Gündem aniden sertleşti.
Cumhurbaşkanı seçiminin hemen sonrasında beklenen ortama tam sekiz ay sonra ulaştık.
İyi mi oldu..?
Asla..!
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu arasında zaten hep bir mesafe vardı.
Ama bu mesafe her iki isim tarafından da son derece kontrollü bir şekilde yürütülmekteydi.
Ancak bu kez durum farklı.
İş giderek elektriklenmeye başladı.
Kim haklı, kim haksız elbette konuşulması gereken bir konudur.
Göz ardı edilemez.
Ama onun öncesinde devletin zirvesinde yaşanan bu gerilime ihtiyacımız olup olmadığını düşünelim.
Cumhurbaşkanı seçimi sonrasında Kıbrıs konusunda ciddi bir hareketlenme de olmamasından ötürü sakin sularda seyretmekteydik.
Ama işin içine hareketlenme olasılığı girince durum birden değişti.
Şimdi ipler iyice gerildi.
İçerik tartışmasına geçmeden her iki makamın da böylesi bir gerilimi kamuoyu önünde neden yaşadığını sormak gerekir.
Soruyu şöyle tadilat edelim:
Bu tartışma neden medya üzerinden yaşandı..?
Evet, toplumun elbette her şeyi bilmek hakkıdır.
Ama böyle de değil.
Hem Cumhurbaşkanı Erhürman hem de Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu da bunu çok iyi bilecek tecrübe ve bilgiye sahiptir.
Peki o zaman niye..?
Çünkü taşların artık yerine oturma zamanı gelmiştir.
Başta da söyledik, aslında bunu seçimin hemen ardından zaten bekliyorduk.
Annan Planı dönemini hatırlayanlar bugünkü durumu çok daha iyi anlayacaktır.
Çünkü biz kamplara ayrılmadan tartışmayı beceremiyoruz.
Kamplaşma olduktan sonra da zaten tartışma ortamı diye bir şey kalmıyor.
Dün atılan adımlar ile saflar belirginleşmeye başlayacak.
Hatta başladı bile.
Sosyal medya kaynıyor.
Bazı örgütler anında açıklama yaptılar.
Sırada siyasi partiler ve sendikalar var.
Holguin henüz Ada’ya bile gelmedi ama.
Ama beklentilerin yarattığı fay hattı çatladı ve sallandık.
Bakalım bizi devamında ne gibi sarsıntılar beklemekte.
Artçılar mı yaşayacağız yoksa yaşadığımız öncü müydü ve esas sarsıntı yolda mı..?