Geçtiğimiz hafta Berova’nın Deli Dumrul’a özendiğini kaleme almıştık. Bugün ise meselenin vahameti açısından Deli Dumrul’un dahi Berova’dan daha öngörülebilir olduğunun vurgusu yapılacaktır.
Deli Dumrul, kuru çayın üzerine köprü kurmuş; geçenden otuz üç, geçmeyenden döve döve kırk akçe almıştı. Düzeni hukuk dışı, yöntemi zalimceydi. Fakat hiç değilse kimin ne ödeyeceği belliydi. Bugün KKTC’de uygulanan resen vergilendirme anlayışına bakıldığında insan şu acı soruyu sormadan edemiyor: Deli Dumrul bile vergi toplamada Berova’dan daha mı öngörülebilirdi?
Resen vergi tarhı, Maliyenin mükellefin beyanını yeterli görmeyerek matrahı kendisinin belirlemesidir. Böylesine ağır bir yetki kullanılıyorsa, karşısında mükellefin haklarını koruyacak bağımsız, tarafsız ve etkili bir itiraz mekanizması bulunmalıdır. Çünkü hukuk devletinde vergi idaresi hem suçlayan, hem hüküm veren, hem de kendi kararına yapılan itirazı değerlendiren makam olamaz.
Ancak KKTC’de ortaya çıkan tablo tam olarak budur: Et de bıçak da Berova’nın elindedir!
Yasanın öngördüğü Üst İtiraz Komisyonunun oluşturulmadığı belirtilirken, resen tarh edilen vergiler karşısında mükellef adeta savunmasız bırakılmaktadır. Maliye vergiyi belirliyor, borcu çıkarıyor ve ödeme talep ediyor; fakat vatandaşın karşısında itirazını etkili biçimde değerlendirecek çalışan bir üst mekanizma bulunmuyor. Bu durumda resen tarh, hukuki bir vergi aracından çıkarak mükellefin başına sallanan mali bir kılıca dönüşmektedir.
Daha vahimi, Üst İtiraz Komisyonu yasaya uygun biçimde oluşturulsa dahi bağımsızlığı tartışmalıdır. Beş üyeden üçünün siyasi irade tarafından atanması, çoğunluğun doğrudan yürütmenin etkisi altında şekillenmesi demektir. Vergiyi salan siyasi otoritenin, itirazı değerlendirecek kurulun çoğunluğunu da belirlediği bir sistemde hangi kurumsal bağımsızlıktan söz edilebilir? Hakem formasını giymiş kişinin aslında takımlardan birinin yöneticisi olduğu bir maçtan adalet çıkar mı?
İngiltere’de vergi idaresinin kararlarına karşı başvuruları HMRC’den ayrı First-tier Tribunal değerlendirir. Kanada’da da uyuşmazlıklar Kanada Gelir İdaresinden ayrı bir yargı organı olan Vergi Mahkemesine taşınabilir. Bu sistemler, vergilendirme yetkisinin ancak bağımsız denetimle meşruiyet kazanacağını kabul eder.
Berova yönetimindeki anlayış ise “Önce vergiyi salarım, sonra itirazını yine benim belirlediğim yapı değerlendirir” görüntüsü vermektedir. Bunun adı vergi adaleti değil, idari tahakkümdür.
Vergi toplamak devletin hakkıdır; fakat mükellefin hukukunu çiğnemek hiçbir bakanın hakkı değildir. Deli Dumrul’un köprüsünde tarife keyfîydi ama açıktı. Berova’nın resen vergi köprüsünde ise geçiş ücreti de hakem de karar da aynı elde görünmektedir.
Vergi devletin alacağı olabilir; ancak adalet hiçbir bakanlığın mülkü değildir.