Güney Kıbrıs Helen yönetiminin başkanı EOKA terör örgütünün 1 Nisan 1955’te silahlı eyleme başlamasının yıl dönümünde yaptığı açıklamada, EOKA’nın anısının hafızalarda canlı tutulması gerektiğini, örgütün eylemlerinin ve fedakarlıklarının çocuklara ve yeni nesillere aktarılmasının zorunluluk ve görev olduğunu, kendini, gerçek tarihini bilmesi ve buna saygılı olması gerektiğini belirtti. AKEL ise, 1 Nisan tarihinin ülkenin bu günkü mücadelesi için çok değerli pusulayı teşkil ettiğini, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi, bağımsızlığının sağlanması için ‘’ Türk işgal ve istilasının ‘’ sona ermesi gerektiğini açıkladı.
Güneyde zaten EOKA terör örgütünün ve hedefi ENOSİS’in okullarda okutulduğu, kiliselerde pekiştirildiği, parti tüzüklerinde ve meclislerinde ise ENOSİS kararının olduğu ve zaman zaman da tazelendiği sır değildir. Rum komşumuzun hiçbir zaman ENOSİS’ten vaz geçmediği bilinmeyen bir şey değildir. Da, 15 Temmuz 1974 öncesinde EOKA’cıların, Antlaşmalara aykırı olarak adada kaçak bulunan 20 bin Yunan Cuntası askeriyle birlikte, erken ENOSİS’e karşı olan ve Yunan Cuntası ile de arası açık olan sözde Cumhurbaşkanı Makarios’a ve taraftarları olan solcu AKEL yandaşlarına karşı giriştikleri katliamları, hem her gece bombalanan Polis karakollarını, hem de 15 Temmuz’da Cumhuriyete karşı yaptıkları darbeyi, yüzlerce solcunun ve saray muhafızının katledildiğini AKEL nasıl unutmuş olabilir ki??? Hem Türkiye’nin müdahalesine sevindiklerini, sonucunda da katledilmekten kurtulduklarını alenen ifade ettikleri günleri de ne çabuk unuttular???
AKEL, Garantör Türkiye’nin meşru müdahalesiyle solcuların katledilmesi, Türk Halkının katledilmesi, adada akan kanın durdurulması, asayişin sağlanmasını diğer yandan darbede Makarios’un öldürülmüş olduğunu, Kıbrıs Cumhuriyetinin yıkılıp yerine Kıbrıs Helen Cumhuriyetinin kurulduğunu, bu açıklamaları yapan darbeci başı Nikos Sampson olarak kendisinin Cumhurbaşkanı atandığını dünya aleme ekranlardan duyurduğunu da mı unuttular???
Hristodulidis efendiye gelince, sözde Dış işleri bakanı iken Montana’da müzakere masasının devrilmesinde baş rol kişi olarak, Rum çocuklarının ve gençlerinin birer EOKA’ci gibi yetiştirilmesi gerektiği ve ayni yolda ENOSİS hedefine ulaşmak için ayni özveri ve kahramanlıkları tekrarlamaları yönünde teşvik etmesi ve bunun bir görev olarak telakki edilmesi hususundaki ırkçı tutumuna hayret etmemek lazım.
Bay Hristodulidis, Aralık 1963’teki Cumhuriyete yaptıkları birinci darbeyle ortak Cumhuriyeti, eşit ortak olan Türk Halkını silah zoruyla Devletten kovdukları ve Devleti ele geçirdiklerinden günümüze kadar geçen 62 sene 4 aylık sürede yaşanan bütün gerçekleri inkar etmeyi marifet bilmiş, Cumhuriyet sanki sadece Rum halkının imiş gibi davranmaktadır. Bunda, başta BMGK 186 sayılı geçici taraflı siyasi kararının, sonra da AB’nin haksız ve taraflı desteği en büyük sebeptir. 3 aylık diye alınan 186 kararı üzerinden 745 ay geçmiştir, dile kolay. Ve bu karar sayesindedir ki Rumlar bütün çözüm planlarına OXİ demekten hiç çekinmemektedirler. Hem BMGK hem AB ve de Rumlar, bu nedenle Türk Halkını yok sayarlar.
Türk Askerinin adadan çekilmesini ve Garantilerin kalkmasını ısrarla savunan komşumuz, başta Yunan askeri yığınağı olmak üzere hiç alakası olmayan ABD, İsrail, Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya vd hem İngiltere’nin askeri üsleriyle Güneye doluşacaklar amma Türkiye dışarı, vay yahu, öyle mi? Hristodulidis efendi atıp tutmayı sever, geçenlerde de ‘’ Kıbrıslı Türkler, Türkiye işgalinin!!! Kurbanı’’ diyerek açıklama yaptı. Palavrayı sever, ya tutarsa der, yolunu şaşırmış beş on kişinin tutumunu bütün Türk Halkına mal etmeye çalışır. Ve hala Rumlarla birleşmeyi çözüm olarak Federasyon diye öne çıkaranlar ve yanıp tutuşanlar, başta çözümcü barışçı diye sandıkları ve yıllardır kapısını aşındırdıkları hem omuz omuza mücadele etmeye mutabık kaldıkları AKEL’in hem Rum başkanın açıklamalarını iyice bellesinler. Diğer partilerin de bunlardan geri kalaır tarafı yoktur. Yeni Başkan seçilen CTP lideri sayın bayan, ilk Türkiye ziyaretinden sonra ülkeye gelir gelmez önce AKEL’i bi iki gün sonra da DİSİ ve Meclis başkanı bayan Annita’yı ziyaret etmişti. Sonuçta Federasyon için ortak mücadele ve dayanışmada mutabakata varmışlardı, hayırlısıyla!!
Hem Hristodulidis’e hem AKEL’e, Atina Yüksek Mart 1979’da Türkiye’nin müdahalesinin MEŞRU olduğuna dair kararını hatırlatırım. Bazı önemli Rum köşe yazarlarının da, 15 Temmuz 74 saldırılarının darbe değil Yunan Cuntasının Kıbrıs’ı istilası olduğu hakkında birçok makaleleri mevcuttur.
Bu noktada bizim tarafa bakacak olursak; çocuklarımıza gençlerimize Milli Var Oluş Mücadele Tarihimiz okullarda okutulmaz, sanki utanılacak şeymiş gibi. 1990’lı yıllarda bu Tarih kitapları okullardan kaldırılmıştı. Bu zamanlarda bu hususta en çok tepki verenlerden birisiyim, sayın Birol Özter hanımla. Bu zamanlarda bizim sayın Meclis Başkanı Hanım efendi şöyle buyurmuştu, ‘’ Meraklısı olan gitsin araştırsın bulsun, okusun ‘’ diye. Eeee gereken tepkiyi ziyadesiyle göstermiştim. Bir müddet önce de Öğretmen Sendikasından bazı yetkililer Güneye geçip AKEL’i ziyarette, ortak eğitim konusunda anlaşmışlar. Heyet başkanı Kuzeye geçer geçmez bir Belediye Başkanını ziyarete gider ve Rumlarla ortak eğitim için destek ister. Daha fazla yazmayayım. Bu kadarını yazmam, nereye götürülmek istendiğimizi bilmemiz içindir.
Sendikalarımızca geçtiğimiz günlerde Hükümetin HP ile ilgili karar ve tutumuna karşı yapılan grevler normaldir ve haktır. Lakin eylem sırasında polisimize ve İtfaiye ekiplerine karşı fiziki şiddette bulunulmasını, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis yerleşkesine ve resmi araçlara taşlarla sopalarla zarar verilmesi çok yanlış, Polis emeklisi bir vatandaş olarak kınıyorum. İşin özeti, ha eski Meclis binası – ha yeni Meclis binası, değişen bir şey yok, Sendikaları desen onlar da ayni. Yerler ve isimler değişti, içerideki durumlar ayni, dışarıdakiler de ayni, altınla döşeseniz gene ayni, durum bu.
Bölgemiz savaşlarla ateşten çember adeta. Biz ise içeride nelerle uğraşıyoruz. Duyan da zannedecek dört dörtlük gelişmiş, ambargosuz, kendi başına buyruk ülkeyiz, petrol kuyularımız, altın elmas madenlerimiz habire üretir, kimseyi takmayız. Çalışmasak da olur, okula gitmesek de olur, hayat garantide. Aslında tatil matil demeden gece gündüz demeden hepimizin gücü nispetinde vatanımıza hizmet etmemiz gereken bir zaman içinde bulunduğumuzu ne yazık ki hala idrak edebilmiş olmamamızdır işin garip yanı.