Güneyin seçimi (3)

Abone Ol

Güney Kıbrıs'ta yapılan seçimlerin değerlendirmesi devam ederken, BM Genel Sekreterinin kişisel temsilcisi Maria Holguin'in 6 Haziran'da adaya geleceği açıklandı.

Holguin'in iki tarafın lideriyle ayrı ayrı görüşeceği, sonra da Atina ve Ankara'yı ziyaret edeceği duyuruldu.

Ayrıca Holguin'in iki tarafın resmi temsilcileri yanında farklı sivil toplum örgütleri ve çevreleri de ziyaret edip görüş alışverişinde bulunmayı planladığı açıklandı.

Aslında, Holguin'in adayı yeniden ziyaret edip görüşmeler yapmak için Güney’deki seçimlerin yapılmasını beklediği biliniyordu.

Ama ayağının tozuyla daha seçim mürekkepleri kurumadan gelmesi biraz sürpriz oldu.

Çünkü, seçim sonuçları Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Hristodulidis’in çok da arzuladığı dengeleri oluşturmadı.

EDEK’in parlamento dışı kalması, onu parlamento içinde yeni ittifaklara zorunlu kılan bir sonuç doğurdu.

Herkesin söylediği gibi, ELAM’ın yükselişi de Hristodulidis’in en azından söylemine yeni bir ayar yapması sonucunu doğurabilir.

Tabii, Güney Kıbrıs'taki siyasette, en başta Kıbrıs sorununda, daha dünyalı bir diplomatik dil kullanılsa da siyasi aktörlerin görüşleri özünde birbirinden çok da farklı değil.

Örneğin, ana partilerin çoğunluğu BM parametreleri çerçevesinde bir federal çözüm istediğini söylüyor ama özünde 50 yılı aşkın pratikte arzuladıklarının üniter devlet olduğu görülüyor.

ELAM'ın farkı ise federasyon çözümünü söylem düzeyinde de kabul etmemeleri.

Bu yüzden Hristodulidis’in şimdi ELAM’ın yükselişiyle nasıl bir söylem ayarlaması yapacağı merak ediliyor.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'ın dört maddelik metodolojisi federasyon öngördüğü için, bu konjonktürde, Hristodulidis’in bunu kabul ederek Holguin'e olumlu cevap vermesi ve müzakerelerin bu temelde, hatta “müzakere için müzakere” temelinde başlaması mümkün olabilir mi göreceği.