Tropikal Pasifik Okyanusu'nda El Niño koşullarının yeniden oluşmasıyla birlikte meteorologlar, önümüzdeki aylarda aşırı hava olaylarının artabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak uzmanlara göre bu durumun Avrupa üzerindeki etkisi sınırlı olacak. Kıtada son haftalarda yaşanan aşırı sıcakların temel nedeni ise El Niño değil, iklim değişikliği.
"Güçlü bir El Niño bekleniyor"
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), yayımladığı küresel mevsimsel iklim güncellemesinde, temmuz-eylül döneminde güçlü bir El Niño olayının gelişmesinin beklendiğini açıkladı. Rapora göre El Niño, dünyanın birçok bölgesinde sıcak hava dalgaları, kuraklık ve şiddetli yağışların görülme olasılığını artıracak.
WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, Birleşmiş Milletler ve bölgesel kuruluşlarla birlikte hükümetleri, insani yardım kuruluşlarını ve iklime duyarlı sektörleri desteklemek amacıyla kapsamlı bir koordinasyon yürütüldüğünü belirtti.
Saulo, gelişmiş mevsimsel tahminler ve erken uyarı sistemlerinin can kayıplarını azaltmak ve ekonomik etkileri hafifletmek açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.
El Niño nedir?
El Niño, Doğu Pasifik Okyanusu'nda deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla oluşan doğal bir iklim olayıdır. Ortalama iki ila yedi yılda bir görülen bu olay, küresel sıcaklıkların geçici olarak yükselmesine ve dünyanın birçok bölgesinde aşırı hava olaylarının artmasına neden olabiliyor.
Mayıs 2023'te başlayıp Mart 2024'e kadar süren El Niño dönemi de küresel sıcaklık rekorlarının kırılmasına katkı sağlamış, uzun süreli kuraklıkları ve orman yangınlarını şiddetlendirmişti.
El Niño'nun en belirgin etkileri tropikal bölgelerde hissediliyor. Güney Amerika, ABD'nin güneyi, Doğu Afrika ve Orta Asya'da sel riski artarken; Avustralya'nın büyük bölümü, Endonezya ve Güney Amerika'nın kuzeyinde ise kuraklık ve orman yangını riski yükseliyor.
Avrupa'da etkisi sınırlı
Uzmanlara göre El Niño'nun Avrupa üzerindeki etkileri daha dolaylı ve genellikle daha zayıf oluyor.
Bu olay, yılın ilerleyen dönemlerinde daha ılık, yağışlı ve rüzgarlı bir sonbahar ile erken kış ihtimalini artırabilir. Ancak Avrupa'nın 2026 yazındaki aşırı sıcaklarının El Niño'dan kaynaklandığı düşünülmüyor.
Dolayısıyla son haftalarda binlerce kişinin yaşamını yitirmesine neden olan sıcak hava dalgalarının temel nedeni El Niño değil.
Dolaylı etkiler gıda arzını zorlayabilir
Her ne kadar Avrupa doğrudan etkilenmese de, El Niño'nun dünyanın diğer bölgelerinde yaratacağı kuraklık ve aşırı yağışlar küresel gıda üretimini olumsuz etkileyebilir.
Hollanda'daki IHE Delft Su Eğitimi Enstitüsü, Avrupa'nın ithal ettiği birçok temel tarım ürününün risk altında olabileceğine dikkat çekiyor.
Örneğin Nikaragua'da mısır ve fasulye üretiminde ciddi kayıplar yaşanabileceği, Kolombiya, Brezilya'nın kuzeydoğusu ve Hindistan'da ise yağışların azalması nedeniyle sulanan tarımın zorlaşacağı belirtiliyor. Bu durumun hem yeraltı suyu kullanımını artırabileceği hem de tarımsal ihracatı olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.
Uzmanlar: Asıl sorun iklim değişikliği
İklim bilimciler, El Niño'nun etkilerinin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, aşırı sıcaklar ve hava olaylarının temel nedeninin iklim değişikliği olduğunun altını çiziyor.
Geçmiş El Niño olayları küresel ortalama sıcaklığı yaklaşık 0,2 derece artırırken, insan kaynaklı iklim değişikliği sanayi öncesi döneme göre dünya sıcaklığını yaklaşık 1,3 ila 1,5 derece yükseltti.
Bu nedenle El Niño, zaten ısınan gezegende etkileri daha da artıran doğal bir etken olarak değerlendiriliyor.
Imperial College London'dan iklim bilimci Friederike Otto, "El Niño doğal bir olaydır; gelir ve gider. Ancak fosil yakıt kullanımı sürdükçe iklim değişikliği kötüleşmeye devam ediyor. Asıl endişelenmemiz gereken El Niño değil, iklim değişikliğidir." değerlendirmesinde bulundu.
Küresel hava tahmin platformu WFY24'ün kurucusu Ioanna Vergini de, Avrupa'da yaşanan aşırı sıcakların El Niño ile açıklanmasının iklim değişikliğinin rolünü gölgede bıraktığını söyledi.
Öte yandan World Weather Attribution (WWA) tarafından yapılan hızlı nedensellik analizine göre, Avrupa'da son sıcak hava dalgası sırasında ölçülen gündüz ve gece sıcaklıkları, insan kaynaklı iklim değişikliği olmasaydı birkaç on yıl öncesinde neredeyse imkânsız kabul edilecekti.