Özel Haber

Deniz kaplumbağaları denizanalarını yiyor!

Denizlerimizde son yıllarda sıkla görülen denizanaları gibi istenmeyen canlıların popülasyonlarının dengede tutulabilmesi için denizkaplumbağalarının korunması gerekiyor. Bunun nedenini DAÜ Su Altı Araştırma ve Görüntüleme Merkezi Başkanı Yardımcı Doç. Dr. Burak Ali Çiçek açıkladı:

Abone Ol

Ahmet İLKTAÇ

   Kıyılarımızda yılın bu aylarında sıklıkla görülmeye başlayan denizanaları, vatandaşların denize girerken korku yaşamalarına neden oluyor.

   Denizanaları üzerlerine temas edilmesi halinde yanmaya/yaralanmaya neden oluyor.

    DAÜ Su Altı Araştırma ve Görüntüleme Merkezi Başkanı Yardımcı Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, özellikle eko-sistemin dengesi açısından denizanaları gibi istenmeyen canlıların popülasyonlarının dengede tutulabilmesi için doğanın dengesinin korunması gerektiğini belirtti. Deniz kaplumbağalarının denizanalarını yiyebilen tek canlı olduğunu ifade eden Çiçek, bu nedenle deniz kaplumbağalarının korunmasının çok önemli olduğuna vurgu yaptı.

Çiçek: Şubat - Mart aylarında daha sık görülüyorlar!

   DAÜ Su Altı Araştırma ve Görüntüleme Merkezi Başkanı Yardımcı Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, KKTC sularında denizanalarının her mevsim bulunmakla birlikte, genellikle şubat -  mart aylarından itibaren daha sık görüldüklerini söyledi.

   Denizlerdeki plankton, larva ve yavru balıklarla beslenen bu canlıların, aşırı şekilde çoğaldıkları zaman  (bloom) akıntı ve dalga hareketleri ile kıyılara kadar gelebildiklerini anlatan Çiçek, medüz formunun özellikle ilkbahar aylarında patlama şeklinde çoğalabileceğini kaydetti. 

   Yrd. Doç. Dr. Çiçek, yine bununla birlikte özellikle besin tuzları bakımından zengin sularda (kirlilik ile ilişkilendirilebilir) her dönem yoğun olarak görülebildiklerini, örnek olarak Akdeniz’de genelde sayıca çok az olmalarına rağmen Ege’de biraz daha fazla, Marmara’da yoğun ve Karadeniz’de çok yoğun bir populasyona sahip olduklarını belirtti.  

   Çiçek konuyla ilgili şu şekilde devam etti:

   "Bunun nedeni insanların bu sulara aşırı miktarda besleyici tuzlar içeren atıklarını (evsel, endüstriel, tarımsal deşarjlar) vermeleridir. Birçok bilimsel makalede de belirtildiği gibi, kanalizasyon sularının deşarj edilmesi gibi faktörlerle ötrofikasyona uğramış sularda dönemsel patlamalar ve populasyonlarda artış gözlenebilir. Ayrıca, sadece ülkemiz gündeminde olan Rhopilema nomadica türünde değil diğer türler ve bölgeler için de rapor edilmiştir. Ancak KKTC’de bu şekilde, yani kirlilik ve/veya deşarja bağlı bir artış rapor edilmemiştir".

“Akdeniz'de çoğalma adamızı da etkiledi”

   Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, Kıbrıs’da evsel atıklara sadece noktasal kaynaklarda rastlasak da denizanası çoğalmalarının KKTC sularında kirlilik veya evsel atıklar (kanalizasyon vb.) ile ilişkili olmadığını, genel olarak ifade etmek gerekirse, içinde bulunduğumuz Akdeniz’deki değişimler dönemsel denizanası çoğalmasının adamızı da etkilediğini ifade etti.

   Özellikle 2009 yılının bahar ve yaz aylarında yaşadığımız denizanası yoğunluğunun bu şekilde incelenebileceğini anlatan Çiçek, 2009 yılında İspanya ve komşu ülkelerde turizm neredeyse durma noktasına geldiğini, 2018’de de birkaç noktada sinyal alınmasına rağmen patlama şeklinde artış olabileceğini kaydetti.

   Çiçek, denizanalarının adamızda bu yıl çoğalmalarının da benzer bir durum olduğunu, şu anda bildiğimiz kadarıyla Doğu Akdeniz’i etkilenmekte olduğunu söyledi.

“Deniz suyu sıcaklığının artması artışlarına neden oldu”

   Çiçek, adamızda sıklıkla görülen denizanalarının Rhopilema nomedica türü olduklarını, bu türün Süveyş kanalı ile 1970 yılları arasında Akdeniz’e geçmiş türlerden biri olup, çalışmalar deniz suyu sıcaklıklarının artmasının patlama şeklinde (bloom) artışlara neden olabileceğini gösterdiğini belirtti. Çiçek, deniz suyu sıcaklıklarındaki artışlar yıllık ortalama sıcaklıkların artışı şeklinde olabildiği gibi anlık hızlı artışlar şeklinde de olabilmekte olduğunu dile getirdi.

Çiçek, özellikle bölgesel ve anlık artışların medüz formlarının patlama şeklinde artışına sebep olduğunu ifade eden çalışmalar olduğunu bildirdi.

   Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, günümüzde denizanası populasyonlarındaki artışların ve patlamaları deniz ekosistemlerini tehdit eder boyutlara ulaşabilmekte olduğunun altını çizdi.  Bununla birlikte tehlike boyutunun denize bağlı ekonomik sektörler üzerinde de olumsuz etkiler yaratabileceğini aktaran Burak Ali Çiçek, Doğu Akdeniz suları oligotrofik özelliğe sahip olduğunu, Kuzey Kıbrıs suları ise kış ayları dışında neredeyse hiç olan tatlısu girdisi nedeni ile Doğu Akdeniz içerisinde biyolojik üretkenliği en az özellikteki sulara sahip olduğunu anlattı.

“Doğanın dengesini korumalıyız”

   Çiçek, Kuzey Kıbrıs sularında Cnidaria’dan Pelagia noctiluca (Forsskal, 1775), Cassiopea andromeda (Forsskal, 1775), Aurelia aurita (Linnaeus, 1758), Rhizostoma pulmo (Macri, 1778), Rhopilema nomadica Galil, 1990 ve Ctenephora’dan Mnemiopsis leidyi’nin (Agassiz 1865) varlığının belirlendiğini ifade etti.

    Çiçek, diğer türlerden farklı olarak 2009 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında Rhopilema nomadica’nın oldukça yoğun bir populasyon seviyesine ulaştığını ve bu dönemde Kuzey Kıbrıs deniz turizmini olumsuz etkilediği belirterek ilerleyen yıllarda kıyılarımızda daha çok görülebileceklerini söyledi. Bunun net olmadığını sadece bir varsayım olduğunu anlatan Çiçek, devletin, artık varlıkları net olan bu canlılar için üzerine düşen görevler olduğunu ifade etti. Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, özellikle güvenlik açısından denizanaları ile karşılaşıldığında ne yapılması gerektiği konusunun eğitim kapsamına alınabileceğini dile getirdi.

   Çiçek, özellikle eko-sistemin dengesi açısından denizanaları gibi istenmeyen canlıların popülasyonlarının dengede tutulabilmesi için doğanın dengesinin korunması gerektiğini söyledi. Denizkaplumbağalarının denizanalarını yiyebilen tek canlı olduğunu ifade eden Çiçek, bu nedenle denizkaplumbağalarının korunmasının çok önemli olduğuna vurgu yaptı. Çiçek, ayrıca denize girerken maske takılması önerisinde de bulundu.

   Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, vatandaşları şu sözlerle uyardı:

   "Bu canlıları gördüğümüzde dikkatli olmalıyız. Ölüleri bile temas etmemiz halinde zehirlemektedir. Denizanalarının basit bir sinir sistemi olduğu için bu yaralamayı bilinçli bir şekilde yapmamaktadır. Bilinçli bir şekilde hareket etmiyorlar. Akıntılar ve dalgalarla hareket edebiliyorlar. Kasılma şeklinde belirli hareketleri vardır. Ancak, bu çok etkili değildir".

   Halkın, elinden geldiğince bu canlılar ile temas etmemesi gerektiğine dikkat çeken Çiçek, konuşmasına şöyle sürdürdü:

   “Tentakülleri şeffaf olduğu için görülmeyebilir. Bu açıdan yaklaşmamak gereklidir. Deri ile temas halinde hemen sudan çıkılmalıdır. Temas durumunda kesinlikle tatlı su uygulanmamalıdır. Deride eğer tentakül parçaları ve kapsüller duruyorsa cımbızla veya eldivenle toplanmalıdır. Kaşıma ve ovuşturma yapılmamalıdır. İlk müdahale denizsuyu, alkol, amonyak veya sirke ile yapılmalıdır. Yoğun temaslarda ve önemli sokmalarda mutlaka doktora başvurulmalıdır. Alerjik tepki oluşabilir, doktor en uygun tedaviyi yapacaktır".

“Yangı yeri deniz suyu ile yıkanmalı”

   Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, denizanası teması sonucu oluşan yaralanmalardan sonra yapılacaklarla ilgili de şu bilgileri verdi:

   "Denizanaları maskesiz yüzücüler tarafından çok zaman görülmezler. Temas yanlışlıkla ve ani olur. Yaklaşık 5 dakika içinde yangı başlar. Temas halinde, mutlaka denizden çıkılmalıdır. Çünkü çevrede daha fazla uzantı ve tentakül bulunabilir. Temas halinde kesinlikle tatlı su veya buz uygulanmamalıdır. Yangının olduğu bölgede tentakül artığı var ise deniz suyu ile hızlıca yıkanmalı, kaşıma ve ovuşturma kesinlikle yapılmamalıdır. Deride tentakül kalmış ise bunlar eldiven ile o bölgeden alınmalıdır. Derinden alınmayan nematosistler zehir enjekte etmeye devam ederler. Temizlikten sonra, ilk müdahale amonyak ile yapılmalıdır. Amonyak yok ise sirke veya alkol olabilir; çok zorda kalınırsa idrar da kullanılabilir.

   En tehlikeli durum, kişinin ileri düzey alerjik reaksiyon göstermesidir. Çok az rastlansa da  bu durum meydana gelebilir. Kalp durması soluk durması gibi çok ciddi durumlarda acilen en yakın kliniğe götürülüp adrenalin uygulaması gerekir.

   İlk yardım abc’si olarak ambulans gelene kadar kalp masajı solunum takviyesi gerekirse uygulanır. İlk müdahaleden sonra mutlaka ve her durumda mutlaka doktora başvurulmalıdır.

    Denizanası yaralanmaları ile ilgili spesifik bir ilaç bulunmamaktadır sadece semptomatik tedavi ile semptomların ortadan kalkması ve hastanın bir önce rahatlaması hedeflenir. Kalp durması soluk durması gibi çok ciddi durumlarda acilen en yakın kliniğe götürülüp adrenalin uygulaması gerekir. İlk yardım abc’si olarak ambulans gelene kadar kalp masajı solunum takviyesi gerekirse uygulanır.

   Ağrı için günde 3-4 kez ibuprofen (ağızdan) etkili ve yeterli olacaktır. Günde 1 kez desloratadin (ağızdan) uygulaması ile oluşacak allerjik semptomların rahatlaması sağlanır. Lokal olarak kortizon merhem (Beklazon Krem olabilir) uygulaması ile hem lokal iltihabın hem de egzama semptomları hafifletilir".

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }