Hristodulidis, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde kendisine sorular soran UBP milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu’na yanıt vermek yerine “Buraya hangi pasaportla geldiniz?” diye çıkışmış! Doğrusu Hasipoğlu yerinde sorular sormuş, kendisini tebrik ederim. Hristodulidis’i ise bu zavallı tavrı için kınıyorum.

Hristodulidis arzu ederse sorusunun yanıtını ben vereyim: Babanın malı olan Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla geldi! Öyle ya, girdiğiniz pozlara bakılırsa Cumhuriyet sizin babanızın malı oldu zannedilir. Halbuki bizim babamızın da malıdır. Bunun böyle olduğunu görmezden gelerek, ortaya konuşuyorlar. Başka türlü söylersek… Size bıraktığımız devletin pasaportlarını ortak halk olan Kıbrıs Türkleri hariç herkese ustan Anastasiadis gibi milyon euroya satıyorsun. Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarının satışı gibi bir skandala adı karışmış geleneğin devamı, senin gibi gariban bir cumhurbaşkanının konuşmaya ne gücü vardır ne de çapı uygundur.

Gelelim size soru soran vekilimize. Onlar da sizin yurttaşlarınızın mallarını yabancılara satıyorlar. Yani siz devletin ortağına kazık atarsanız onlar da size kazık atacak bir şey bulurlar. Manzara aynen böyle Bay Hristodulidis. Siz devletin pasaportlarını onlar da sizden kalan Rum mallarını satıyorlar.

Yalnız bu işler çığırından çıkmaya başladı. Bu uyuşmazlığı zamanında çözmesi gerekenler çözmediği için şimdi çömezler sorunun üzerinde andrez oynuyorlar. Bakalım iki taraftaki ahali ne zaman uyanacak ve gerçek sorunlarını umursamayan bu siyasilere kırmızı kart gösterecek. Kesin olan şudur ki, pasaport ve toprak satışı meselesini daha çok uzun süre konuşacağız.

Mesele keşke “sağcılarla” sınırlı olsa… Bakın, son günlerde CTP’nin başı da bu işler yüzünden dertte. CTP Milletvekili Fazilet Özdenefe’nin eşi İtalya’da İngiliz ortağı Garry Robb ile çevirdikleri işlerden dolayı hapiste tutuluyor ve yargılanması konusunda çokça tartışmalar yapılıyor. Bu arada CTP içinde Özdenefe’den beklenen görevlerinden çekilerek durumu belirginlik kazanıncaya kadar partisiyle ilişkisini askıya alması yönündedir. Bunu bana CTP MYK’sında görev yapan arkadaşlarım söylüyor.

Genel Başkan Erhürman ise her zamanki tavrıyla durumu idare etmeye çalışıyor. Mevzuya hukukçu kimliğiyle yaklaşması beklenirdi.  Halbuki o, bakması gereken yere değil bakmaması gereken yere bakarak bu sınavdan çaktı. Şimdi soruyorum, UBP’li bir siyasetçinin eşi böyle bir skandala karışsaydı hukukçu Erhürman yine sessiz mi kalacaktı? Hiç zannetmem. Ana muhalefet lideriyken böyle çifte standart uygulayan bir siyasetçi iktidar olursa neler yapar kim bilir?

Yeniden Hristodulidis’e dönersek…. Kendisi belli ki yoğun stres altında ve ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Bir de duydunuz mu bilmem, eski

bir CTP’liyi kendisine danışman yapmış. Halbuki azıcık sağına soluna baksa doğru düzgün gençlerden faydalanabilirdi. Gerçi Hristodulidis’in derdi Kıbrıslı Türkleri anlamak değil ki… Herkes gibi o da işin şovunda. Bu yüzden de eski bir ahbabı olan Kıbrıslı Türkü kendisine danışman atamış. Aslında Rumlar da beceriksiz ve ne dediği belli olmayan Kıbrıslı Türk’ten çok memnun değiller ama yine de Hristodulidis’in keyfine kimse karışamaz.

Ama bir kez daha yazıyorum, lütfen şunu unutmayınız Bay Hristodulidis: Kıbrıslı Türklerin babaları da şimdilerde senin keyfini sürdüğün devletin ortağıydılar. Senin laf söylediğin Kıbrıslı Türklerin, gasp ettiğiniz o devlette en az senin kadar payı vardır. Bunun anlaşılmayacak bir tarafı var mı?

Koskoca AB’nin üyesi bir devletin başkanı olarak ve üstelik Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi gibi bir yerde, Kıbrıslı Türk milletvekiline “Buraya hangi pasaportla geldiniz?” diye sormanın ne kadar yanlış olduğunu sana söyleyecek bir danışmanının bile olmaması da gerçekten inanılmaz. İnsan “Rumlar kimlerin eline kalmış?” diye düşünmeden edemiyor.

Elbette Hristodulidis’in en büyük avantajı, Kıbrıslı Türklerin siyasi liderlerinin kalibresizliği. Bundan dolayı gerçek seviyesi tam anlaşılmıyor olabilir.