Madalyonun karanlık yüzü: Kötü Empat

Abone Ol

   İnsanın anlaşıldığını hissetmesi, onu yaşadığı ortama, dünyaya bağlamakla kalmaz, doğru yerde, doğru insanlarla birlikte olduğunu da düşünür. Birileri onu önemsemekte, mutluluğu ve iyiliği için çaba göstermektedir.
   Kişinin başkaları ile kurduğu ilişkilerde öncelikle duygusal doygunluğa gereksinimi vardır. Değer gördüğünü, arzu ve isteklerinin fark edildiğini anlamak; insanın o kişiye kendini açmasına, yaklaşmasına, sevmesine yol açar.
   Ayrılıklara baktığınızda, "beni anlamıyor" duygusunun davranışa geçmiş halini görürsünüz.
   Anlamak ve anlaşıldığını bilmek; sevgiliye, lidere veya vatana bağlılığı artırdığı gibi, kişinin kendi bütünlüğü içindeki savaşı da durdurur. Güven duygusunun zihinsel süreçlerimizi ve davranışlarımızı etkilediği bir huzur içinde oluruz. "Ne olacağız, nereye gidiyoruz, ben yalnız mı öleceğim…" gibi endişelerin etkisi dışına çıkarız.
   Başkalarını anlamak; duygusal, zihinsel veya bilişsel süreçlerimiz aracılığı ile olur. Bazen üçü bir yerde bulunur bazen sadece biri ile ilişkilerimizi sürdürürüz. Depremzedelerle çalışırken, duygularını bir kenara bırakan kurtarma ekibi üyesinin, dramatik bir film izlerken ağlaması veya onca hayat kurtaran bir doktorun, kaybettiği hastasının ardından yeni bir ameliyata girememesi gibi. Kurtardıklarının coşkusunu değil; kaybettiklerinin acısını çekenlerin duygusal ve zihinsel süreçleri davranışlarını etkileyebilir.
   Günümüzün moda sözcüğü "empati" bütün bu konuştuklarımızın kalbidir. Ve gerçekten de bazı insanlar doğuştan empati yetenekleriyle doğarlar. Yakınlarının duygularına, beklentilerine, acı ve hüzünlü hallerine kolayca ulaşırlar ve gereğini yaparlar. Bazıları ise, yaşam yolunda bunu öğrenir.
   Bir şekilde, empati yeteneği gelişmiş kişilere "empat" demeye de alıştık.
   Bugün sizlerle çağımızın önemli değeri empatiyi değil; kötü empat dediğimiz pek de iç açıcı olmayan bir konuyu konuşmak isterim.
   Kötü empat, karşısındaki kişiyi çok iyi anlar. Arzularını, yaralarını, güvensizliklerini, ürkekliğini, zayıflığını…ve avına yaklaşırken, bu yeteneğini acımasızca kullanır. Empatlarda alışkın olduğumuz duygusal zekâ, kötü empatta hiç yokmuş gibidir ama avına yaklaştığında, bunu anlamak pek de mümkün değildir. Düşünün ki neye ihtiyaç duyduğunuzu, kendinizi iyilikte ve huzurda hissetmek için başkalarından beklediklerinizi ve kanayan yerlerinizi doğrudan anlayan ve buna oynayan biri veya birileri var. Bu sürek avından kaçınmak pek de mümkün değildir.
   Kötü empatların taşıdıkları özellikler, her şey olup bittikten sonra bile onlara bağlılığa devam etmeye neden olur.
   Nedir bu özellikler?
   Kötü empatın kişilik özellikleri içinde sıra dışı ve başkalarını inciten pek çok ayrıntı vardır. Bu ayrıntılardan önemli bir bölümü, psikoloji literatüründe yer almaktadır ve bazıları narsizm, psikopati gibi sıklıkla duyduğumuz kavramları temsil etmektedir. Bunların yanında, kötü empatların insani veya ahlaki sınırları; evrensel değerlerden çok faklıdır ve başkalarını düşünmede çok da başarılı değildirler. Ancak çekicidirler ve ilk etkinin önemini düşünürseniz, onlara karşı durmak veya etkilenmemek çok zordur.
   İlişkinin ilerleyen sürecinde, etkilendiğiniz özelliklerin yüzeysel ve geçici olduğunu düşünmek yerine o "ilk" etkiyi bulmak için çaba gösterirsiniz. Bağlanırsınız ve  eşit ilişkinizin bittiğini görmezsiniz. İlişkinizde biat süreciniz başlar ve o istediğini alıp gidene kadar sürer.
   Kötü bir empatın kurbanının ayağa kalkıp yeniden başlaması çok da kolay değildir. Yukarıda konuştuğumuz gibi, anlaşıldığımızı, onaylandığımızı, sevildiğimizi bilerek yürüdüğümüz yol yok oluverir ve ne yapacağımızı bilmediğimiz bir yalnızlık ve değersizlik duygusu içine düşeriz. Elbette, istediklerini alıp gittiği için, eksik kalırız.
   Bir şekilde, manipüle edilmişizdir ve anladığımızda iş işten geçmiş gibidir.
   Oysaki ne güzel bir kavramdır: empati, eşduyum: Sevgi, anlayış, hoşgörü, şefkat…ama madalyonun karanlık olan başka bir yüzü de var.
   Kötü empat ile karşılaşma olasılığı her zaman vardır. Önemli olan, ilişkideki değişiklikleri fark etmektir. Ne kadar erken anlarsak, kurtulabilme olasılığımız o kadar yüksektir. Erken kurtulursak, daha az inciniriz.

   Bunu nasıl mı yaparız?
   Bazen duygusal bütünlüğümüzü etkileyen her şeye dışarıdan bakmayı deneyebiliriz. Kötü empatın dümen suyunda hareket eden bir ilişkide, "ben" duygusunu, düşüncesini ve davranışını cesaretle yansıtırız. İlişkideki eşitliğin, dengenin ayarına sıklıkla bakarız. Patlamalarını ve öfkelerini göstermeye başladığında, kendimizi suçlu veya yanlış yapmış gibi görmek yerine, bu duyguları bir tarafa bırakıp, ona tarafsız gözle bakmaya çalışırız.
   Daha çok kan kaybetmeden, çok yönlü değerlendirme yapabilmek; kötü bir empata karşı iyi bir cephanedir.