Kamu çalışanına yapılan saksı muamelesine devam mı?

Abone Ol

Yaklaşık yarım asırlık bir süredir çağdaş refah ülkeleri vatandaş odaklı hizmet için yeni kamu yönetimine geçiş yaparken KKTC halen daha geleneksel kamu yönetiminde ısrar ederek imtiyazlılar hariç kendi vatandaşına ezgi çektirmeye devam etmektedir.

Başta İskandinav ülkelerinde olmak üzere yeni kamu yönetimi ilkeleri doğrultusunda devleti yönetenler vatandaşın her türlü hak ve hukukunu korumak için şeffaflık ve hesap verebilirliği esas alan kurumsal yönetişim yapıları ihdas etmişlerdir.

Yeni kamu yönetimi anlayışına paralel kurumsal/iyi yönetişim ilkelerini benimseyen Danimarka ve Finlandiya gibi ülkeler etkin işleyen idari, mali ve yargısal denetim mekanizmaları yanında kamuda liyakati kurumsallaştırmış, sırf çalışma saatini değil belirli çalışma saatindeki performans odaklı (verimlilik) çalışma sistemini benimsemişlerdir. Bunun sonucunda performans odaklı ödüllendirme sonucunda motivasyonu ve kamu çalışanları arasında adil muameleyi tesis etmişlerdir. Netice itibariyle bu ülkelerde güçlü ve etkin devlet yapısı oluşturulduğundan aynı zamanda yolsuzluk algısı da asgari düzeye indirilmiştir.

Öte yandan KKTC’de en az çeyrek asırlık dönemdir kamu reformu ihtiyacından bahsedilmesine rağmen günden güne çöküşe göz yumulmakta, vatandaşın bürokrasiden canı yanmakta, liyakat hiçe sayıldığı için kurumsal hafıza yok olmakta, ödüllendirme performansa göre değil de nepotik ve siyasi kayırmacılığa göre yapıldığı için adil olmayan muamele kamu çalışanının motivasyonunu bertaraf etmektedir. Bu bağlamda, KKTC’de tecrübeyle sabit olduğu üzere etkin ve verimli bir devlet yapısı beklemek akla ve mantığa aykırı bir hal almış durumdadır.

Yukarıdan da anlaşıldığı gibi; KKTC’de kamu sektörünün çöktüğünü anlamak için uzman olmaya gerek yoktur. Herkesin malumunda olduğu üzere liyakatten, şeffaflıktan, hesap verebilirlikten, vatandaşın şikayetlerini dikkate almaktan, yeterli ve etkin mali, idari ve yargı denetimden, kurumsal hafızadan ve adil ödül ve cezalandırma siteminden yoksun olan KKTC kamu sektörü bir nevi kurumsal inme/felç halindedir.

KKTC kamu sektörünün içinde bulunduğu inme/felç halinden çıkısı salt kamu çalışanlarının dairede bulunma saatlerine indirgemek siyasi iktidarın idrak ve ikrardan kaçınması ve kamu çalışanlarını günah keçisi yapma kolaycılığı anlamına gelmektedir.

Bilindiği gibi; geçtiğimiz hafta Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile kamuya parmak izi ve yüz tanıma sistemi geleceği duyurulmuştu. Halbuki, kamu çalışanlarının dairede saksı gibi geçirdiği süre değil yeni kamu yönetimi anlayışında öngörüldüğü şekliyle çalışma süresinde çalışanlardan beklenen performans, performansın adil denetimi ve bu denetimin ücret ve ödüllendirmeye esas alınması gerekirdi. Kaldı ki, özellikle pandemi sonrası birçok refah ülkesinde performans odaklı esnek çalışma sistemine geçilmiş olup, dikkate aldıkları temel kriter belirli sürede nerede olduğunuz veya nerede ürettiğiniz değil performans hedefini karşılayıp karşılamadığınızdır.

Hatırlanacağı gibi; dörtlü koalisyon dönemimde Başbakan Tufan Erhürman’ın sabahleyin kamu çalışanlarının mesaiye başlangıç saatlerini basında şov yaparak bizzat denetlemesi siyasi iktidarların kamu reformuna ne kadar sığ ve bilim dışı baktıklarının maalesef benzeri bir tezahürüdür.

Sonuç olarak; kamuda reform ihtiyacını salt kamu çalışanlarının dairede bulunma süresiyle sınırlı tutan anlayıştan halkın hizmetkârı bir devlet yaratmasını ummak bir nevi ölü gözünden yaş beklemek ile eşdeğerdir.