Masumiyet karinesi

Abone Ol

Çok eski bir hukuk kuralıdır: Cezası yetkili mahkeme tarafından kesinleştirilmedikçe herhangi bir suçla itham edilen kişi masum sayılır.

Ceza muhakemeleri usulü yasası ise bir kişinin nasıl yargılanacağını, yargılama sürecinin kurallarının neler olduğunu, bu süreçte kişinin hak ve ödevlerinin kapsamını içerir.

Bir başka anlatımla, kişiler yargılanırken “zarfa değil mazrufa bak” denmez.

Yargılamanın hem içeriği hem de biçimi önemlidir.

İşte KKTC Meclisi de yakın geçmişte, hukukun bu ana kuralını siper ederek, masumiyet karinesi gerekçesiyle Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nda değişiklik yaptı.

Bu değişikliğe göre çok özetle, yargılanan kişiler açık isimleriyle medyada yer alamayacak ve yargılama süreci karartılmış olacak.

Aksini yapan medya mensupları para ya da hapis cezası ile cezalandırılabilecek.

Bu değişiklik haklı olarak medyada ve kamuoyunda infial yarattı.

Çünkü, yasama, yürütme, yargıdan sonra bir toplumun ve onun örgütlenmiş hali olan devletin dördüncü gücü kabul edilen medyanın bu işlevine ciddi bir ket vurulmuş olacak.

Örneğin, yargılanan siyasetçiler, bürokratlar, kritik görevlerdeki kamu görevlilerinin yargılandıkları bile duyurulamayacak, medya ve onun aracılığıyla kamuoyu denetiminden uzak tutulabilecekler.

Evet, doğrudur sıradan insanların sıradan suçlarla yargılandıkları davaların kamuoyu önünde, bütün şeffaflığıyla takip edilip an be an duyurulması gerekmez.

Zaten masumiyet karinesi de özünde bu tip sıradan insanlar korunsun diye vardır.

Ama günümüzün demokrasi ve insan haklarının gelmiş olduğu düzeyde, kamu gücünü kullananların bu gücü kişisel çıkarları için kullanıp demokrasiyi içten çürütmelerine izin verilmez.

Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Erhürman ilgili yasada yapılan değişikliği yeniden gözden geçirmeleri için Meclis’e iade etmekle doğru bir işlem yapmıştır. Umulur ki Cumhuriyet Meclisi de bunu dikkate alıp gerekli düzeltmeyi yapacaktır.