Pandemi sonrasında dünyanın büyük bölümü aynı soruyla karşı karşıya kaldı.
Fiyatlar neden bu kadar hızlı yükseliyor?
Başlangıçta birçok kişi bunun kısa süreli bir dalgalanma olacağını düşündü.
Ekonomiler kapandığında fabrikalar sustu, limanlar yavaşladı, tedarik zincirleri kırıldı ve üretim kapasitesi ciddi şekilde geriledi.
Ardından dünya yeniden açıldı.
İnsanlar evlerinden çıktı.
Tüketim hızlandı.
Talep ayağa kalktı.
Arz ise aynı hızla toparlanamadı.
Ekonominin temel kurallarından biri yeniden kendisini hatırlattı.
Talebin arzın önüne geçtiği yerde fiyatlar yükselmeye başladı.
Sonra bu tabloya para genişlemesi eklendi.
ABD ve Avrupa ekonomileri trilyonlarca dolarlık destek paketleriyle sistemi ayakta tutmaya çalıştı.
Henüz pandemi etkileri tam silinmeden enerji ve gıda şoku ortaya çıktı.
Rusya-Ukrayna savaşı küresel maliyetleri yeni bir dalgayla yukarı taşıdı.
Dünya enflasyonla mücadeleye başladı.
Bugün dönüp baktığımızda birçok gelişmiş ülkenin önemli ölçüde başarı sağladığını görüyoruz.
Faizler yükseltildi.
Parasal genişleme geri çekildi.
Beklentiler yönetildi.
Fiyat istikrarı yeniden hedef haline geldi.
Peki biz ne yaptık?
Biz küresel enflasyonu ithal ettik.
Sonra onun üzerine kendi yanlışlarımızı ekledik.
Pandemi döneminde özel sektör hayatının en ağır sınavlarından birini verdi.
Oteller kapandı.
Birçok işletmenin geliri durdu.
Pek çok özel sektör çalışanı maaş alamadı.
Yabancı işçilerin önemli bir bölümü ülkesine döndü.
Bir kısmı ise çalıştığı işletmelerin sağladığı barınma ve gıda desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı.
İşletmeler gelirleri durmuş olmasına rağmen büyük fedakârlıklarla ayakta kalmaya çalıştı.
Bir gün yeniden açılacakları düşüncesiyle işletmelerini, çalışanlarını ve üretim kapasitelerini koruma mücadelesi verdi.
Toplumun önemli bir kesimi bu sürecin yükünü iliklerine kadar hissetti.
Aynı dönemde kamu tarafında bambaşka bir hikâye yazıldı.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin gölgesinde seçim ekonomisi anlayışı hâkim oldu.
Kamu maliyesinde oluşmaya başlayan kırılganlıklar yeterince ciddiye alınmadı.
Nasıl olsa Türkiye ile ilişkilerimiz güçlüdür anlayışıyla mali açıkların önemi geri plana itildi.
Sorunlar ertelendi.
Maliyetler geleceğe bırakıldı.
Yük birikmeye başladı.
Sonra 2024 yılı geldi.
Bu kez tablo daha ağır hale geldi.
Yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 53 seviyesinde gerçekleşirken kamu harcamaları yaklaşık yüzde 63 artırıldı.
Kamyonun frenleri zorlanırken gaza basılmaya devam edildi.
Ortaya çıkan tablo bir ekonomi yönetim tercihiydi.
Sorunları erken aşamada görmek yerine deve kuşu gibi başını kuma gömerek süreci yönetme yaklaşımı tercih edildi.
Gerçeklerle yüzleşmek yerine zaman kazanma çabası öne çıktı.
Sonra zaman da tükendi.
2025 yılının ikinci yarısından itibaren devlet cari harcamalarını karşılamak için borçlanmaya başladı.
Bu nokta aslında bir dönemin sınırına gelindiğini gösteriyordu.
Çünkü yatırım için borçlanmak ile maaş ve günlük harcamalar için borçlanmak arasında çok ciddi bir fark vardır.
Birincisi geleceğe yatırım niteliği taşır.
İkincisi gelecekteki gelirleri bugünden tüketmek anlamına gelir.
Borçlanma limitleri zorlandıkça Ankara’dan gelen yaklaşım da daha net hale geldi.
Biz yanınızdayız fakat sizin de tedbir aldığınızı görmemiz gerekiyor mesajı daha görünür hale geldi.
Bugün ülkemizin önünde artık yeni bir gerçeklik duruyor.
Bu mesele hangi partinin seçimi kazanacağı meselesi olmaktan çıktı.
Bu mesele Kıbrıslı Türklerin nasıl bir ekonomik düzen istediği sorusuna dönüştü.
Yeni dönemde toplumun önüne yeni bir irade beyanı çıkacak.
Sorunları halının altına süpüren anlayış mı devam edecek?
Yoksa mali disiplinin, kurumsal dönüşümün, toplumsal diyalogun ve ortak sorumluluk anlayışının öne çıktığı yeni bir yol mu açılacak?
Mevcut iktidar deve kuşu politikasını sürdürmeye çalışıyor.
Ana muhalefet ise mali disiplinin toplumsal paydaşlarla birlikte yönetilecek bir dönüşüm süreciyle mümkün olacağını daha açık ve daha samimi biçimde anlatıyor.
Asıl seçim de burada başlayacak.
Çünkü önümüzdeki dönemde tercih edilecek şey yalnızca bir hükümet olmayacak.
Nasıl bir ekonomik akıl ile yönetileceğimiz de sandıkta oylanacak.
