Ekonomik Adaletsizlik Şiddetin Temelidir!

Abone Ol

Bir kesim tüm sorunların anası olarak “Kıbrıs sorunu”nu gösterir ya, ben de kendi adıma tüm sorunların merkezine bu coğrafyada “ekonomik adaletsiz”liği koyuyorum!

Son dönemde aile içi şiddet örneklerinde sonu ölümle biten 3 farklı vaka gördük. Çok üzüldük.. Burası küçük bir ada yarısı, dolayısıyla metropol şehirlerde gündelik bir olay gibi görülen cinayetler bizde büyük travmaya neden oluyor.

Güven sorunu hissettiriyor..

Bunu yazacağım için belki bazı kesimler tepki gösterecektir ama bu istatistiklere de yansıyan bir gerçektir. KKTC güvenli bir ülkedir..
Bana küfür edenler olabilir ama o şahıslar eğer olayları sadece Sarayönü’nden değerlendirmezse gerçeği görebilirler..

Hatta sınırın öte yanındaki Güney Kıbrıs’ta bu tip olayların ne kadar çok olduğunu kontrol ederlerse gerçekle yüzleşeceklerdir.
KKTC’nin güvenli bir ülke olması vatandaşın kendini güvende hissetmesini beraberinde getirmiyor ama.. İşte burada sorun tam da küçük bir ülke olmamızdan kaynaklanıyor.

Kadına yönelik şiddet var mı, evet vardır..

Gerçekleri konuşuyorsak, siyasetin bu konuda sınıfta kaldığını da söylememiz gerekmektedir. Bugün LTB’nin sınırlı imkanları dışında devletin hala bir kadın sığınma evi olmaması büyük bir eksikliktir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sınıfta kalmıştır..

Peki bu ülkede aile içi şiddet var mı, o da kesinlikle vardır!.

Son cinayetlerin biri de kadının adamı öldürmesiyle sonuçlanmıştı. O zaman bunu kadına yönelik şiddet odağı yerine aile içi şiddet odağına çekmemiz gerektiğini düşünüyorum!

Aile içi şiddetin ekonomik durumu ortalamanın altında olan gruplarda yoğunlaştığını görebiliyoruz.

Bu coğrafyada Kıbrıs Türklerinin çoğu kendisi olmasa da eşi, eşi olmasa da anne babası.. Mutlaka kamudan bir noktadan geliri vardır.. Bir eli kamuda olanların nispeten ekonomik durumu daha iyidir, aileden destek görür vs..

Hiç yoksa köyde atadan kalma arazi vs vardır, çok sıkışırsa onu satar..

Ama özellikle bu ülkeye çalışmak için gelen ve şu anda ekonomimizin temel direği konumunda olan özel sektör çalışanlarının çok çok büyük bir oranı ortalama gelir düzeyinin çok altında bir kazançla yaşam savaşı vermektedir.

İşte bu ailelerde gerek mutfak, gerek çocukların ihtiyaçları gerekse kiradır, araç zorunluğudur, benzinidir derken, eldeki anca da ayı kapatmaya yeter..

Ne bir sosyalleşme, ne bir kendini ve çocuklarını şımartacak bir ödüllendirme..

Başını yastığı koyan bir anne baba, yarın evladını doyurup doyuramayacağı sorusuna yanıt aramadan dolayı uyuyamıyorsa o evde huzur olmaz. Huzurun olmadığı yerde gerilim vardır, gerilim de şiddeti doğurur!

Buna bir de sosyal medya görgüsüzlüğünü eklersek eğer – ki bu apayrı bir yazı konusudur – şiddetin şifrelerini çözmüş oluruz!.

Bir yandan evet kadına yönelik şiddeti konuşalım, eksikliklerimizi tamamlamak için kamuoyu baskısı yapalım ama gerçek nedenlere de konsantre olalım..

Ekonomik durumdaki adaletsizlik giderilemediği sürece şiddet aile içinde de, trafikte de, sosyal ortamda da artarak devam edecektir.
Maaşlara hayat pahalılığını yansıtmanın başarı olarak sunulduğu düzen değişmez ise çok üzgünüm ama bugünleri de arar olacağız!