Hatırlanacağı gibi; geçmiş cumhurbaşkanlığı seçimleri dikkate alındığında son seçimlerde ilk kez bir sol lider Kıbrıs sorunu ve federasyon kelimelerinden daha çok ciddiyet ve liyakat kavramlarını ön plana çıkarmıştır.
Erhürman, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da liyakat ve ciddiyet kavramlarına vurgu yapmaya devam etmiştir.
Gerek tüzel gerekse özel kişilik boyutunda olsun hiç kuşkusuz başarının sırrı bu iki kavramda saklıdır. Şöyle ki, ciddiyet niyet ve tutumla ilgiliyken, liyakat kişinin yeterliliği ve ehliyeti ile ilgilidir ve bu ikisi birleştiğinde kalıcı başarıya ulaşılabilir.
Liyakat ile ilgili akademik literatürde birçok tanım bulunabilir. Ancak, sanıyorum en kısa ve öz tanımını "İşi ehline verin” şeklinde peygamberimiz yapmıştır.
"İşi ehline verin" (emaneti ehline teslim edin) sözü doğrudan bir peygamberin sözü olmaktan ziyade, Kur'an-ı Kerim'in Nisa Suresi 58. Ayeti'nde Allah tarafından emredilen ve Hz. Muhammed (s.a.s.) tarafından temel bir prensip olarak vurgulanan bir ilkedir; bu, özellikle Hz. Muhammed'in devlet yönetimi, görevlendirmeler gibi konularda liyakati esas alarak uyguladığı temel bir kuraldır.
Tufan Erhürman özelinde konu Cumhurbaşkanlığı olduğuna göre; liyakat kavramına yönelik olarak Cumhurbaşkanlığına özgü işlere ve bu işleri yapmaya ehli kişilere odaklanmamız gerekiyor.
Cumhurbaşkanlığına özgü işler ise hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanının Anayasal görevleri/sorunlulukları ile Kıbrıs sorununa ilişkin alanları kapsayacaktır.
KKTC Anayasasının 102. maddesinin aşağıdaki 1. ve 2. şıkkı Cumhurbaşkanının en önemli yetki ve görevlerini belirtmektedir:
(1) Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla, Devletin ve toplumun birliğini ve bütünlüğünü temsil eder.
(2) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Anayasasına saygıyı, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle yürütülmesini ve Devletin devamlılığını sağlar.
KKTC cumhurbaşkanının ayrıca üçlü kararnameleri imzalama ve YÖDAK gibi kurumlara başkan atama gibi yetki ve sorumlulukları bulunmaktadır.
Yukarıdan da anlaşılacağı gibi; KKTC Cumhurbaşkanlığında anayasal ve yasaların verdiği yetki ve sorumluluklar yanında toplum liderliğinden kaynaklanan hukuk, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, iktisat, eğitim, emlak ve mülk gibi alanlarda danışmanlar olabilir.
Uluslararası tanınırlığı olmamasına rağmen KKTC bir hukuk devleti olduğuna göre; Cumhurbaşkanlığında görev yapacak bürokrat/teknokrat ve danışmanlar cumhurbaşkanının siyasi ve nepotik ilişkilerine göre belirlenmemelidir. Şöyle ki, Cumhurbaşkanlığının yetki, görev ve sorumluluklarının çizdiği çerçevede profesyonelce yapılacak iş analizi ve norm kadro çalışmaları ışığında işler belirlenmeli ve bu işleri yapacak ehliyetli kişilerin seçimi salt siyasi mülahazadan uzak teknik ve profesyonelce yapılmalıdır. İşte bu şekilde Erhürman’nın iddia ettiği gibi; ciddiyet ve parti gözetmeden liyakat olgusu Cumhurbaşkanlığına hâkim olabilir.
Geçmişte olduğunun aksine; millet vekili veya belediye Başkanı seçilemeyenler ile işsiz kalan partili/imtiyazlı kişilerin toplumsal fayda sağlamadan nemalanacağı arpalık haline Cumhurbaşkanlığı getirilmemelidir.
Özellikle, KKTC’de sağlık alanında icra yetki ve sorumluluğu olan Sağlık Bakanlığına bağlı ilgili müdürlükler, bürokratlar, teknokratlar ve uzmanlar varken 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar sonrası Cumhurbaşkanlığı danışmanlıklarının tartışıldığı bir süreçte Cumhurbaşkanlığı Sağlık Danışmanı ve Tıbbi Biyoloji ve Genetik Uzmanı Prof. Dr. N. S.’nin, üzerine vazifeymiş gibi kış aylarında artan solunum yolu enfeksiyonlarına (grip, Covid varyantları gibi) dikkat çekerek, kapalı alanlarda virüs yayılımının arttığını ve özellikle risk gruplarının aşı olmasının, maske, mesafe, hijyen kurallarına uymanın önemine basın yoluyla vurgu yapması son derece manidar ve trajikomik bulunmuştur.
Sonuç olarak; sağlık, mimarlık, mühendislik, veterinerlik, tarım ve benzeri alanlarda icra yetkisi olmayan Cumhurbaşkanının inisiyatifinde iş analiziyle bağdaşmayan danışman atanmasına günümüzde de devam edilmesi halinde Erhürman Tatar’a kıyasla ciddiyet ve liyakat açısından devlet adamlığına yaraşır bir farklılık ortaya koyabilecek midir?