Çürük tahta çivi tutmaz, Bay Guterres

Abone Ol

Guterres efendi, 749 aya vardırdığınız ucu ebedi açık 3 aylık kararla, şantajlarınızla baskı ve cezalarınızla Rumlara teslim olmaya zorladığınız lakin başaramadığınız masum ve mazlum Kıbrıs Türk Halkını, hala yeni yeni diye yutturmaya çalıştığınız dayatma güya çözüm planlarıyla oyuna getirmeye çaba sarf edeceğinize, suçluların yerine masumları cezalandırmayı sonlandırarak, suçluları değil masumları kollayarak Adaletli ve de tarafsız davranarak, Kıbrıs Cumhuriyetine Yunanistan ile birlikte 2 defa darbe yapan sadece saldırgan soy kırımcı Güney Kıbrıs Helen yönetimine değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de ziyaret etseydiniz. Ziyaret etmenize engel olan nedir ki, hayatta kalabilme ve haklarına sahip çıkabilme adına verdiği savunma mücadelesinden başka, ne büyük suç işlemiştir da gelen giden Kuzey Kıbrıs’a sadece delikten bakmakla yetinir??? Göz göre göre darbecileri, soy kırımcıları, saldırganları desteklemek nasıl bir şey??? Yoksa yargısız infazla yıllardır mahkum ettiğiniz Kıbrıs Türk Halkından utandığınızdan mıdır??? Nerede O VİCDAN????? BMGK olarak hem savaşa hem katliamlara hem bölünmeye hem çözümsüzlüğe sebep oldunuz, saldırganları bu amaçla seçip desteklediniz, Rum-Yunan MAŞALARINI. Ayni yolu yürüyorsunuz hala.
Ne da saman üzerine çakılan kazık. BMGK olarak Kıbrıs sorunu henüz iki aylıkken çiviyi çürük tahtaya çaktınız, saman üzerine de kazığı 4 MART 1964 tarihinde alınan 186 sayılı Hukuk dışı taraflı oldubitti siyasi kararla. Ve bu tarihten itibaren geçen 11 yıl zarfında soruna daha büyük sorunlar eklendi sayenizde. Kıbrıs sorununu ENOSİS hayali uğruna başlatan, 3 yıl süren Kıbrıs Cumhuriyetinin iki eşit ortağından nüfusça fazla olan saldırgan darbeci suçlu Rum tarafına, Türklerin ortaklığıyla birlikte Kıbrıs Cumhuriyetinin yönetimini ve egemenliğini altın tepside sunarak.
Söz konusu hukuk dışı kararla Kıbrıs’a gönderilen sözde Barış Gücünün çatışmaların durdurulması ve asayişle düzenin yeniden tesis dilmesi için tayin edilen saldırgan yönetime yardımcı olmasının da yer alması asıl bardağı taşıran son damla niteliğindedir. Efendi Guterres, Kıbrıs sorununu başlatan, silahlı saldırılarla Türk ortağı devlet kurumlarından kovan, devletin bütün organlarını ele geçirip işgal edenler belli, Türk Halkını 103 köyden göç ettirenler alem aşikar belli, sebebi de belli, tarihi de belli olduğu halde üstünden bir de sanki haklı ve masum taraf imiş gibi Barış Gücünün de bunlara yardımcı olması demek, Türk Halkını isyancılıkla suçlamaktır, güç kullanarak üzerine yürümek ve ne şartta olursa olsun hakkından gelmek demektir.
Böyle bir kararın sonucu elbette korkunç olaylara gebe olur, nitekim de öyle olmuştur. Hem güç bakımından daha avantajlı bir de BMGK desteğinin ve de bu imkanın sağlanmasına paralel Türklere karşı saldırılar karar sonrasında çok daha fazla ve daha da şiddette olmuştur, saldırılmadık Türk bölgesi bırakılmamıştır, tabii ambargo ve abluka altında. Türk Halkı yıllarca üstü açık hapishane gibi bölgelerde kapalı tutulmuş, işine gücüne, bağına bahçesine, davarının başında gidememiş, gidenler de geri dönememiştir. Türk bölgeleri yıllarca muhasara altında insanlar yarı aç yarı çıplak, korku endişe içinde ilkel bir hayata mecbur bırakılmıştır. Rum saldırılarında yüzlerce masum Türk katledilmiş, kaybedilmiştir. Katliamlar vahşet boyutlarında soykırıma kadar dayanmıştır.
1974 tarihine kadar Rumlar hiçbir göç yaşamadı, ama Türklere iki defa göç yaşattılar, 1974’te üçüncü defa yaşattılar. Türk mal ve mülkleri ya talan edilip yakılıp yıkıldı ya da tepe tepe kullanıldı, bu hususta hiçbir dünya kuruluşunun herhangi bir ilgisi, bir yardımı vs zerre olmadı, konusu bile olmadı. 1974 tarihine kadar masum Türk Halkı yüzlerce canını yitirdi, Rumların ise can kayıpları elin parmak sayısını geçmez. Rumlar saldırmadık Türk bölgesi bırakmazken hem de defalarca, Türkler herhangi bir Rum bölgesine köyüne falan saldırıda bulunmadı, zaten istese de böyle bir gücü yoktu. Rumlar, gazete kağıdı yerine gemiler dolusu silah mühimmat sürekli getirmişler zaten her şey ellerinde zira, BMGK kapıları bunun için ardına kadar açmıştı onlara, hatta yasa dışı olarak da 20 bin Yunan askeri de adaya sokuldu, bunlar gerçekler bay Guterres. 186 nolu musibet çıbanının marifetleri çoktur.
İşte bay GUTERRES, malum oldubitti 186 sayılı karar, Rum-Yunan saldırılarına zemin hazırlamış fırsat yaratmış hatta teşvik de etmiştir, nitekim 15 TEMMUZ 1974 tarihindeki darbeden önce Kıbrıs’ta sözde Cumhuriyetin Polis Karakolları neredeyse bombalanmayan kalmamış, her gece bombalanıyordu. Makarios taraftarı AKEL yandaşları ve diğer solcular da bu çetelerce görüldükleri yerde infaz edilmekteydi. YUNAN CUNTASI VE EKOA B TERÖR ÖRGÜTÜ birlikte ‘ Kıbrıs Cumhuriyetine ‘ yaptıkları askeri darbede tanklar toplar havanlar ve ağır makinesi silahlarla CB sarayını darmadağın ettiler, Kıbrıs Cumhuriyetini yıkıp yerine ‘ KIBRIS HELEN CUMHURİYETİNİ ‘ kurduklarını ilan edip ekranlardan dünyaya duyurdular, Cumhubaşkanı!! Makarios’u da öldürdüklerini ve yerine de TERÖRİS BAŞI TETİKÇİ Nikos SAMPSON’u atadıklarını da ilan ettiler ekranlardan. Bu darbe sırasında yüzlerce saray muhafızı katledilmiş, silahlar da Kıbrıs Türk Halkına çevrilmiştir.
YUNAN CUNTASI—EOKA B TERÖR ÖRGÜTÜ’nün Kıbrıs Cumhuriyetine ikinci defa yaptığı DARBE-İŞGAL-İSTİLA’dan kılık değiştirip kaçabilen Makarios’u İngiliz ajanlar adadan kaçırıp 19 Temmuz’da BMGK’ne götürdüler. Makarios’un burada konuşmasın diye Rum-Yunan temsilciler engellemek istediler, bizi temsil etmez dediler, ancak Türkiye’nin girişimleri sayesinde konuştu ve ‘ Ülkemi Yunan Cuntası ve EOKA B, DARBE yaparak işgal etmiştir, derhal ve acilen müdahale ediniz, Kıbrıs’taki Türkler de büyük tehlikededir ‘ diyerek Garantörler Türkiye ve İngiltere’ye de yükümlülüklerini yerine getirmeye davet etti konuşmasında. Sonuçta ne BMGK ne de garantör İngiltere kılını kıpırdatmadılar, işi oluruna bıraktılar, çünkü tuzları kuru, içinde vatandaşları yok. Malum, Garantör Türkiye meşru müdahale hakkını kullandı ve adada asayişi sağladı, çatışmaları durdurdu, 52 yıldır da adada sükunet hakimdir.
BMGK’nin desteklediği ve Kıbrıs Cumhuriyetini, Türklerin Uluslararası Antlaşmayla elde ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklık haklarıyla birlikte altın tepside hediye ettiği darbecilerin Türk Halkına yaptığı toplu katliamları mutlak surette adaya gelmişken görmeniz lazımdı. Atlılar, Muratağa, Sandallar köylerinde tamamen sivil kadın çoluk çocuk yaşlı olan masum insanların topluca uğradığı katliamların yerlerini mezarlarını, 84 masum genç erkeğin kurşuna dizildiği yerleri, diğerlerini hem takriben 300 sivilin yaşadığı Mağusa-Sakarya Türk bölgesi onlarca tank ve toplarla, havanlar ağır silahlarla yüzlerce çapulcu tarafından kuşatıldığında sözde Barış Gücü askerlerinizin bir avuç sivilin savunmak için mevzi yapmaya çalıştığı torbaları kasaturalarla parçaladıkları, tekmelerle darmadağın ettikleri ve masum sivil halkı tankların paletleri altında ezilmeye mahkum ettikleri yerleri de zahmet edip gelseydiniz size gösterirdim, muhasara eden tankların ve yüzlerce çapulcunun yanına bile gitmediklerini de anlatırdım. En azından vahşice gaddarca canavar yaratıklarca işlenen Kumsal katliamını da yakınından geçerken durup görebilirdin bayım, diğerlerini de tabii.
52 Yıldır adada devam eden asayişten belli ki rahatsız olan çevreler vardır, 4 Mart 1964’te 186 sayılı BMGK kararıyla nasıl daha fazla saldırılara çatışmalara sonunda da savaşa nasıl sebep olunduysa şimdi de bu asayişi bozmak için yeni planlarla güya çözüm adına iki tarafı birleştirme adına saldırgan darbeciler lehine karmakarışık sinsi oyunlar tekrar devreye konmuştur. Filistin Gazze kan revan içinde soy kırıma uğratılırken sessiz kanayaklı BM ve çok sayıda ülke köşesine çekilmiş halde. Kaldı ki 1963-74 yıllarında Kıbrıs Türk Halkı da ayni akıbete maruz kaldığı halde Türkiye dışında kimsenin umurunda olmamıştı, bir iki ülke hariç. BMGK ‘nin baskıcı yönlendirmresiyle maalesef masumlar suçlu sandalyesine oturtulmuştu ve halen de öyle tutulmaktadır. Yahu, yazdık darbecilerin neler yaptıklarını lakin dünya kndisine çizilen dairenin dışına çıkmaktan üstüne sıçacak kadar korkmaktadır, aha Filistin örneği cap canlı, sanki zararlı haşarat telef ediliyor!!! Hadeyin Federalciler!! Sadece paçasını değil, olduğu gibi pantolonu yabancılara hem de ne yabancılara kaptıran, Kıbrıs Cumhuriyetinin yerinde yeller esen Güney ile birleşmeye koşunuz, kucak açmış bekliyorlar.
BMGK malum 186 kararıyla sebep olduğu savaşın da, öncesinde Rum-Yunan saldırılarında katledilen masum Türk insanların da, savaşta her iki tarafın kaybettiği canların da, yerlerinden 3.defa göç ettirilen Türklerin ve 1974’te ilk defa göç eden Rumların da, 749 aya varan ve Rum-Yunan’ın çözüme yanaşmamalarından, BM’nin hazırladığı koskoca REFERANDUMDAN ve diğer çözüm planlarını Rumların RET etmelerine sebep teşkil ettiğinden de, görüşme masalarını Montana da dahil terk etmelerinden de, masum Kıbrıs Türk Halkının hem de tüm BM çözüm planlarını kabul ettiği halde uzun yıllardır ve hala ambargolu dünyadan izole halde bir kenara atılmasından ve de sanki cüzzamlı imiş gibi kimseyle temasına mani olunmasından da, AB yetkililerinin sınırda kaçamak olarak Türk Halkına delikten bakmasından da, bizzat eşit ortak Türk Halkının da hem Uluslararası Antlaşmalarla elde ettiği HAKLARININ da yok sayılmasından da, saldırganların darbeci ortağın tek başına AB’ne alınmasından da ve bu sebepten dolayı olası anlaşma zemininin bertaraf edilmesinden de, Adaletten yoksun 186 kararının haksız uzatılmasının ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN başlıca sebebi olmasından velhasıl ÇÖZÜMSÜLÜKTEN ve yaşanan bütün olumsuzlukların hepsinden de BAŞ SORUMLUDUR. Ayrıca hayatlarını kaybeden Türkiye askerlerinin de sorumlusudur ve bundan hiçbir şekilde kaçacak bir durumu da asla YOKTUR.
3 Aylık diye alınan haksız 186 sayılı kararın bu gün itibarıyla uzatmalarla 749 aya vardırılması ( 62 sene 5 ay ) BMGK’nin yüz karasıdır. Siz hala bay Guterres 4 Mart 1964 Hukuk dışı 186 kararının izinde yürümektesiniz. Komşumuz Rum Liderliği de bu sebeple hala hayali ENOSİS’e ulaşmaya yol aramaktadır, 186 sayılı kararla zaten bu yola kapı açılmıştır bayım. O yüzden olmayacak bir rüya için BMGK olarak 186 kararını iptal etmediği yahut revize etmediği takdirde, ayrıca Türkiye Garantörlüğü kaldırıldığı takdirde ENOSİS’e ulaşmada bütün engeller ortadan kalkmış olacaktır ve sizlerin sarf ettiği çabalar tam da bunu işaret etmektedir, ki bu asla mümkün olamaz. Zira daha büyük savaşlara hiç şüphe yok zemin hazırlanmış demektir.
Ve bay Guterres, yukarıda kısaca Kıbrıs sorununu anlattık, esasında Kıbrıs sorununa en büyük sorunu BMGK ilave etmiştir 186 kararıyla. Sorun henüz 2 buçuk aylık iken BMGK çok kısa sürede dallanıp budaklanmadan üstesinden gelebilirdi, amma yapmadı yapmak istemedi, 186 kararıyla yangına benzinle gitti, Türklerin ortaklığını EOKA ‘ya terör örgütüne teslim etti bütün Kıbrıs’ı. 749 aylık olan karar çok belalar çok felaketler yarattı. Doğru ve yerinde bir karar olsaydı tarafsız olsaydı hiç bu kadar sürmezdi. O yüzden yaşanan bütün istenmeyen hadiselerin sebebi BM GÜVENSİZLİK Konseyidir. Saldırganların darbecilerin suçluların mükafatlandırıldığı, masumların suçsuzların cezalandırıldığı BMGK’nin taraflı Adaletsizce böyle bir ilk başlangıç kararından Adil ve güzel sonuçlar nasıl elde edilebilir ki???
Gördük yaşadık, Kıbrıs’a güya BM Barış Gücü geldi Türkler olarak sevindik Rum saldırılarını durduracaklar sandık, aksine kat be kat arttı, meğer saldırgan ASİ durumuna biz Türkler sokulduk O boktan kararla. Barış Gücü Rum-Yunan saldırgan darbecilerin yanında yer aldı, tanklarla sarıldık etrafımız düşman askerleriyle çevrildi, mevzi yapmamız silah tutmamız, askeri kıyafet giymemiz Barış Gücü askerlerince engellendi, bizzat yaşadım. Nerede görüldü böyle bir güç hem de BARIŞIN gücü????? Tuuuu hepsinin suratına, hem şarap bardaklarına. Sebep oldular insanların çocukları, bebeleri, anaları babaları, eşleri, kardeşleri, yakınları arkadaşları öldürüldü hepsi de masum be gavolem masum. Da Türkler isyan etti ASİDİRLER haaa???? 186’ya devam haaa, hasstirin.
Da şimdi gene başladılar üzerimize gelirler hala anlamadılar yanlışlarını haksızlıklarını, yahut mahsus yaparlar kasten yaparlar, bu dayı Rum-Yunan’a vermek için. Eğer istediklerini kabul edersek 3 ay gitmez işimiz biter. Güney Kıbrıs zaten üstü kapalı ENOSİS’tir. Tutturdular yeniden birleşmeymiş, yahu birleşiktik de başımıza gelmeyen kalmadı, biz mi istedik ENOSİS’i?? Biz mi başlattık Rumlara saldırıları??? Yazın oracığa, ne şartta olursa olsun birleşme ki Guterres planında öyle arap saçı, öyle karambol oyunlar var ki bir anda Türkleri sıfırla çarpabilir. Annan Planından daha çok tehlikelidir. Çünkü Referandumu Rumlar ret ettikler, o yüzden Annan planından çok daha iyisini Rumların lehine yeni plana koymak gerek. Bunu bilmek, tahmin etmek için kahin olmak gerekmez.
Yeni Guterres planı, Hristodulidis’in büyük oranda istekleri doğrultusunda hazırlandı, ağzı kulaklarında oluşu bu yüzdendir, heyecanlanır acelenir. Baksanıza diğer siyasi partileri de ayni. Hep bir ağızdan kaldığı yerden, Montana’ya kadar olan görüşmelerde varılan mutabakatlar aynen korunacak geçerli olacak, yeniden görüşülmeyecek derler ısrarla. Çok taviz aldılar özellikle solcu bizim Başkanlardan. Biz en sonunda alacayık dedilerdi, şeyin bilmem kaçta kaçını!! Na sana na bana neyse ağzımı bozmayalım. Heybeye konduktan sonra bir daha çıkmaz.
Ama burada çok haklı itiraz gerekçeleri vardır, o da 9 sene önce kopan görüşmelerden sonra köprülerin altından çok suların aktığıdır. 9 sene evvelinde Güney komşumuzun bir çok ülke ile tek taraflı özellikle askeri ve diğer alanlarda yaptığı stratejik üçlü antlaşmalar (üçlüden birisi Yunan), Güneyde yabancı ülkelerle karşılıklı çıkara dayalı lakin Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin aleyhine verilen askeri üsler-antlaşmalar. Bu antlaşmalar ortada dururken bunların üzerine çözüm inşa etmeyi kimse beklemesin, olacak iş değildir. O yüzden geçmiş mutabakatlar dis mis olacak, meğer ki 9 yıl içindeki varılan anlaşmalarla yapılanmalar iptal edilsin. Sayın Erhürman, işte size savunulacak belli başlı ve mutlak masaya konulması gereken çok önemli hususlar. Kaldığı yerden mişşşş!!!!
Durumu ve geleceği şundan anlayınız. Madem ki bile bile Kıbrıs Cumhuriyetini, Cumhuriyete darbe yapanların egemenliğine Türk ortağın haklarıyla birlikte hediye ettiler, ceza yerine mükafat verdiler, masum Türk Halkına da ASİ muamelesiyle haksız cezaları bastılar, dünyadan izole ettiler, ve Kuzey Kıbrıs’a ancak deliklerden bakarlar, sanki korkarlar ürkerler da konuşmaya bile gelmezler ve hakkımızda yargısız infaz kararıyla verdikleri cezaları siddin senedir sürdürürler, 3 aylık kararı da 749 aya uzatmalarla vardırdılar, çözümden kaçanları çözüm planlarına hayır diyenleri hala mükafatlandırıp Cumhuriyetin tek sahibi diye tutarlar ve tüm baskıları şantaj ve dayatmaları Kıbrıslı Türklere ve Türkiye’ye karşı yaparlar, bizim aklımıza tak etmesi lazımdır, bunların niyeti Türkleri bir şekilde ve şimdilik yamalamayı amaçladıklarını anlamamız lazımdır. Annan Planından bizim haklardan kestiler Rumlara eklediler, sanki bizim haklar çok ahım şahımdı.
BMGK, Barış Gücü gönderdi savaşlara kadar vardırdı, 3 aylık karardır dedi 749 ay oldu, sayelerinde savaş oldu umurlarında olmadı, koskoca Cumhurbaşkanı karşılarında ağlayarak durumu anlattı, EOKA B ile YUNAN CUNTASI birlikte askeri darbe yaptı, acele müdahale ediniz dedi ama kimsecikler kılını kıpırdatmadı, garantör İngiliz da Rumlardan korktu Güneyde Üsleri vardır, o da sindi kaldı. Ey AKEL, sesin ELAM’dan daha keskin çıkar Türkiye’ye karşı. Meşru Türkiye müdahalesinden sonra sizler değil miydiniz eyi da Türkiye geldi da bizi da ölümlerden kurtardı EOKA hem Yunan’ın elinden diyen??? Da şimdi noldu da bitiniz kanlandı. Çünkü ENOSİS’e kapıyı kapattı da ondan, siz zaten ENOSİS’in çoktan önde gelen mimarısınız, ama bizim Rum seviciler sizi çok severler onun için kuyruğunda maşrapa. 1981 iki maddelik plan iyi tuttu ve de bu zavallıları da yuttu.
Sayın Miçotakis, Atina İstinaf Mahkemesinin, 21 Mart 1979 tarihli Türkiye müdahalesi meşrudur diye kararı vardır, 2658/79 sayılı. Meşhur Rum Akadenisyen, 15 Temmuz 1974’teki Yunan Cuntası-EOKA B saldırısına darbe değil İSTİLADIR demişti. 20 Temmuz Türkiye müdahalesi ne yasa dışıdır ne de işgaldir, Referandumda Rumlar EVET deseydi böyle demeyecekti. Sayın Miçotakis, Türkiye müdahale etmeseydi Kıbrıs’ta durum nasıl olacaktı??? CUNTA--EOKA DARBESİ-İSTİLASI FALAN??? Kıbrıs Cumhuriyetine amacına ulaşmış saldırının karşılığıdır 20 Temmuz, işlenen suçun cezasıdır. Bunlar gerçeklerdir, ne saklanır, ne kapanır, ne silinir, ne unutulur. İnkar ettikçe de daha da açığa çıkar, gerçek böyle bir şeydir, asla saklı kalmaz. Sayın Miçotakis, Kıbrıs sorunu konusunda en son konuşacak kişi siz ve taraf da Yunanistan’dır. Sinecek yerde öne atılırsınız, tabii desteklerle, o ayrı.
Aradan 52 yıl geçti, ne kavga ne kalaba, ne silah sesi ne top sesi. Kıbrıs’ta kavgasız ancak iki ayrı devlet olarak yaşanabilir. ENOSİS hayali sona ererse tabii. Aksi halde Barış gelmez. YURTTA SULH, CİHANDA SULH, en güzeli olandır, ama hani nerede???
Bay Guterres, Yunan Cuntası ve EOKA B terör örgütünün Kıbrıs Cumhuriyetine birlikte yaptıkları darbeden sonra İngilizlerin adadan kaçırıp ABD’ye BMGK’ne götürdüğü devrik Cumhurbaşkanı Makarios’un 19 Temmuz 1974’te bütün dünyanın önünde ağlayarak orada yaptığı konuşmada itiraflarını ve ifşaatlarını bir zahmet tutanaklardan öğrenin, hem 4 Mart 1964 tarihli BMGK 186 sayılı Hukuk dışı kararının gerekçelerini de bir zahmet, da öyle dayatma planlarla yıllardır haksız cezalarla adeta dünya ötesine ittiğiniz Cumhuriyetin eşit ortağı Kıbrıs Türk Halkını darbecilere yamalamaya, iki gözünüz gibi koruduğunuz saldırganlara yem etmeye yeltenip Rum-Yunan’ın değirmenine su taşımaktan vaz geçiniz. Kıbrıs sorunu Rumların mal ve mülkünden ibaret değildir. Hem Türklerin hem de kendilerinin uğradığı zarar ziyanlar vs, yalnızca kendilerinden kaynaklıdır. Üç defa göç ettirilmiş Türklerin mallarının akıbeti, zarar ziyanı, 63 yıldır kovulduğu Cumhuriyetteki kayıpları, yüzlerce masum katledilen Türklerin, kaybolan hayatların, çekilen sıkıntıların, korku ve endişelerin, zulüm ve insanlık dışı muamelelerin, ilkel şartlarda yaşantıların hesabı hem de savaş suçlusu darbecilerin yaptıklarının ne Adaletle ne de siyaseten cezalandırılmadığı, ama tam aksine mükafatla karşılık bulduğu herkesçe bilinen bir gerçek olarak tam ortada durmaktadır. HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ durumuna en büyük örnek tam da budur.
BAY GUTERRES, BMGK GENEL SEKRETERİ OLDUĞUNUZ İÇİN MÜSADENİZLE SİZE SORMAK İSTEDİKLERİM HUSUSLAR VARDIR. BİZDEN GÖRÜŞMELERE KATILANLARIN DA SORMALARI LAZIMDI, AMA SORMADILAR, SORAMADILAR.
4 MART 1964’TE BMGK’NİN 3 AYLIĞINA DİYE ALDIĞI 186 SAYILI SİYASİ KARARIN UZATMALARLA NEDEN 749 AYA ULAŞMASINA RAĞMEN KIBRIS SORUNUNUN HALA ÇÖZÜMSÜZ OLDUĞUNU, 186 KARARININ RUMLARA VERDİĞİ BÜYÜK AVANTAJLAR SEBEBİYLE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN SÜRDÜĞÜNÜ HALA NEDEN ANLAMADIKLARINI VE DEVAM ETTİRDİKLERİNİ. İKİ EŞİT KURUCU ORTAKTAN OLUŞAN KIBRIS CUMHURİYETİNİN NE HAKLA VE NEYE DAYANARAK TÜRKLERİN ORTAKLIK HAKLARINI RUM ORTAĞIN SAHİPLİĞİNE YÖNETİMİNE VE EGEMENLİĞİNE TESLİM EDİLDİĞİNİ. BÖYLE BİR KARARI ALIRKEN RUMLARIN NE BÜYÜK HAKLI YANLARI VARDI. DİĞER YANDAN MASUM TÜRK ORTAĞIN NE BÜYÜK SUÇLARI VARDI DA ASİ DURUMUNA SOKULUP CEZALARLA DÜNYADAN İZOLE AMBARGOLU DURUMDA NEDEN BİR KENARA ATILDIĞI. YETMEZMİŞ GİBİ KIBRIS’A GÖNDERİLEN SÖZDE BARIŞ GÜCÜNÜN, ADADA ASAYİŞİ VE DÜZENİ RUMLARIN SAĞLAYACAĞINI VE BUNUN İÇİN DE BARIŞ GÜCÜNÜN YÖNETİME YARDIMCI OLMASINI. BMGK, KIBRIS SORUNUNUN CUMHURİYETİ HEDİYE ETTİĞİ RUMLARIN ENOSİS HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN TÜRKLERE SİLAHLI SALDIRIYA GEÇTİĞİNİ, BU SURETLE ORTAKLIK CUMHURİYETİNE DE DARBE YAPMIŞ OLDUĞUNU, 15 TEMMUZ 1974 TARİHİNDE YUNAN CUNTASI – EOKA B TERÖR ÖRGÜTÜ BİRLİKTE ALENEN ASKERİ DARBE-İSTİLA YAPTIKLARI GÜN GİBİ AŞİKAR İKEN 186 KARARININ 52 YIL DAHA UZATILMAYA NEDEN DEVAM EDİLDİĞİNİ. GARANTÖR TÜRKİYE, 15 TEMMUZ 1974 DARBESİNDE MEŞRU MÜDAHALEDE BULUNMAYIP YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMESEYDİ KIBRISTA DURUM NE OLURDU????? ASAYİŞ 52 YIL SÜRER MİYDİ, BİR TANE TÜRK SAĞ KALIR MIYDI??? YA İLAN EDİLEN KIBRIS HELEN CUMHURİYETİ???
KIBRIS CUMHURİYETİNİ TESLİM ETMEK İÇİN RUM TARAFININ NE GİBİ BİR AVANTAJI, MASUMİYETİ VE NASIL ÇOK HAKLI BİR DURUMU VARDI????? CUMHURİYETİN TÜRK ORTAĞININ KIBRIS SORUNUNUN BAŞLAMASINDA İKİ BUÇUK AYLIK SÜRENİN SONUNDA VE BU SÜREDE NE BÜYÜK SUÇLAR İŞLEDİLER Kİ BİR ÇIRPIDA ASİ İLAN EDİLİP YARGISIZ İNFAZ CEZALARLA EBEDİ MAHKUM İLAN EDİLDİ????? BAY GUTERRES, BUNLARIN HESABINI VE CEVABINI SİZDEN DUYMAK İSTERİZ. İSTERİZ, ÇÜNKÜ NE SUÇ İŞLEDİĞİMİZİ BİLMEK İSTERİZ. BUNLARI ALENEN DÜNYAYA VE BİZE TÜRK HALKINA AÇIKLAMAK ZORUNDASINIZ. KIBRIS’A GELMEDEN ÖNCE 186 SAYILI KARARIN GEREKÇELERİNE BİR GÖZ ATARSANIZ ÇOK İYİ OLUR BAYIM. ZİRA 4 MART 1964’TEN BERİ 62 SENE 5 AYDIR KIBRIS’TA SUÇLU HAKLI, MASUM SUÇLU DURUMDADIR BİLESİNİZ. KIBRIS TÜRK HALKINDAN VE TÜRKİYE’DEN ÖZÜR DİLENMELİDİR. ADİL İKİ EŞİT EGEMEN DEVLET ÇÖZÜME VE BARIŞA EVET, ÇATIŞMAYA SAVAŞA H A Y I R.
BMGK, 1959-60 Londra-Zürih Uluslararası Antlaşmalarını ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasını hem çiğnemiştir hem de çiğnetmiştir. Kıbrıs Cumhuriyetinin Anayasa Mahkemesinin tarafsız Alman Başkanı Hukukçu sayın FORSTHOFF, Cumhurbaşkanı Makarios’un 1963’te Cumhuriyet Anayasasının Türkler lehindeki hayati öneme haiz 13 maddesini değiştirme girişimlerinin, ve bunun için Türklere yapılan saldırıların Anayasaya aykırı olduğunu belirtmesine ve uyarmasına rağmen istenmeyen şahıs ilan edilip kısa sürede sürgün edilmiştir, bir süre sonra da yardımcısı. CB Sayın Erhürman, bu soruları sormazsınız ama gene de yazayım. Halkımız adına sorulması gerek, suçumuz nedir bilmek isteriz, 62 sene 5 aydan beri ( 749 ay ) Türkler niçin cezalıdır, Darbeciler de cezasız hem de mükafatlı ey BMGK?????
Vay KTOEÖS vay, yolunu ne kadar şaşırmışsın, geçmişteki MESLEKTAŞLARINIZIN verdikleri Var Oluş Mücadelelerine, Türk Halkının birlik beraberliği için yaptıkları hizmetlere saygıyı unuttun, kendine olanı da tükettin, yazık.