İran’daki Siyasal Sistem Çöküyor mu?

Abone Ol

Aralık 2025’in son günlerinde derinleşen ekonomik kriz, İran para birimi Riyal’in rekor düzeyde değer kaybı ve artan hayat pahalılığı, ülke genelinde geniş katılımlı protestoların yeniden patlak vermesine yol açtı.

Başlangıçta ekonomik taleplerle ortaya çıkan bu protestolar, kısa sürede siyasal nitelik kazanarak hükümet ve rejim karşıtı sloganlarla genişledi. Özellikle gençler ve kadınların öncülük ettiği gösterilerde, rejim değişikliği taleplerinin artık daha yüksek sesle dile getirildiği görülüyor.

Bu gelişmeler, kaçınılmaz olarak şu soruyu gündeme getiriyor: İran’daki siyasal sistem bir çöküş sürecine mi girdi?

İran’da kısa vadede ani ve topyekûn bir rejim çöküşü ihtimali düşük görünmektedir; ancak yapısal, kurumsal ve toplumsal aşınmanın, rejimi orta vadede dönüştürücü bir baskı altına soktuğu rahatlıkla iddia edilebilir.

Karşılaştırmalı siyaset literatüründe rejim değişiklikleri genel olarak üç biçimde ele alınır. Birincisi, mevcut rejim içinde reformlar yoluyla yapılan sınırlı dönüşümler; ikincisi, rejim tipinin demokratikleşme ya da otoriterleşme yönünde evrilmesi; üçüncüsü ise mevcut rejimin meşruiyetini ve işleyişini kaybederek yerini yeni bir siyasal düzene bırakmasıdır.

İran bağlamında “rejim çöküşü”, devletin tamamen dağılması anlamına gelmemekte; Velayet-i Fakih doktrinine dayanan siyasal sistemin meşruiyetini ve sürdürülebilirliğini yitirmesi anlamına gelmektedir.

Rejim değişikliği açısından en önemli yapısal faktörlerden biri ekonomik yapıdır. İran ekonomisi uzun süredir petrol gelirlerine aşırı bağımlı bir görünüm sergilemekte; yüksek enflasyon, döviz krizi, genç nüfusta yaygın işsizlik ve orta sınıfın daralması gibi sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır.

ABD yaptırımlarının da etkisiyle derinleşen bu ekonomik kırılganlık, rejimin toplumsal meşruiyetini özellikle kentli ve genç nüfus nezdinde ciddi biçimde aşındırmaktadır. Ekonomik refah üzerinden kurulan örtük toplumsal sözleşmenin giderek işlemez hâle gelmesi, rejimin dayanıklılığını zayıflatan temel unsurlardan biridir.

Kurumsal faktörler açısından bakıldığında, rejim değişikliği ile devlet kapasitesi arasında yakın bir ilişki olduğu görülür. Zayıf devlet kapasitesi, rejimlerin krizler karşısında daha kırılgan olmasına yol açar.

İran örneğinde ekonomik kapasitenin, bürokratik etkinliğin ve liyakat ilkesinin aşındığı; devletin uluslararası sistemle ilişkilerinde giderek daha izole bir konuma sürüklendiği gözlemlenmektedir. Bu durum, devletin sorun çözme kapasitesini sınırlamakta ve rejim üzerindeki toplumsal baskıyı artırmaktadır.

Bununla birlikte İran devletinin kapasite açısından en güçlü alanının güvenlik aygıtı olduğu da açıktır. Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), güvenlik bürokrasisi ve dijital denetim araçları, rejimin elinde hâlâ güçlü bir baskı kapasitesi bulunduğunu göstermektedir.

Ancak karşılaştırmalı siyaset literatürü, yüksek baskı kapasitesinin tek başına kalıcı rejim istikrarı üretmediğini; ekonomik ve normatif meşruiyetle desteklenmediğinde yalnızca krizi erteleyen bir işlev gördüğünü ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda IRGC, dini otorite ve devlet bürokrasisinden oluşan üçlü yapı çözülmeden ani bir rejim çöküşü zor görünse de, bu yapı giderek daha yüksek maliyetlerle ayakta kalmaktadır.

Aktörler düzeyinde değerlendirildiğinde, İran’daki siyasal elitlerin ideolojik olarak katı muhafazakârlar, daha pragmatik unsurlar ve reformist elitler etrafında şekillenen gruplar olarak kabaca ayrıştığı söylenebilir. Bu gruplar arasında henüz rejimi sarsacak ölçekte açık bir kopuş yaşanmamış olsa da, gerilim ve görüş ayrılıklarının belirginleşmeye başladığı görülmektedir.

Cumhurbaşkanının protestolar karşısında görece daha uzlaşmacı ve kontrollü bir çözüm arayışına açık bir tutum sergilemesi, buna karşılık dini liderlik ve muhafazakâr çevrelerin sertlik yanlısı politikaları tercih etmesi, elitler arasında ortak bir stratejik uzlaşının henüz oluşmadığını göstermektedir. Rejimin meşruiyeti azaldıkça baskı düzeyini artırması da bu uzlaşmazlığın dolaylı bir göstergesi olarak okunabilir.

Toplumsal muhalefet açısından bakıldığında ise gençler, kadınlar, işçiler ile etnik ve dinsel grupların protestolarda öne çıktığı görülmektedir. Farklı kuşaklardan ve ideolojik referanslardan yükselen talepler, İran’daki siyasal kültürde de belirgin bir kırılmaya işaret etmektedir. Rejim ile protestocular arasında normlar, değerler ve yaşam tarzı bakımından derin bir uyumsuzluk oluşmuştur.

Bununla birlikte İran’daki muhalefetin örgütlü bir yapıya ve merkezi bir liderliğe sahip olduğunu söylemek güçtür. Bu örgütsüzlük kısa vadede rejimin lehine görünse de, uzun vadede bastırılamayan, dağınık ama süreklilik arz eden bir muhalefet biçiminin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Uluslararası konjonktür de rejim değişikliği dinamiklerini etkileyen önemli bir faktördür. ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar, ülkenin ekonomik kırılganlığını derinleştirmiştir. Bu arada Trump’ın İran’a yönelik askeri seçeneklerin masada olduğunu söyleyerek askeri müdahale tehdidini ima etmesi; İran ile ticaret yapan ülkelere, ABD ile olan ticaretinde %25 gümrük vergisi uygulama tehdidi, bu baskının süreceğine işaret etmektedir.

Buna ek olarak İran’ın Suudi Arabistan ve İsrail ile yürüttüğü bölgesel rekabet, rejim üzerindeki stratejik baskıyı artırmaktadır. Bununla birlikte İran’ın Çin ve Rusya ile geliştirdiği sınırlı fakat stratejik ilişkiler, ülkenin uluslararası izolasyonunu mutlak olmaktan çıkarmakta ve rejime manevra alanı sağlamaktadır.

Sonuç olarak İran’da kısa vadede ani ve bütüncül bir rejim çöküşü ihtimali düşük görünmektedir. Ancak ekonomik krizin derinleşmesi, toplumsal meşruiyetin aşınması, elitler arasındaki gerilimlerin artması ve kültürel kopuşun kalıcı hâle gelmesi, rejimi orta vadede ciddi bir dönüşüm baskısı altına sokmaktadır.

İran’daki siyasal sistem hemen çökmemektedir; fakat giderek daha kırılgan, daha maliyetli ve daha fazla baskı gerektiren bir istikrar üretmektedir. Bu durum, rejimin geleceğini belirsiz kılmakta ve yeni bir elit–toplum uzlaşmasının doğup doğmayacağı sorusunu açık bırakmaktadır.

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }