Parantez açalım. BRT’mizin 60. Kuruluş yılı kutlu olsun, nice asırlara. Ne günlerdi o günler, asla unutmam, unutulamaz. Çok büyük moral vermişti Kıbrıs Türk Halkına. Lefkoşa’dan yükselen azim inanç dolu, Milli birlik bütünlük dolu, Milli Ruhu diri tutan haklı mücadelemize ışık olan, güç veren, heyecanı doruğa çıkaran, halkı tek yumruk olarak birleştiren gür bir ses. Lefkoşa’dan güneş gibi doğan BAYRAK BAYRAK BAYRAK, Burası Kıbrıs Türk Mücahidinin Sesi. Kısa süre sonra Mağusa Canbulat Radyosu ve diğerleri. Milli Mücadelemizin yürütülmesinde çok önemli yerleri olan Radyolarımızın faaliyete geçmesinde BÜYÜK ÖZVERİLERİ hizmetleri olup aramızdan ayrılanlara ve tüm Şehitlerimize Tanrıdan rahmet, hayatta olanlara sağlıklar dilerim. Tüm çalışanları da kutlarım, nice asırlara. Herkes geçmişini iyi bellesin, Atalarıyla gurur duysun.
Ayni başlıkla aşağıdaki yazıyı 9.4.2022’de 21 ay önce yazdım, gelinen noktada yıllardır Kıbrıs Türk Halkına BMGK’nin yaptığı büyük haksızlıkları, adaletten yoksun taraflı yanlış tutumları, baskıları ve dayatmaları sürdürmesinden dolayı haklarımıza sahip çıkma kararlılığımızda ne kadar doğru yolda olduğumuzu, geçmişte ortaya koyduğumuz endişelerimizin ve saptamalarımızın yerinde olduğunu ve BMGK beşlisinin çıkarcı bilinen tutumunun bu gün dünyamızı ne hale getirdiğini ortaya koymak için tekrar aktarmak istedim. Yazı şöyle.
Müzakerelere yeniden başlanması için GYÖ hususunda ABD Dışişleri Bakan yardımcısı bayan Nuland Kıbrıs’a geldi. Yarım asırlık Federasyon görüşmelerinde çözümsüzlüğün Rumların uzlaşmazlığından dolayı olduğunu görmezden, nedenini bilmezden gelenler, suçluya mükafat, masuma ceza verenler, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşmalarını hem Anayasasını çiğneyip çiğnetenler, ortağını devletten kovmak suretiyle Cumhuriyeti yıkan darbecileri destekleyenler, sonu savaşa, karanlık günlere açık kapı olan dayatma Federasyona güçlü destek veriyorlarmış. Adada yaşanan gerçekleri tersyüz ederek saldırganları destekleyenlere güvenmek asla mümkün değil.
Bayan Nuland, 696 aydan beri yargısız infazla haksız cezalarla, oldubitti 186 kararıyla Türklerin çöküp-çökmediğini, kıvama gelip-gelmediğini görmeye geldi. Çözümün kilidi BMGK kasasında, anahtarı duvarda asılıdır. Kilidi açmadan, 186 iptal edilmeden geldiyse boşunadır. ENOSİS, Kıbrıs sorununun anasıdır. Güneyde ENOSİS kararları tazelendikçe, Türkiye dışarı dendikçe, Türklere yapılanlar, her türlü kayıpları göz ardı edildikçe, suçlu el üstünde, suçsuz da cezalı tutuldukça GYÖ’lerden bahsedilemez. 4 Mart 1964’teki sinsi oyuna tekrar gelmeyiz, artık karga graaak demez, peyniri de tilkiye kaptırmaz. Rahmetli Başbakan İsmet İnönü, 186 için 1965’te ‘Bu gün Cumartesi yarın Pazar, Dostumuz Amerika bizi iğfal etti, kandırdı’ demişti, kendi sesinden dinlemiştim Baykal’da evin damında görevde.
Enosis için, Kıbrıs ortaklık Cumhuriyeti Anayasasında Türkler lehindeki 13 maddeyi zorla değiştirmek isteyene, değiştiremeyince Akritas planı gereği Türkleri imha için silahlı saldırıya geçip devletten kovana, 103 köyden göç ettirip dar bölgelerde yıllarca ablukada tutana, çadır-baraka-mağaralarda yaşamaya mecbur edene, yüzlerce masumu katledene, devleti işgal edene; 4 Mart 1964’te BMGK hukuk dışı oldubitti 186 kararıyla devleti teslim edip üstünden saldırgana asayişi-düzeni sağlasın diye her türlü yetkiyi verirken, yardımına da 3 aylığına sözde BG gönderenlere, dolayısıyla kümesi tilkiye teslim edenlere niye güvenelim?
Sözde Barış Gücü, saldırıları durduracak sanmıştık, davulun sesi sonradan çıktı. Meğer saldırganların yanında olmaya gelmişti. Rum saldırıları artarak sürdü, Türklerin daha zor şartlarda aç-susuz-yarı çıplak, korku-endişe-zulüm içinde ölüm-kalım mücadelesine seyirci kaldı. Bağına-bahçesine-davarının başına gidemedi, yıllarca seyahat edemedi. İşine gitmeye çalışan bir daha evine dönemedi. BG nezaretindeki hastalar bile barikatlarda alıkonup kuyulara atıldı. 186 kararı yangına benzin döktü, saldırganları tetikledi. Bu gün hala saldırganların yanındalar, yalanlarını da desteklerler, zerre kadar haklı tarafları yokken.
Rum-Yunan’ın devlete ilk darbeyi 21 Aralık 1963’te, ikinci darbeyi 15 Temmuz 1974’te yaptıkları sabittir. Sözde Cumhurbaşkanını devirdiler, ‘Kıbrıs Helen Cumhuriyetini’ ilan ettiler, başına terörist başı Samson’u getirdiler. Asayişi-güveni sağlasın diye güya BG gönderildi. Sağladığı düzen hem güven budur? Asayişi Garantör Türkiye sağladığı halde baskılarla-yaptırımlarla cephe aldılar hiç utanmadan. Amaçları adayı Rum-Yunan’a yedirmektir. Federalciler bunların neyine güvenir da eşit egemenlik istemez insan şaşar kalır.
Bunca kabarık suçları, savaş suçlusu, soykırımcı insanlık suçu işleyen Rum-Yunan’ı, BMGK-ABD-AB’nin hala görmezden gelip desteklemesi suç ortaklığıdır. Ne hakla neye dayanarak ortaklık haklarımızı saldırganlara verdiler? 58 yıldır hukuken Kıbrıs Cumhuriyeti! yoktur, birlikte yok ettiler. KC sadece Rumlardan oluşmaz. Saldırganları şımartan azmettiren, Kıbrıs Anayasasını hem Cumhuriyet Antlaşmalarını Rumlarla beraber çiğneyen bu güçlerdir. Soruna düğüm üstüne düğüm atanlar, çözüme takoz koyanlar oturun anlaşın derler. Çözümün anahtarı ellerinde, isteseler kilidi açarlar, ama açmazlar. Sorun sürsün isterler, başka türlü Kıbrıs’a çöreklenemezler.
Suçlular kollanırken, suçsuzları baskılarla-ambargo-izolasyonlarla zorlayarak, Garantileri kaldırarak Türkiye’yi adadan çıkarma isteğiyle, Türklere baskıyla hata yaptırıp meseleyi ve suçlarını kapatma amacındalar. 3 ay dediler 696 ay oldu hani nerede çözüm? Saldırganlar belli, çözümden kaçanlar belli ama Kıbrıs’ın tek egemeni diye statüyü sürdürürler, masumlar da köşede cezalı. Çözümsüzlük bundandır. Güneydeki Emperyallerin üsleri niçindir, ne olacak, Türkiye’yi gönderip? Türkiye karşıtı sözde silahsız Kıbrısçılardan tıs yok. Türkler olarak kazığı sağlam zemine çakmak isteriz, saman üstüne değil. Garantiler vardı da başımıza gelmeyen kalmadı, Rum-Yunan-BM-AB’den. Ya Garantiler olmasaydı? Ya ileride kaldırılırsa halimiz ne olur?
Baykal’da 1966’da gerektiğinde halk kaleye çekilebilsin diye büyük zorluklarla, büyük gizlilik içinde Kurtuluş tünelini kazdık, bir yıldan fazla sürede, her gece sabaha kadar, ana yolun hem kalenin dış duvarının altından geçer. 1974’te Baykal halkı kullandı büyük yararı oldu, halkımız sağ salim kaleye girebildi.
Barış Harekatından bir gün önce onlarca tank yüzlerce çapulcu Sakarya’yı kuşattığında sözde BG mevzi yapmamızı engelledi, torbaları parçaladı ‘siz mevzi yapamazsınız’ deyip s….tirip gitti. Bizi de, 50-80 metre mesafede olan tankların üzerimizden silindir gibi geçmesine fırsat yarattı, altında ezilmeye terk etti. Diğer yerlerdeki katliamlara göz yumdular. İşte adaletleri-insanlıkları! Hem güya tarafsızlıkları. Güvenimiz hiç yoktur. Yani saldırganların 1963 Aralık ayından itibaren yaptıkları açıkça ortadayken ve dünya tarafından da iyi bilinirken, BMGK beşlisinin çıkarları gereği sanki tamamen haklı imiş gibi desteklendiği ortadayken Türkler olarak bizim bile bile baskılarına veya sahte vaatlerine aldanmamız, güvenmemiz mi gerek? Bunu yapmak için insanın zır deli olması lazım.
BMGK önce itibarını, güvenilirliğini kazansın, adalet terazisini düzeltsin, tarafsız olsun. 186 iptal edilsin kilit açılsın. Eşit egemenlik-Türkiye Garantisi tek çözümdür, kavgasız. Federasyon ENOSİS’e açık kapıdır, yeniden kavgadır, çatışmadır, savaştır. Kan kokusuna aşina olanlara bu fırsatı vermeyeceğiz. Rumların statüsü ve süresi hukuk dışı 186’ya bağlıdır, muallaktır, uzatmalar bunun ifadesidir, da 696 aydan beri uzatılması sanki gadimici imiş gibi duruyor. Kıbrıs’ta Barışı sağlayan Türkiye’dir, BM gücü değil. (SON)
Yazının üzerinden 22 ay, 186 kararı üzerinden 718 ay geçti şaka değil. BMGK 186 kararıyla, şimdi İsrail’in Filistin halkına yaptıklarının aynisi Kıbrıslı Türklere de yapılması için ayni yöntemdi, bir farkla bizim Garantör Türkiye’mizin oluşu bir yerde saldırıları ve katliamları durdurdu, Türkleri kurtardı, adaya barışı asayişi getirdi. Türkiye meşru müdahale edene kadar BMGK’nin tutumu şimdikinden farksızdı. BMGK beşlisinin adaletsizliğini, tutarsızlığını, taraflı oluşunu, çözüme değil çözümsüzlüğe oynadığını gösteren en belli başlı örneklerden biri Kıbrıs sorunudur.
Dünya süt liman olursa bunların hükmü kalmaz. Devamlı sorun olması işlerine gelir, ya doğrudan kendileri çıkarır ya dolaylı çıkartırlar ve gidip oralara çökerler. Ne bilsin garibanlar bütün belaları açan bunlar. Dediğimiz gibi BMGK’nin ne itibarı kaldı ne güvenilirliği, sıfırı tüketti. Sn Guterres deneyimli temsilci atamış, ağzıyla kuş tutsa madem 186 durur çözüm olmaz. Bu hanım da bayan Nuland ve diğerleri gibi boşuna gelecek. Haaa anlaşma sağlanır çözüm olursa da boşunadır, 1960 Antlaşmasının suyu mu çıktıydı, BM saldırganlardan daha fazla suçludur KC Antlaşmalarının çiğnenmesinden hem Anayasasının da. BM’de kayıtlı Rumlardan oluşan bir Cumhuriyet var mı Sn Guterres? Başka sorum yoktur.
İsrail-Filistin savaşı. Yaşananlar inanılacak gibi değil ama destekçilerin salyaları akar. Ekranlara yansır 7/24 dizi film gibi beleş. Bir zamanlar Mağusa’da bir Ali kardeşimiz vardı bisikletle dolaşır filmleri halka duyururdu. Haftada bir gece bayanlara bedava iki film birden, salon taşardı. Biz genç delikanlı arkadaşlar hiç kaçırmazdık. Genelde acıklı filmlerde Ali kardeşimiz duyuruda bayanlar yanlarında iki de mendil getirsin derdi. İşte şimdi soykırımı katliamları seyrederken yanlarında üçer banyo havlusu bulundurmalı. Dünya 5+1’den ibaret değil.
Sn Guterres, BMGK beşlisi Kıbrıs sorununu Mart 1964’te kendine göre çözdü. Masum Türk ortağın haklarını saldırganlara mükafat olarak hediye etti, Kıbrıs Cumhuriyetinin meşru egemeni yaptı ama 60 yıldır çözümsüzlük sürüyor. Yahu Rumlar hem anaları güya garantör Yunanistan Temmuz 1974’te kendi kendilerine Cumhuriyete ikinci darbeyi yaptılar, savaşa da sebep oldular. BM’nin çözüm planlarını da hep ret ettiler ama gene meşru egemen diye tanıdınız, mükafata devam ettiniz, masuma da cezaları sürdürdünüz. Oturun iki taraf anlaşın dersiniz. Bu şu demektir; Türklere, gidin Rumların egemenliğine girin yamalanın demektir. Böyle maskaralık olmaz. BM olarak içine ettiğiniz gibi temizlemelisiniz. 186 kararını iptal edeceksiniz. Rumlara, Annan Planı Referandumu öncesinde eğer ret ederseniz Türklerin ortaklığını elinizden alacağız demiş olsaydınız sorun çoktan çözülürdü beyim. Esas adil çözüm, eşit iki egemen devlettir, başka çaresi yoktur.ADALET.