Bir dönem hatırlanacağı gibi; muhalefet lideri olarak Dr. Derviş Eroğlu ülkedeki sorunlar karşısında reçetenin cebinde olduğunu ve iktidara geldiğinde tüm sorunları çözeceği vaadinde bulunmuştu.
Bugünün muhalefeti açısından da durumun pek farklı olmadığı görünmektedir. Yine yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, partizanca istihdamlar, ardı arkası kesilmeyen aflar, kayıt dışı ekonomi ve bütçenin ifasından dolayı vatandaşın cebine el atan iktidarlar gerçeği ve bu sorunlar karşısında yapmış olduğu çok kapsamlı ve paydaşlı çalıştaylarla ülke sorunlarının çözümüne hazır olduğunu iddia eden ana muhalefet geçmişin siyasi pratiklerini hatırlatmaktadır.
Mevcut sorunlar karşısında giderek irtifa kaybettiği algısı yaratan UBP koalisyon hükümetinin elbette siyaseten kurtuluşu imkânsız değildir. Şöyle ki, ülkede kronikleşmiş birçok sorunun çözümü için İsviçre çakısı gibi çözüm üretebilecek bir reçetenin uygulamasına samimi olarak start verebilir.
İsviçre çakısı örneği ülkede başta yolsuzluk, liyakat, adalet, bütçe disiplini gibi birçok soruna aynı anda çözüm üretebilecek reçete özünde aynı olan kurumsal ve iyi yönetişim ilkelerinin tüm ülke çapında tavizsiz, samimi ve ciddi şekilde uygulanmasıdır. Ancak, bu konuda hükümet takiye yapmadığını ve samimi olduğunu somut kanıtlarla topluma anlatmalı, kavratmalı ve inandırmalıdır.
İyi yönetişim kavramını siyaseten gündeme getiren ve öneminin kavranmasına katkı koyan Halkın Partisi Lideri Prof. Dr. Kudret Özersay’ın hakkını da yememek gerekiyor.
Kurumsal yönetişim “Bir kurum nasıl doğru yönetilir?” sorusuna, İyi yönetişim ise “Bir toplum ve devlet nasıl doğru yönetilir?” sorusuna yanıt aramaktadır. Dolayısıyla kurumsal yönetişim, iyi yönetişimin daha dar ve kurumsal boyutudur.
İyi yönetişim, devletin ve kamu yönetiminin toplum yararına etkin, adil, katılımcı, hukuka uygun şekilde yönetilmesini ifade eder. Bu kavram kurumsal yönetişime göre daha geniştir ve sadece şirketleri değil devletleri, belediyeleri, uluslararası kuruluşları, sivil toplum örgütlerini de kapsar.
İyi yönetişim kavramının temel unsurları hukukun üstünlüğü, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik, etkinlik ve verimlilik, insan haklarına saygı ve yolsuzlukla mücadeledir. İyi yönetişimin temel amaçları ise demokratik yönetim sağlamak, kamu kaynaklarını verimli kullanmak, toplumsal güven oluşturmak ve kamu hizmet kalitesini artırmaktır.
İyi yönetişim yalnızca teknik bir yönetim modeli değil; aynı zamanda: ekonomik kalkınmanın, demokratik meşruiyetin, sosyal adaletin ve sürdürülebilir devlet yapısının temelidir.
İyi yönetişimin zayıf olduğu ülkelerde genellikle yolsuzluk, kayıt dışılık, kayırmacılık, bütçe açıkları, gelir eşitsizliği ve kurumsal güvensizlik daha yaygın görülmektedir. Buna karşılık iyi yönetişim ilkelerini güçlü şekilde uygulayan ülkelerde ekonomik istikrar, yatırım güveni ve toplumsal refah daha yüksek olmaktadır.
Sonuç olarak; UBP koalisyonu halen olduğu gibi toplumla inatlaşarak değil refah ülkelerini selamete çıkaran İyi yönetişim ilkelerine sarılmakla seçimi en az zaiyatla atlatabilir. Gelecek köşe yazımda ülke örnekleriyle iyi yönetişim, yolsuzluk ve refah ilişkisi karşılaştırmalı olarak açıklamaya çalışacağım.