Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğünün teyit edilmesi üzerine dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Şahali, yaşananların “stratejik bir zafer mi yoksa sonu belirsiz büyük bir kumarın ilk eli mi” olduğu sorusunu gündeme taşıdı.
ABD’nin İran’ın nükleer kapasitesini ortadan kaldırmayı ve aynı zamanda rejim değişikliğini hedeflediğine yönelik açıklamalarına işaret eden Şahali, “Bu iki hedefin aynı anda gerçekleşmesi mümkün değildir. Stratejik hedefi net olmayan bu savaş başlangıcı, Irak ve Afganistan örneklerinde olduğu gibi ABD’nin kendisini yeni bir bataklığa sürüklemesi anlamına gelebilir” ifadelerini kullandı.
Şahali, ABD iç siyasetinde yaşanan gelişmelere de dikkat çekerek, özellikle kamuoyunda tartışma yaratan Epstein skandalının ardından Başkan Donald Trump’ın siyasi itibar kaybı yaşadığını savundu. Başlatılan savaşın, “kaybedilen siyasi itibarın yeniden toparlanması amacı taşıyıp taşımadığı” sorusunun meşru olduğunu belirten Şahali, Trump’ın hem ABD’yi hem de bölgeyi büyük bir riskin içine attığını ileri sürdü.
Amerikan Kongresi’nden onay alınmadan harekete geçildiğini, geleneksel müttefiklerin henüz açık bir destek ortaya koymadığını ve Amerikan halkının da sürece güçlü bir güven duymadığını öne süren Şahali, mevcut tabloda önceliğin “uluslararası güvenlikten çok kişisel siyasi güvenlik” izlenimi verdiğini kaydetti.
Kasım ayında yapılacak seçimlere işaret eden Şahali, siyasi kayıpları minimize etme arayışının dünyayı tehlikeli bir sürece sürükleyebileceğini belirtti. “İran çok kötü” söylemiyle başlatılan savaşın çok sayıda ihtimali barındırdığını dile getiren Şahali, olası hedefler arasında Kıbrıs ve hatta Türkiye’nin de bulunabileceği uyarısında bulundu.
Şahali, gelişmelerin Kıbrıs’a etkisinin Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına bağlı olarak dünya ekonomisinde yaşanabilecek dalgalanma ve maliyet artışlarıyla sınırlı kalmasını temenni etti. Savaşın büyümeden sona ermesini dileyen Şahali, İran’da rejimin yeniden tahkim edilmesi sürecinde demokratikleşme ve insan haklarına duyarlılığın da gündeme gelmesi gerektiğini vurguladı.