Ülkemizin sınıfta kaldığı konulardan biri olan “iş sağlığı ve güvenliği” noktasında yaşanan eksiklikler birçok kişinin evine ateş düşmesine neden oluyor.
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile iş kazalarının önlenmesi, denetimlerin ve yaptırım gücünün sağlanması öngörülse de bu yasaya yönelik adımlar ne yazık ki atılmıyor.
BAĞIMSIZ GAZETE’ye konuşan İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği (İSG-BİR) Başkanı Güvenç Yüksel, bu yıl meydana gelen iş kazaları sonucu 12 kişinin hayatını kaybettiğine vurgu yaparak, mevcut yasal mevzuatlara uyulduğunda bile iş kazalarının yüzde 90-95 oranında azalacağına dikkat çekti.
İş sağlığı ve güvenliği açısından en çok risk oluşturan sektörün inşaat olduğunu dile getiren Yüksel, her yıl bu sektörde kayıplar yaşandığını ifade etti. Yüksel, ülkedeki yasal mevzuatın uygulanmadığına dikkat çekerek, bunun sonucunda meydana gelen iş kazalarında bu yıl 12 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
İş kazaları yaşandığında bunun basında görünür olduğunu, birçok kesimde üzüntü yarattığını anlatan Yüksel, ancak bunun ardından hiçbir düzeltmenin yapıldığını bildirdi. Yüksel, yaşanmışlıklardan ders çıkarıp bir ileriye gitmenin beklendiğini belirterek, ancak bunun genellikle yapılmadığını, bu nedenle iş kazalarının önlenemediğini kaydetti.
Yaptırım gücünün hükûmetlerde olduğunu dile getiren Yüksel, yaptırım gücünün de onlarda olduğunu ancak denetimlerin yetersiz olduğunu ifade etti. Yüksel, inşaat sektörünün gün geçtikçe büyümekte olduğuna işaret ederek, yüksek binaların arttığını ve buna bağlı olarak tehlikelerin arttığını ve kurallara uyulmadığı için iş kazalarının yaşandığını vurguladı.
“Mevcut yasalara uyulsa iş kazalarının
büyük bir kısmı önlenebilir”
Mevcut mevzuat uygulansa iş kazalarının yüzde 90-95’inin önüne geçebileceğine dikkat çeken Yüksel, şöyle devam etti:
“Oluşan iş kazalarını basında gördüğümüz zaman iş kazalarının çok basit tedbirlerle önlenebileceğini analiz edebiliyoruz. Tabii ki bu konuya çalışanlar ile işverenlerin hassasiyet göstermesi ve devletimizin de gereken denetimleri yapması gerekiyor. Devletin bununla ilgili yaptırım gücünün artırılması gerek. Devletin İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarını da teşvik etmesi gerekiyor.
Bu yalnız inşaat sektörüne değil tüm sektörlere uygulanması ve denetlenmesi gerekiyor. Denetleme bacağının da bir an önce hayat bulması en önemli konuların başında geliyor.”
“Yasa işçileri koruyor ancak yasaya uyulmuyor”
Yüksel, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’na göre risklendirme raporunun hazırlandığı üzerinde durarak, uzmanın iş yerindeki tüm riskleri tespit ettiğini, bu tehlike ve risklerden çalışanların nasıl korunabileceği (baret, maske, koruyucu kemer) yönünde değerlendirmede bulunduğunu açıkladı.
Uzmanın, hangi sektörde olursa olsun mevcut ortamın düzenlenmesi, gerekli önlemlerin alınması, teknolojik yatırımlar veya işin yapılış şeklindeki değişikliklerin tüm önerilerini mal sahibine sunduğunu belirten Yüksel, işe başlanmadan önce de çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği açısından eğitimler verildiğini kaydetti.
Yüksel, iş sağlığı ve güvenliği konusunda temel noktanın eğitim olduğunu dile getirerek, gerek iş sağlığı güvenliği gerek koruyucu donanımlar gerekse de tehlikelerin neler olduğu açısında çalışanların bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tüm bu koşulların sağlanabilmesi için işveren, çalışan, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlığı ile hükûmetin üstüne düşen görevi yerine getirmesinin önem arz ettiğine işaret eden Yüksel, tüm bunlar yapılırsa iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmış olacağını, böylelikle iş kazalarında azalma görüleceğini vurguladı.
Yüksel, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nda denetlemeler ve cezalarla ilgili maddelerin yer aldığına dikkat çekerek, denetimle ilgili tüm yetkilinin Çalışma Dairesi olduğunun altını çizdi.