Gençler Dünyaya Açılıyor, Biz Hâlâ Kendimize Kapanıyoruz

Abone Ol

Kıbrıslı Türk gençler uluslararası robotik yarışmalarında birincilikler kazanıyor, yapay zekâ çözümleri geliştiriyor, küresel ölçekte değer üreten girişimlere imza atıyor ve dünyanın dikkatini çekiyor.

Avdeso Academy öğrencileri Robotex Türkiye Ege Bölgesi ayağında iki farklı kategoride Türkiye birinciliği elde ederken lise kategorisinde de jüri özel ödülünü kazandı.

Ortaokul Sumo Robot kategorisinde Doruk Akkaya ve Feyza Çoğun geliştirdikleri robotlarla zirveye çıktı.

İlkokul Çizgi İzleyen Robot kategorisinde Doğu Cahit Ekenoğlu, Zehra Çoğun ve Ömer Veysel Yılmazcan birincilik kürsüsüne çıktı.

Lise Sumo Robot kategorisinde Hasan Kömürcügil ve Ahmet Ertaç jüri özel ödülüne layık görüldü.

Candela Robotic ekibi Fibonacci Robot Olimpiyatları’nda geliştirdikleri yapay zekâ destekli “SenseAble” şirketiyle birincilik elde ederek teknolojiyi sosyal faydayla buluşturan örnek bir başarı ortaya koydu.

Projede danışmanlık görevini Dr. Mustafa Kemal Ambar üstlenirken ekipte Çağan Karay, Ruhi Çağan Gedik ve Eren Küçüközdemir yer aldı.

Bu başarılar tesadüf değildir.

Bu başarılar Kıbrıslı Türk gençliğinin kapasitesinin, hayal gücünün ve üretme gücünün açık kanıtıdır.

Ahmet Bilgen’in paylaştığı örnek ise bu potansiyelin küresel ölçekte ne kadar büyük bir değere dönüşebileceğini gösteriyor.

Loom Games’i kuran iki genç girişimci, küçük bir ekiple yola çıkıp iki yıldan kısa sürede unicorn seviyesine ulaşarak yaklaşık bir milyar dolarlık değer üretti.

Bu başarı; zihin, yazılım, veri, disiplin ve özgüvenin birleşmesiyle ortaya çıktı.

Tam da bu noktada asıl sorulması gereken soru şudur.

Bu gençler dünyaya açılırken ülke olarak biz hangi yöne bakıyoruz?

Fiber protokolü tartışmaları etrafında yürütülen siyasi dil, toplumun gerçek meselelerini konuşmasını zorlaştıran bir provokasyon alanına dönüşmüş durumdadır.

Başbakan Ünal Üstel ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın hükümete yönelik eleştirileri Türkiye’ye ve Türk Telekom’a yöneltilmiş gibi sunması, tartışmayı teknik ve hukuki zeminden uzaklaştırarak duygusal bir savunma hattına çekmektedir.

Bu yaklaşım ülkeyi dünyaya açacak bir tartışma zemini üretmek yerine toplumu kendi içine kapanmaya zorlayan bir atmosfer yaratmaktadır.

Muhalefetin ana argümanı Türkiye ile iş birliğini güçlendirirken devlet kapasitesini ve egemenliği tahkim etmek üzerine kuruludur.

Deniz altından kabloyla KKTC’yi dünyaya bağlayan şirkete de fiber altyapının geliştirilmesine de yapıcı katkı sunma perspektifi hakimdir.

Tartışmanın odağında devlet kapasitesi, egemenlik, denetim ve dijital güvenlik gibi unsurlar bulunmaktadır.

Sağcı kesimlerin bile takdir edeceği ölçüde güçlü bir devlet vurgusu yapılmakta, egemenlik olgusu merkezde tutulmaktadır.

Yeni devletçilik yaklaşımı tam da bu noktada anlam kazanmaktadır.

Yeni devletçilik devleti güçlendiren, piyasayı düzenleyen ve özel sektörü stratejik ortak olarak konumlandıran bir anlayışı ifade eder.

Yeni ekonomi ise değerin bilgi, teknoloji, veri ve yaratıcılıktan üretildiği çağın adıdır.

Bu çağda ülkelerin rekabet gücü insan sermayesinin niteliğiyle ölçülmektedir.

Kıbrıslı Türk gençlerin uluslararası başarıları bu potansiyelin fazlasıyla mevcut olduğunu göstermektedir.

İhtiyaç duyulan unsur bu kapasiteyi büyütecek güçlü bir sistemdir.

Bir ülke güçlü kurumlar üzerine inşa edildiğinde sürdürülebilir biçimde yükselir.

Teknoloji ekonomisi ekosistem, strateji ve siyasi kararlılık gerektirir.

Ahmet Bilgen’in çağrısında dile getirdiği Tek Durak Startup Ofisi, devlet destekli erken aşama fonu ve rol model programı gibi öneriler bu sistemin nasıl kurulabileceğine dair somut yol haritası sunmaktadır.

Bu adımlar, ekonomiyi yönetmenin ötesine geçerek ülkenin yarınını kuracak vizyonun ete kemiğe bürünmüş halidir.

Bugün dünyanın gelişmiş ülkeleri veri merkezlerine, yapay zekâ altyapılarına ve teknoloji ekosistemlerine milyarlarca dolar yatırım yaparken amaç geleceğin oyun kurucuları arasında yer almaktır.

Kıbrıs Türk halkı da aynı oyunda yer almak istemektedir.

Son dönemde yükselen toplumsal itirazlar güçlü, vizyon sahibi ve dünyayı okuyabilen bir liderlik arayışının dışavurumudur.

Toplum kendisini geleceğe taşıyacak bir yön duygusu talep etmektedir.

Çağ değişmektedir.

Jeopolitik dengeler değişmektedir.

Ekonominin kuralları değişmektedir.

Devletin rolü yeniden tanımlanmaktadır.

Bu dönüşümü doğru okuyabilen ülkeler hızla yükselmektedir.

Kıbrıs Türk halkı bu yükselişin parçası olmak istemektedir.

Gençler bunu çoktan göstermiştir.

Robotik yarışmalarda, yapay zekâ şirketlerinde ve girişimcilik hikâyelerinde ortaya çıkan başarılar bu toplumun potansiyelinin ne kadar geniş olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.

Gelecek zihinle kurulmaktadır.

Gelecek rekabetle şekillenmektedir.

Gelecek özgüvenle inşa edilmektedir.

Bu nedenle odak noktası teknoloji yatırımlarını yönetecek güçlü devlet aklıdır.

Odak noktası kararlılık ve vizyondur.

Kıbrıs Türk halkı artık günü kurtaran politikalar yerine yarını kuracak bir liderlik görmek istemektedir.

Gençler dünyaya açılırken ülkenin de aynı cesareti göstermesi gerekmektedir.

Bir ülkenin en büyük sermayesi hayal kurabilen ve o hayali gerçeğe dönüştürebilen insan kaynağıdır.

Kıbrıslı Türk gençliği bu sermayenin fazlasıyla mevcut olduğunu defalarca kanıtlamıştır.

Şimdi ihtiyaç duyulan şey bu potansiyeli sistemli bir güce dönüştürecek yeni devlet aklı, yeni ekonomi vizyonu ve güçlü bir liderliktir.

Geleceği zihin kurar.

Ve o zihin bu ülkede vardır.

Artık o zihni özgür bırakacak sistemi kurma zamanıdır.

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }