Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), toplumda son dönemde artan güvenlik sorunlarına ilişkin “Toplum Güvenliği Eylem Planı” gündemiyle Cumhuriyet Meclisi’nde basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, ülkedeki güvenlik sorunlarının değerlendirilmesi ve mevcut eksikliklerin giderilmesinin önemine dikkat çekti.

İncirli, toplum güvenliği konusunda yaşanan sorunların görmezden gelinerek veya hafife alınarak çözülemeyeceğini belirterek, güvenlik meselesinin yalnızca adli bir konu olarak ele alınmaması gerektiğini söyledi.

"Güvenlik konusu adli değil, siyasi bir meseledir"

Güvenlik konusunun aynı zamanda siyasi bir mesele olduğunu ifade eden İncirli, mevcut tablonun yalnızca nüfusla ilgili olmadığını, yönetim kapasitesi ve toplum güvenliği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Toplam suç sayılarındaki düşüşün tek başına toplumun daha güvenli hale geldiğini göstermediğini belirten İncirli, suçların niteliği ve vahameti üzerinde durulması gerektiğini söyledi.

İncirli, halkı asıl tedirgin eden suç türlerinin ve toplumda güvenlik kaygısını artıran gelişmelerin rakamların ötesinde ele alınması gerektiğini vurguladı.

"Şiddet kültürünün yaygınlaştığını görüyoruz"

Toplumda şiddet kültürünün yaygınlaştığına dikkat çeken İncirli, bunun insanların günlük yaşamlarında doğrudan hissettiği bir mesele olmasa bile ciddi bir sorun olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.

CTP’nin olağanüstü Genel Kurul çağrısını bu sorunların kapsamlı biçimde ele alınması amacıyla yaptığını belirten İncirli, konuyu çekiştirerek veya gündemi uzatarak siyasi bir tartışmaya dönüştürmek istemediklerini söyledi.

İncirli, hükümeti beklediklerini ancak buna karşın CTP’nin “şov yapmakla” suçlandığını belirterek, “Biz bu sorunun daha fazla ötelenmesini ve yapılması gerekenlerin daha fazla ihmal edilmesini doğru bulmuyoruz” mesajı verdi.

"Hükümetin meclis'e gelmemesi gerçeği ortadan kaldırmaz"

Hükümet milletvekillerinin olağanüstü toplantıya katılmamasına da değinen İncirli, hükümetin Meclis’e gelmemesinin ülkedeki güvenlik sorunlarını ortadan kaldırmadığını söyledi.

İncirli, mevcut sorunlarla yüzleşilmesi gerektiğini belirterek, “Bütün bunlarla yüzleşmemiz gerekiyor. Bunlarla yüzleşmediğimiz takdirde sorunları çözemeyiz” ifadelerini kullandı.

"Nüfüs konusu uzun zamandır tahminlerle yürütülüyor"

Nüfus konusuna da değinen İncirli, uzun zamandır nüfusun tahminlerle yürütüldüğünü ve ülkede kaç kişinin yaşadığının kesin olarak bilinmediğini savundu.

Bunun bütünlüklü bir devlet politikasıyla ele alınmadığını belirten İncirli, kurumların birbirinden habersiz ve denetimsiz şekilde hareket ettiği bir alan oluştuğunu söyledi.

Nüfusun bilinmemesinin doğrudan doğruya yönetim kapasitesi ve toplum güvenliği sorununa dönüştüğünü ifade eden İncirli, konuya bütünlüklü bir yaklaşımla eğilmek gerektiğini kaydetti.

"Kaç kişinin, hangi statüyle yaşadığı bilinmeli"

İncirli, ülkede kaç kişinin yaşadığının yanı sıra bu kişilerin hangi statüyle, nerede ve hangi amaçla bulunduğunun da bilinmesi gerektiğini söyledi.

Ülkede bulunan kişilerin yasal statülerinin devam edip etmediğinin de takip edilmesi gerektiğini belirten İncirli, hükümetin bu konularda yeterli bilgiye sahip olmamasının yönetim kapasitesi açısından önemli bir sorun oluşturduğunu ifade etti.

Nüfus ve nüfus hareketlerinin doğru biçimde takip edilmesinin yalnızca istatistik açısından değil, kamu hizmetlerinin planlanması ve toplum güvenliğinin sağlanması açısından da gerekli olduğunu vurguladı.

"Suç işlenmeden önce riskler belirlenmeli"

İncirli, suçların ardından faillerin yakalanması konusunda polisin başarılı çalışmalar yaptığını belirtti.

Ancak güvenlik politikasının yalnızca suç işlendikten sonra faillerin yakalanmasına odaklanmaması gerektiğini ifade eden İncirli, suç işlenmeden önce risklerin belirlenmesi ve önleyici çalışmaların yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Bunun için yapısal değişikliklere ihtiyaç olduğunu belirten İncirli, “Suç işlenmeden önce riskler belirlenmeli ve önüne geçilmelidir” ifadelerini kullandı.