Hukukçu falan değilim ama mahkemede yalan ifade vermek suçtur diye bilirim. Bunu herkes bilir. Azcık Suits seyreden, ya da Matlock’a bakan, Law and Order dizisi müptelası olan bilir.
Serdal Gündüz mahkemece suçlu bulunmuş, kendisine bir ceza biçilmiş, o cezasını çekmek için de cezaevinde.
Savcılık, Serdal Gündüz’ü tanık olarak çağırıyor ve gündeme bomba gibi düşen o şehadeti alıyor. Aslında sadece almıyor, yargıca, yani mahkemeye aktarıyor.
Ne diyor Serdal Gündüz?
“Beni Fatoş Ünal ile Ziya Öztürkler tanıştırdı. Girne bir kafede buluşuldu. Ona diplomayı vermem konusunda o talepte bulundu ve diplomanın verilmemesi durumunda okulun sahiplerine yurttaşlık konusunun zora gireceği tehdidi de yapıldı”. Sonra ortaya çıkıyor ki, Rektör Yardımcısı arkadaş, Öztürkler’in İçişleri Bakanlığı döneminde yurttaşlığa alınmış.
Adını, orada gerçekten okuyan, sınavlara giren, dirsek çürüten gençlerin hakkına girmemek için adını zikretmeyeceğim üniversite zaten gollifa gibi diploma dağıtmış. O nedenle bir eksik bir fazla pek de önemli değil ama Fatoş Hanım’ın diploması için özel bir hassasiyet oluşmuş iddiası ortada.
Şimdi bu iddia birisinin sosyal medyada yazdığı bir şey değil. Bu iddia bir gazeteciye “off the record” kuralları silsilesi içerisinde söylenmiş bir şey de değil. Bu iddia yüce mahkeme huzurunda, yeminli bir şekilde verilen ve yalan çıkması halinde hapis cezası dahil birçok cezanın gündemde olabileceği bir şekilde ortaya atıldı. Yani yargıca ve mahkemeye söylendi.
“Zaten ceza aldı. Bir mahkumun sözüne itibar edilmez” dememek lazım. Hükümlüdür, mahkumdur evet ama mahkemeye yalan ifade verdiğinin ortaya çıkması, şartlı tahliye gibi imkânlardan yararlanmasını önüne geçeceği gibi, cezasının uzamasına da neden olur. Hem neden böyle bir yalanı ortaya atsın? Benim sorum da bu. Öyle Amerikan filmlerindeki gibi, bir başka dava için mahkumiyet sağlayacak bilgi karşılığında ceza indirimi pazarlığı falan olmuyor.
Ziya Örtürkler “Yalandır. İftiradır” diyor madem, hemen polise şikayette bulunmalı.
Kürsünden, “İspatlanırsa dokunulmazlığım kalksın” demekle olmuyor. Madem mahkemede yalan beyanda bulunulduğunu, yani suç işlendiğini düşünüyor polise başvursun. Polis, Serdal Gündüz’ün mahkemeyi yanıltarak suç işleyip işlemediğini baksın.
Serdal Gündüz’ün iddialarının polis tarafından araştırılması gerekir zaten.
Hem dönemin İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler’in sahte diploma davasının azmettirici konumunda olup olmadığı, hem de Serdal Gündüz’ün mahkemede yalan söyleyip söylemediğini tespit etmek için.
Dedim ya hukukçu değilim ama mahkemede yalan beyanda bulunmak ile yasadışı bir işlem için görevi kötüye kullanmak ve sahte evrak temini için azmettirici olmak da suç.
O nedenle tavsiyem, öyle “Savcılığı ve polisi göreve çağırıyorum” demekle olmuyor. Bence, kürsüye değil Polise git Ziya Başkan.