Mevcut Hükümetin Hem Mahvı Ham De Halâsı Bütçeye Bağlı!...

Abone Ol

Geçtiğimiz haftalardaki köşe yazımda, özellikle son çeyrek asırlık seçim dönemlerinde muhalefetin devamlı olarak hükümeti yolsuzluk ve usulsüzlükle suçladığı üzerinde durulmuştu. Şöyle ki, bir dönem suçlayıcı durumunda olan muhalefet gelecek dönem suçlanan hükümet konumunda olabilmiştir.

Ancak, geçmiş dönemlerde deneyimlediğimiz gibi; yolsuzluk algıları ve hatta olguları seçmen davranışını etkilemeye büyük etki yaratmamıştır. Çünkü kuramsal açıdan da teyit edildiği üzere seçmen davranışını etkileyen en önemli unsur “Rasyonel Tercihler Teorisi” ile açıklanmaktadır.

Rasyonel tercihler teorisi, siyaset biliminde ve ekonomide bireylerin kendi çıkarlarını maksimize edecek şekilde karar verdiğini varsayan yaklaşımdır. Bu teoriye göre seçmenler; parti, aday veya politika tercihlerini duygusal değil, fayda-maliyet hesabı yaparak belirlerler. Rasyonel Tercihler Teorisinin temel varsayımları aşağıdaki gibidir:

v Bireyler rasyoneldir: Seçmenler kendi çıkarlarına en uygun seçeneği tercih eder.

v Fayda maksimizasyonu vardır: Oy verme davranışı, seçmene en fazla ekonomik, sosyal veya ideolojik fayda sağlayacak alternatife yönelir.

v Maliyet–fayda analizi yapılır: Seçmen, bir partiye oy vermenin sağlayacağı yararı ve olası maliyetleri değerlendirir.

v Bilgi önemlidir: Seçmenlerin karar verebilmesi için adaylar ve politikalar hakkında bilgi sahibi olduğu varsayılır.

Rasyonel tercih yaklaşımına göre seçmen davranışı Ekonomik Oy Verme, Çıkar Temelli Oy Verme ve Stratejik Oy Verme şeklinde üç başlık altın da açıklanabilir.

v Ekonomik Oy Verme: Seçmenler ekonominin durumunu gösteren işsizlik, milli gelir ve enflasyon gibi göstergeleri esas alarak hangi partiye destek vereceğine karar verir. Buna karşılık ekonomik kriz dönemlerinde seçmenler iktidarı cezalandırabilir.

v Çıkar Temelli Oy Verme: Seçmen, hangi partinin kendi mesleki, sınıfsal veya bölgesel çıkarını koruduğuna bakar. Örneğin çiftçiler tarım desteklerini artıran partilere, Kamu çalışanları maaş artışı vaat eden partilere ve İş insanları vergi indirimi öneren partilere yönelebilir.

v Stratejik Oy Verme: Seçmen bazen en sevdiği adaya değil, kazanma ihtimali daha yüksek olan adaya oy verir. Bu durum özellikle iki kutuplu sistemlerde görülür.

Kuramsal olarak seçmenin davranışını açıklayan “Rasyonel Tercihler Teorisi” duayen merhum siyasetçi Süleyman Demirel'in “Boş tencere iktidarı götürür” sözü ile özetlenmiştir.

Yukardan da anlaşılacağı gibi; bir hükümetin seçmenin gözünden düşmesine neden olabilecek en önemli unsur onların çıkarlarına doğrudan ters düşebilecek tutum sergilemesidir. Mevcut koalisyon hükümetinin bugüne kadar bu yönde yaptığı en bariz hata Eşel mobil uygulamasını dokuz ay dondurma girişimi olmuştur. Bu girişim potansiyel olarak tencereyi boşaltacağından seçmenin zulmüne neden olabilecektir.

Sonuç olarak; mevcut hükümetin ve özellikle UBP’nin halâsı, bütçeyi etkin yöneterek seçmenin çıkarlarını zedelemeyecek ölçüde seçime kadar dirayet ve basiret göstermekle mümkündür.