Güney Kıbrıs'ta pazar günü yapılan seçimler sonunda beklenmeyen, öngörülmeyen sonuçlar çıkmadı.
Kamuoyu araştırmalarının epeyce önce gösterdiği gibi, iki geleneksel parti DİSİ ve AKEL birbirine yakın oylarla ilk iki sırayı paylaştı.
Yine önceden öngörüldüğü gibi, Avrupa değerlerinin dışında kalan, yabancı düşmanı ELAM da üçüncü sıraya yerleşti.
Hatta ELAM, hem oylarını hem de meclisteki sandalye sayısını oransal olarak en çok artıran parti oldu.
Dolayısıyla seçimin en kazançlı partisinin Elam olduğu, zafer diye nitelenecek ölçüde büyük olmasa da ciddi bir başarı gösterdiği kuşkusuzdur.
Seçim tablosunun bütününe siyasal bilim dinamikleri çerçevesinde bakıldığında, Güney Kıbrıs'ta siyasal alanın bütününü domine edebilecek bir siyasal parti bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yüzde 27 oyla seçimin birincisi olan DİSİ’nin, seçimlere katılımının yüzde 67 olduğu düşünülürse, toplam seçmen içindeki temsiliyetinin yalnızca yüzde 18'e denk gelmesi dikkat çekicidir.
Benzer durum, yüzde 24 oyla ikinci gelen AKEL'in de toplumsal desteğinin ancak yüzde 16'ya denk geldiği gerçeği ile kendini göstermektedir.
DİSİ ve AKEL'in ikisinin birden toplumsal destek oranının ancak yüzde 35 civarında kalması çarpıcı bir gerçeği vurgular:
Güney Kıbrıs'taki örgütlü siyasal partiler, toplumsal dinamikleri güçlü anlamda temsil etmekten, toplum tabanını yönlendirme gücünden uzaklaşmıştır.
Zaten, 50 yılı aşkın siyasal hayatta bugüne kadar ilk kez bu iki partiden birinin resmen desteklemediği bir isim olan N. Hristodulidis'in Cumhurbaşkanı seçilebilmesi de bu temel gerçek nedeniyle mümkün olabilmiştir.