Hariciye Bakanı Danışıklı Dövüş Rolünü mü Üstleniyor?

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı’nın düzenlediği basın toplantısında; bilindiği ve beklendiği gibi Cumhurbaşkanı Erhürman’a ağır eleştirilerde bulunuldu.

Tahsin Ertuğruloğlu, “Cumhurbaşkanı’nın politikası Kıbrıs Türküne zaman ve statü kaybettiriyor” iddiasını dillendirirken "Bizi Rum’un kapısında yalvaran aciz ve çaresiz toplum statüsüne indirgeyen politikalarda ısrar edilmesini asla kabul etmeyiz" ifadesinde bulundu.

Ertuğruloğlu’nun açıklamaları üzerine Cumhurbaşkanı Erhürman, Devlet ciddiyetiyle ve nezaketle bağdaşmayan açıklamalara yanıt vermekten uzun süredir vazgeçtiğini ifade etmiş ve tartışmanın üslup düzeyine çekilmesine karşı olduğunu vurgulamıştır.

CTP Milletvekilleri Fikri Toros ve Asım Akansoy ise polemiğe katılarak “Diplomasi uluslararası hukukta yeri olmayan sloganlarla yapılmaz” ve “Diyalog, karşılıklı saygı gerektirir Tahsin Bey!” sözleri ile senaryonun parçası haline geldiler.

Ertuğruloğlu’nın değişmeyen siyasi duruşu dikkate alındığında; basın toplantısının zamanlamasını ve söylenenleri garipsemeyebiliriz. Ancak, siyasi açıdan edindiğimiz nosyon ve Kıbrıs sorununa ilişkin deneyimlerimiz esas gerçeğin perde gerisindeki şifrelerde gizli olabileceğine yönelik şüphelerimizi artırmaktadır.

Öncelikle herhangi bir etkinliği değerlendirirken sorulması gereken soru bahse konu etkinliğin gerçekleşmesinden kim ve/veya kimlerin faydası olabileceğidir.

Mevcut konjonktür değerlendirildiğinde; kimse yanlış anlamasın ama Sayın Ertuğruloğlu’nun basın toplantısından ve bilahare ortaya çıkan polemikten fayda sağlayabilecek olan yegâne makam hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’dır. Dolayısıyla, Hariciye Bakanının danışıklı dövüş sonucunda bahse konu basın toplantısını düzenlediği ve beraberinde yapay polemiklere methaldar olduğu tiyatrosu önceden yazılan senaryoya göre oynandığı kuşkuları rasyonel bakış açısıyla ön plana çıkmaktadır.

Kıbrıs sorunu bağlamında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile KKTC Dışişleri Bakanlığı arasında “danışıklı dövüş” iddiası şu anlama gelebilir: “Görünürde ciddi politika farklılığı veya gerilim varmış gibi davranılması, ancak stratejik hedeflerde örtük bir koordinasyon bulunması.” Bu çerçevede, farklı danışıklı dövüş senaryolarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

1. Senaryo:

  • Cumhurbaşkanı daha uzlaşmacı ve müzakereye açık bir çizgi benimser.
  • Dışişleri daha sert, iki devletli çözüm veya egemen eşitlik vurgusunu öne çıkarır.

Dış aktörler (örneğin Birleşmiş Milletler veya Avrupa Birliği) karşısında şu mesaj oluşur:

“Eğer uzlaşmacı çizgi desteklenmezse daha sert pozisyon güçlenebilir.”

Bu bir pazarlık taktiği olabilir. Oyun teorisinde buna bazen “iyi polis – kötü polis” stratejisi denir.

2. Bir diğer olasılık:

· Sürekli “çözüm arıyoruz” söylemi sürer.

· Ancak gerçek politika değişmez.

· Uluslararası platformda süreç devam ediyor görünür.

Bu, tekrarlanan oyunlarda ortaya çıkan bir denge durumu olabilir: herkes süreci sürdürür, fakat radikal değişiklik yapılmaz.

3. KKTC’de Cumhurbaşkanı müzakere sürecinde belirleyici aktördür; Dışişleri ise uygulama ve diplomasi yürütür. Danışıklı dövüş iddiası şu durumda ortaya çıkabilir:

· Kamuoyuna açık eleştiriler yapılır.

· Fakat kapalı kapılar ardında koordinasyon vardır.

· Gerilim kontrollü şekilde yönetilir.

Bu, bir tür stratejik mesaj farklılaştırmasıdır.

Sonuç olarak gerek dürtüsel gerekse oyun teorisinin öngördüğü gibi rasyonel olsun Dışişleri Bakanının başlattığı polemikten kazançlı çıkabilecek tek kişi Erhurman’dır. Öncelikle, içte ortaya çıkan şiddetli muhalefet karışışında Kıbrıs sorununa ilişkin aşırı taviz vermemek için Erhürman’a meşru bir zemin kazandırılırken Ertuğruloğlu gibi bir ortak tepki objesi sayesinde ise özellikle sol cenahtan gelen Tatar’laşma eleştirilerine karşı kızgınlıkları ve tepkileri nötrleştirme ve Erhürman etrafında konsolide etme mahreci yaratılmıştır. Danışıklı dövüş varsayımı altında değerlendirildiğinde; Kıbrıs sorunu bağlamında KKTC Cumhurbaşkanı ile KKTC Dışişleri arasında danışıklı dövüş şu şekillerde olabilir: Rol paylaşımı (iyi polis–kötü polis); İç kamuoyuna farklı mesaj verme; Pazarlık gücünü artırma taktiği; Statükoyu bilinçli şekilde sürdürme ve Kontrollü gerilim üretme.

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }