Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın New York dönüşü sıcağı sıcağına yaptığı basın toplantısına sabah Kanal T’deki programımızdan çıkar çıkmaz ben de katıldım.
Erhürman oldukça uzun tuttuğunu düşündüğüm basın toplantısında aslında tek bir noktaya odaklandı; o da gerçek anlamda çözüm istediğini kanıtlama istenciydi..
Türk tarafı sadece bugün değil, Kıbrıs tarihi boyunca aslında gerçek anlamda çözümü isteyen taraf olduğunu tüm dünyaya defalarca kanıtladı. Ancak 1963 yılında yaşanılan kopuş ve süreç içerisinde Rumların diplomatik başarıları, 1974 Barış Harekatı’nın dünyaya esaretten kurtuluş değil, bir “işgal” olarak anlatılma başarısı ve 1983 yılında KKTC’nin kuruluşu sonrasında BM Güvenlik Konseyi’nde üretilen kararlar..
Ne yaptıysak olmadı, dünya kolaycılığı seçti, BM kararlarına atıfta bulunup Kıbrıs Türkü’nü mahkum etmeye devam etti.
Kıbrıs masasıyla ilgili çalışan bir çok diplomat görevdeyken suskun kalmayı tercih ederken, emekliliklerinde Kıbrıs Türklerinin, Kıbrıs Türk liderliğinin ve Ak Parti Türkiyesi’nin her zaman çözümü isteyen taraf olduğunu söyledi, yazdı!..
Buna rağmen Güvenlik Konseyi kararları Kıbrıs Türklerini dünyadan tecrit etmeye devam ediyor..
Annan Planına ‘evet’imiz de, Gambari sürecindeki olumlu tutumumuz da, Crans Montana’daki güvenlik garantiler başlığını dahi müzakereye açışımız da “tecrit” gerçeğini değişmedi!
Türkiye büyük ve güçlü bir ülke olarak artık bir avuç Rum’un kaprisiyle hareket etmeyeceğini 2018 yılından bu yana ortaya koydu ve federasyon çözümünü rafa kaldırdı!
Her ne kadar Kıbrıs Türkleri “federasyon” diyen bir Cumhurbaşkanı seçmiş olsa da Türkiye Kıbrıs Türklerinin geleceğinin federasyon çerçevesinde olmadığını görüyor.
Kanaatimce artık Cumhurbaşkanı Erhürman da bu gerçeği görmekte, ancak yüksek sesle bunu dillendirmemektedir.
Sayın Erhürman, egemen eşitlik tezini mümkün görmediğinden siyasi eşitlikte ısrar ediyor. Çünkü Erhürman da biliyor ki zaten Rum Yönetimi hiçbir şekilde Kıbrıslı Türkleri eşit görmediğinden siyasi eşitliği de kabul etmeyecek. İşte Erhürman’ın bu noktada Türkiye ile çatışma riski Rum’un tutumu nedeniyle ortadan kalkıyor.
Yine uzun bir giriş oldu.. Gelelim güncel duruma..
İç meselelerde özellikle de ekonomik konularda sınıfta kalan Rum Lider Histodulidis, Kıbrıs Türk tarafını türlü oyunlarla müzakere masasına hapsedip bildiğini okumaya devam etmek istiyor. Böylelikle iç kamuoyuna da bunu pazarlayabilecek ve yeniden seçilmeyi belki de bu yolla sağlayacak..
Ancak bu bayat numaraları Cumhurbaşkanı Erhürman’ın iyi bir şekilde etüd ettiğini gözlemliyorum.
Hiç bir konuda taraflar arasında ilerleme yok iken klasik BM Genel Kurulu çerçevesinde görüşmeler için New York’a giden iki tarafın birlikte bir masa etrafında bir araya gelmeyeceğini BM bizzat kendi açıkladı.
Ancak kendini zeki sanan Rum Lider, hem Rum kamuoyuna hem de BM’ye şirin görünmek için yeni öneriler ile Cumhurbaşkanı Erhürman’ı masaya davet etti.
Oysa masada 7 maddelik öneriler demeti duruyor ve bunlar BM raporu olarak da kayıtlara geçmiş durumda!.
Sayın Erhürman çok haklı bir gerekçeyle yani özlü konularda hiçbir ilerleme olmaması hatta güven yaratıcı önlemlerde dahi tek bir olumlu adım atılmaması nedeniyle 3’lü görüşmeye sıcak bakmadı.
Bu bizim romantik solcuları rahatsız etse de Erhürman’ın tavrının oldukça yerinde olduğunu söylemeliyim..
Cumhurbaşkanımız, Hristodulidis’in oyunu gördü ve bu görüşmeyi reddederek Rum Liderin maskesini düşürdü.