Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Halk TV yazarı duayen gazeteci Uğur Dündar’a özel açıklamalarda bulundu.
Erhürman, Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole olmuş şekilde yaşamayı hak etmediğini belirterek, “Bizim hakkımız dünyayla buluşma hakkıdır ve biz buna hazırız” dedi.
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin de konuşan Erhürman, eşit şartlar sağlanmadan masaya oturmaya sıcak bakmadığını vurguladı.
19 Ekim 2025’te yapılan KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde aldığı yüzde 63’lük oy oranına ilişkin Erhürman şunları söyledi:
“Bir kere yüzde 63 tabii çok geniş toplum kesimlerini kapsayan bir rakam. Katılım da yüksekti bizim buradaki seçimlerin genel katılım oranlarına bakıldığında. Ve o yüksek katılım için, yüksek sayılabilecek katılım için de bir yüzde 63’ten bahsediyoruz. Bu da toplumun tüm kesimlerinden oy alındığını gösteriyor.
Bir kere dışarıya ne mesaj verdiğinden ziyade birinci mesajı kendime alıyorum açıkçası. Ve büyük bir sorumluluk olarak tanımlıyorum bunu. Toplumun sadece bir kesimini değil, çok geniş kesimlerini temsil etme sorumluluğu, yükümlülüğü bana yükleyen bir oran bu. Dolayısıyla göreve gelince de bunun bilinciyle hareket etmeye çalışıyorum. Yani kapsayıcı bir oran. Toplumun tamamını kucaklama sorumluluğu yükleyen bir oran. Ben bunun bilinciyle hareket ediyorum.”
Kıbrıslı Türklerin seçime yoğun katılım sağlaması ile Kıbrıs sorununun çözümü için iradesi gösterdiğini vurgulayan Erhürman, “Kıbrıs Türk Halkı bir çözüm iradesi ortaya koyuyor. Tabii ki bu çözüm iradesinin modellemesiyle ilgili bu %63’ün içinde farklı kesimler var. Ama Kıbrıs Türk Halkı diyor ki ben Kıbrıs sorununun çözümlenmesini istiyorum. Ortadaki belirsizliğin, öngörülemezliğinin kalkmasını istiyorum. Bu talebi bütün dünyaya aslında ilan ediyor” dedi.
Kıbrıs Türk halkının adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olduğunun altını çizen KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, “Kıbrıs Türk halkı bu adadaki iki eşit kurucu ortaktan biridir. Kıbrıs Rum halkı ne kadar egemense o kadar egemendir” diyerek şöyle konuştu:
“Ne Kıbrıs Rum halkının egemenliği üzerinde gözü vardır ama ne de kendi egemenlik haklarından vazgeçecek olan bir halktır. Ve Kıbrıs Türk halkı eşitlik, egemenlik ve güvenlik haklarından vazgeçmeksizin bir Kıbrıs sorunu çözümü tahayyül etmektedir.”
“HALKIMIZI DÜNYAYLA BULUŞTURMAMIZ LAZIM”
“5 yıl görev süreniz bittikten sonra gönlünüzden geçen Kıbrıs fotoğrafı nasıl olacak?” soruya ise Cumhurbaşkanı, şu yanıtı verdi:
“Bir numaralı hedef tabii ki yani belirsizlik ve öngörülemezlik bir halk için hiç arzu edilmeyen bir şeydir. Dolayısıyla çözüm bunlar, ortadan kaldıracak olan şeydir. Ama çözüme ulaşılamadığı takdirde bu beş yılın sonunda tabii ki şunu da hedefliyoruz. Mümkün olduğunca halkımızı dünyayla buluşturmamız lazım. Yani bizim hukuken tanınmıyor oluşumuz dünya devletleri tarafından. Bizim halk olarak buradaki tanınırlığımızı ortadan kaldırmamalı. Ve biz kültürümüzle, sanatımızla aslında dünyadaki modern halkların tümüyle eş değerlere sahip olduğumuzu bütün dünyaya anlatabilmek durumundayız. İzolasyonlarla mücadele etmek durumundayız. Yani bizim çok başarılı sporcularımız var ama çok başarılı sporcularımızın önü pek çok noktada tıkanıyor.
Çok başarılı kültür-sanat insanlarımızın önü tıkanıyor, iş insanlarımızın önü tıkanıyor. KKTC, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tanınmasa dahi o zaman bizim bu insanlarımızı dünyayla buluşturacak diğer hukuksal enstrümanları üretmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bu alanlarda adım atmış olmayı isterim 5 yılın sonunda eğer çözüme ulaşamadıysak. Ve tabii ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Kıbrıs Türk halkının kurumsal yapısının mümkün olduğunca modernleşmesi, güvenlikle ilgili kaygıların ortadan kalkması, demin bahsettiğimiz kara para gibi, mafya gibi algıların mümkün olduğunca tüketilmesi için çaba göstereceğim bir beş yıldır.
Dolayısıyla beş yılın sonunda geriye dönüp baktığımda kurumsal yapısıyla, halkıyla daha da modernleşmiş, Daha da kültürünü, sanatını, halkını, sporunu dünyayla buluşturmuş, iş insanlığını dünyayla buluşturmuş ve mümkünse tabii elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Çözüme ulaşmış bir yapı bırakmayı geride arzu ederim.”
“KIBRIS TÜRK HALKI TEMİZ SİYASET İSTİYOR”
Kıbrıs Türk halkının dertleri ile yakından ilgilendiğini belirten Erhürman, “Halkın arasındayım, her zaman öyle yaşadığım siyasi hayatımı ve hep dinledim. Dolayısıyla ne söylediklerini çok iyi duyuyorum ve biliyorum” diyerek halkın taleplerini şöyle sıraladı:
“Temiz bir toplum istiyorlar, temiz siyaset istiyorlar. Yolsuzluğun olmadığı bir ülke tahayyül ediyorlar. Kurumsallaşmış bir yapı talep ediyorlar. Yani kişilerin ilişkilerine bağlı olmayan tamamen kurumsal ilkeler ve kurallar doğrultusunda hareket eden bir yapıyı arzu ediyorlar. Ve emin olun kendilerinden fazla çocuklarının geleceği için bunu arzu ediyorlar.”
“Belirsizliklerin, öngörülemezliklerin tüketildiği, bizim insanımızın dünyayla buluşabildiği, kendini tanıtabildiği, anlatabildiği bir ülkeyi tahayyül ediyorlar, bunu arzuluyorlar. Ve tabii ki demin söylediğim gibi isimlere takılmadan bu belirsizlik, bu öngörülemezlik giderilsin ve bir çözüm bulunsun da istiyorlar.”
“Dolayısıyla bunların hepsini duyuyorum. Eşitlik istiyorlar. Sadece dünyada değil, sadece Kıbrıs Rum liderliğiyle değil. Bu toplumun kendi, bu halkın kendi içinde de eşit koşullar yaratılsın. Çocuklarımızın fırsat eşitliği olsun. Sağlıkta da, eğitimde de, ulaşımda da diye bir arzuları var. Bunlar benim de arzularım. Yani ben aslında kendi oğlum için ne istiyorsam bu halkın her bir ailesi de kendi çocuğu için onu istiyor.”
KKTC’DEKİ ÜNİVERSİTE SORUNU
Uğur Dündar’ın “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde iyi eğitim veren, kaliteli eğitim veren köklü üniversiteler var. Fakat son dönemde adeta pıtırak gibi üniversiteler çoğalmaya başladı. Bunlar şöyle yapıyorlar, genellikle Afrika’dan ya da göç veren ülkelerden, Öğrenci alıyorlar, kaç dolar öderlerse kayıtlarını yaptırıyorlar. Ama bu öğrenciler burada üniversiteyi bitirmek yerine ya Türkiye üzerinden batıya göç etmeye çalışıyorlar ya da Kıbrıs’ın mevcut sorunlarına yeni sorunlar eklemeye devam ediyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki sorusuna ise Erhürman şöyle yanıt verdi:
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki üniversitelerle ilgili algıyı da belki de yeniden oluşturmamız gerekiyor ya da şu anki algıyı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde çok köklü ve çok iyi eğitim veren üniversiteler var. Bunu biliyor zaten Türkiye Cumhuriyeti. Bu üniversiteden mezun olup şu anda milletvekili olan, bürokrasinin çeşitli kademelerinde görev alan, çeşitli alanlarda çok başarılı olan insanlar var Türkiye Cumhuriyeti’nde. Afrika’nın bazı ülkelerinde de bu biliniyor.”
“Biz aslında bu ülkenin kaldırabileceğinden fazla bir üniversite sayısına ulaştık” diyen Erhürman, “Şu anda en çok üzerinde çalıştığımız noktalardan biri budur. Yani nicelik odaklı değil, nitelik odaklı bir yüksek öğretim aslında bizim hedefimiz. Yani öğrenci sayısını arttıralım da ne olursa olsun değil, nitelik odaklı olsun, varsın öğrenci sayısı şu anda olduğu noktada da olmasın çabası içerisindeyiz. Tabii ben Türkiye Cumhuriyeti’nde de üniversiteden geldim, orada da akademisyendim, Ankara Hukuk Fakültesi’nden, Cebeci’den buraya geldim. Türkiye Cumhuriyeti’nde de tabii üniversite sayısı çok arttı. Dolayısıyla nitelik kaygısı orada da öne çıkıyor şu anda ve doğrudur. Doğru bir kaygı. Bizim için de aynı kaygı geçerlidir. Dolayısıyla bu bizim üzerinde çok yoğun çalışmaya başladığımız bir alandır” şeklinde konuştu.
“Ama şunun da altını çizmek isterim. Yani algı olgunun ötesinde gidiyor” ifadelerini kullanan Erhürman, “Yani nitelik kaygımız var ama yani algı bunun çok ötesinde bir yerlerde oluştu. Bizim çok başarılı olan ve uluslararası ölçeklere göre de başarısı tespit edilmiş olan ve takdir görmüş olan üniversitelerimiz var Ama algıyı değiştirmek, evet olguda da bir şeyler yapmayı gerektiriyor. Onları yapıyoruz, yapmaya başladık.”