britanya’nın denizaşırı toprağıdır.
Yani o SBA polisinin “Burası İngiliz toprağıdır” sözü maalesef gerçektir.
Gerçektir de öyle kaba olmalarına ve muhabirimizi engellemelerine gerek de yoktur.
1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda, o anlaşmada Birleşik Krallık’ın Ağrotur ve Dikelya’daki askeri üsleri üzerindeki egemenliğinin devam ettirilmesi de karara bağlanmıştı.
Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuş ama Kıbrıslılar sömürgecisini tamamen adadan çıkaramamıştı.
Üstelik de Kıbrıs’ın garantörlerinden biri olarak konumlandı…
Osmanlı İmparatorluğu’nun 1878 yılında Kıbrıs’ı Birleşik Krallık’a kiralamasından bu yana İngilizler bu adadan bir daha çıkmadı.
Yazıyı da tarih dersine çevirdik ama biliyorsunuz, 1914’te Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin yanında değil de karşı tarafta yer alması nedeniyle İngiltere Kıbrıs’ı ilhak etti.
Tabii ki İngilizler, Ağrotur ve Dikelya’daki “Egemen Üs Bölgesi”nji nostalji olsun diye tutmuyor.
Orası İngiltere için stratejik bir askeri üsttür, bölgedeki çıkar çatışmaları çerçevesinde önemli bir kozdur.
Doğu Akdeniz’i bir anlamda radarında tutmak, bu çerçevede NATO için önemli bir aktör olmak adına üsler bölgesi oldukça önemlidir. Ta uzaklardan gelmesine gerek yoktur, gerekirse buradan kalkacak uçaklar hedefi vuracaktır…
Şimdi diyeceksiniz ki; “SBA polisi Karagözlü’nün fotoğraflarını ve videolarını sildi, sen de doluymuşsun, içindekilerini döktün…”
Eh biraz öyle oldu… Daha çok şey söylemek isterdim de neyse…
Sonuçta Ahmet birkaç adım geriye geldi, bu tarafa geçti ve o fotoğrafları yine çekti.
Ancak kendi memleketimizde bu çağda halen eski sömürgecimizin engeliyle karşılaşıyor olmak, kendi memleketimin bir parçasını sahiplenmeleri, ev sahibi havalarına girmeleri, üstelik de SBA polisi yaptıkları kendi insanımızla bize engel çıkarmaları, yukardan bakmaları, İngiliz gururuyla ezmek istemeleri gücüme gidiyor doğrusu…
Bu yazdıklarım da İngiliz Yüksek Komiserliği’ne açık mektubum ve sitemim olsun…
SBA polisi görevini yapsın ama böyle gereksiz engellemeler yapmasın, böyle yapmakla Birleşik Krallık yücelmez, tam tersine nefret ve öfke toplar…