Eski Dışişleri Bakanı ve eski müzakereci Özdil Nami, Kıbrıs sorununda yaşanan çıkmazdan Rum tarafını sorumlu tutarken, Birleşmiş Milletler'in izlediği yöntemi de sert sözlerle eleştirdi. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın dört maddelik önerisinin müzakerelerin yeniden başlaması açısından önemli olduğunu belirten Nami, ekonomide ise Türk Lirası kaynaklı enflasyon sorununun çözülmeden kalıcı iyileşme sağlanamayacağını söyledi.
Kanal T'de yayımlanan Aytuğ Türkkan ile Manşet programında Aytuğ Türkkan'ın sorularını yanıtlayan eski Dışişleri Bakanı, eski Ekonomi Bakanı ve eski müzakereci Özdil Nami, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri, liderler arasındaki görüşmeleri, Maraş önerisini, mülkiyet sorununu ve ekonomik krizi değerlendirdi. Nami, Türkiye ile ortak diplomatik girişimlerin artırılması gerektiğini vurgularken, ekonomide Euro'ya geçiş veya Türkiye ile para birliği anlaşması yapılması seçeneklerinin tartışılması çağrısında bulundu.
"Kıbrıs sorununda top Rum tarafında"
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın göreve gelmesinin ardından sunduğu dört maddelik öneriyi değerlendiren Nami, Türkiye'nin bu süreçte engelleyici bir tutum sergilediğini düşünmediğini söyledi.
Erhürman'ın siyasi eşitliğin yeniden tartışılmaması, müzakerelerin takvime bağlanması, geçmiş yakınlaşmaların korunması ve olası yeni bir başarısızlıkta Türk tarafının yeniden statükoya mahkûm edilmemesi yönündeki taleplerini hatırlatan Nami, Rum tarafının özellikle dördüncü maddeye karşı çıktığını belirtti.
Nami, “Dolayısıyla top aslında Rum tarafında” diyerek, federal çözüm için yeniden müzakere edilmesi ve Rum tarafının bir kez daha olumsuz yanıt vermesi durumunda Kıbrıslı Türklerin mevcut statüde tutulmasının kabul edilemeyeceğini savundu.
Türkiye'nin iki devletli çözüm politikasını sürdürmesinin, Rum tarafının Erhürman'ın önerisini kabul etmesi halinde süreci engelleyeceği anlamına gelmediğini de ifade etti.
"Türkiye ile birlikte güçlü lobi faaliyeti yürütülmeli"
Kıbrıs sorununun çözümünde uluslararası baskının belirleyici olabileceğini kaydeden Nami, Türkiye'nin diplomatik ağı ve uluslararası ilişkilerinin bu amaçla daha etkin kullanılabileceğini söyledi.
Rum yönetiminin ABD, Fransa ve İsrail ile geliştirdiği stratejik ilişkileri değerlendiren Nami, Türkiye'nin de uluslararası dengeleri değiştirebilecek diplomatik güce sahip olduğunu savundu.
Kıbrıs sorununun çözümünün Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliklerinin önünü açacağını belirten Nami, doğal gaz boru hatları ve elektrik bağlantılarının hem Türkiye hem Avrupa hem de bölge ülkeleri açısından ekonomik ve stratejik faydalar sağlayabileceğini ifade etti.
Nami, Kıbrıs sorununda Türkiye ile ortak hazırlık yapılması ve uluslararası karar merkezlerinde diplomatik girişimlerin artırılması gerektiğini vurguladı.
"Kıbrıs Türklerinin kapsamlı çözüme ihtiyacı var"
Enerji iş birlikleri karşılığında Ercan Havalimanı ve Gazimağusa Limanı'nın uluslararası kullanıma açılması gibi kısmi düzenlemelerin yeterli olmayacağını belirten Nami, Kıbrıs Türk ekonomisinin temel sorununun uluslararası hukuk sisteminin dışında kalması olduğunu söyledi.
Doğrudan uçuşların başlamasının tek başına ekonomik sorunları çözmeyeceğini ifade eden Nami, mülkiyet, bankacılık, diplomaların tanınması ve uluslararası ticaret alanlarındaki engellerin de ortadan kaldırılması gerektiğini kaydetti.
Nami, “Bizim kapsamlı çözüme ihtiyacımız var” diyerek, bunun federasyon veya iki devletli çözüm biçiminde olmasının Rum tarafının tutumuyla şekilleneceğini savundu.
Federal çözümün yeniden reddedilmesi halinde Kıbrıslı Türklerin mevcut statüde tutulamayacağını belirten Nami, Çekya ve Slovakya örneğindeki gibi anlaşmalı ayrılık seçeneğinin de gündeme gelebileceğini ifade etti.
"BM Kıbrıs sürecinde kilitlenmeyi kendi eliyle yarattı"
Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs sorununda izlediği yöntemi sert sözlerle eleştiren Nami, yaklaşık 25 yıllık müzakere deneyiminde bu kadar kötü yönetilen bir süreç görmediğini söyledi.
BM'nin Erhürman'ın dört maddelik önerisine odaklanması gerektiğini belirten Nami, güven artırıcı önlemlerin müzakere metodolojisinin önüne konulmasının yanlış olduğunu savundu.
Bu yaklaşımın Rum liderliğine esas müzakere konularını görüşmekten kaçınma fırsatı verdiğini ifade eden Nami, “Dolayısıyla kilitlenmeyi BM kendi eliyle yarattı zaten” dedi.
Nami, BM'nin yaklaşımını değiştirmesi ve tarafları yeniden müzakere metodolojisi üzerinde çalışmaya yönlendirmesi gerektiğini vurguladı.
"Maraş konusu önce BM ile görüşülmeli"
Rum lider Nikos Hristodulidis'in Maraş'a ilişkin önerilerini değerlendiren Nami, en basit geçiş kapısı konusunda dahi uzlaşma sağlanamazken Maraş gibi kapsamlı bir konunun çözülmesinin kolay olmadığını söyledi.
Maraş'ın Birleşmiş Milletler kontrolünde eski sakinlerinin yerleşimine açılması konusunun öncelikle BM ile görüşülmesi gerektiğini belirten Nami, böyle bir düzenlemede belediye, polis, mahkeme, itfaiye ve eğitim hizmetlerinin hangi makamlar tarafından yürütüleceğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini kaydetti.
Maraş karşılığında doğrudan ticaret veya uçuşların açılması gibi önerilerin ilk bakışta olumlu göründüğünü ancak ayrıntılara girildiğinde egemenlik ve tanınma sorunlarının ortaya çıktığını ifade etti.
"Taşınmaz mal komisyonu güçlendirilmeli"
Güney Kıbrıs kaynaklı mülkiyet davaları ve tutuklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nami, öncelikli adımın Taşınmaz Mal Komisyonu'nun daha etkin çalışmasını sağlamak olduğunu belirtti.
Komisyona yapılan başvuruların hızlandırılması, tazminat imkanlarının artırılması ve kalıcı finansman kaynaklarının oluşturulması gerektiğini ifade eden Nami, hükümetlerin bu konuda yeterince hızlı hareket etmediğini savundu.
Komisyonun uluslararası hukuk açısından önemli bir iç hukuk yolu olduğunu vurgulayan Nami, sistemin güçlendirilmesinin ardından uluslararası alanda karşı hukuki girişimlerin de değerlendirilebileceğini söyledi.
"Enflasyon çözülmeden ekonomi düzelmez"
Ülke ekonomisindeki sorunları da değerlendiren Nami, yeni kurulacak hükümetin mevcut ekonomik sistemi köklü biçimde değiştirmesi gerektiğini söyledi.
Enflasyonu ekonominin temel sorunu olarak nitelendiren Nami, yüksek enflasyonun gelir dağılımını bozduğunu, rekabet gücünü azalttığını ve kamu maliyesi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti.
Türk Lirası kullanılması nedeniyle KKTC'nin Türkiye'deki enflasyondan doğrudan etkilendiğini belirten Nami, Kıbrıslı Türklerin Türkiye'deki para politikalarını belirleme imkanının bulunmadığını kaydetti.
Hayat pahalılığı ödeneğinin mevcut uygulanma biçiminin kamu borçlarını artırdığını savunan Nami, ekonomik reformların kısa sürede sonuç vermeyeceğini, iyileşmenin zaman alacağını söyledi.
"Ya Euro'ya geçmeliyiz ya da Türkiye ile para birliği anlaşması yapmalıyız"
Ekonomik sorunların çözümü için iki temel seçenek bulunduğunu ifade eden Nami, Türk Lirası kullanımından vazgeçilerek Euro'ya geçilmesi veya Türkiye ile para birliği anlaşması yapılarak enflasyonun yarattığı kayıpların telafi edilmesi gerektiğini savundu.
Mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığını belirten Nami, yüksek enflasyon ve döviz kurlarının baskılanması nedeniyle kuzeydeki işletmelerin rekabet gücünü kaybettiğini, alışverişin güneye kaydığını ve vergi gelirlerinin azaldığını söyledi.
Euro'ya geçişin teknik olarak mümkün olduğunu savunan Nami, bankalardaki mevduatın büyük bölümünün zaten döviz cinsinden olduğunu belirtti.
Nami, para birimi konusundaki tercihlerin siyasi ve ekonomik sonuçlarının seçim öncesinde açıkça tartışılması gerektiğini ifade ederek, seçmenlerin karşılaşılabilecek seçenekleri bilerek karar vermesinin önemine dikkat çekti.
Nami: BM Kıbrıs sürecinde kilitlenmeyi kendi eliyle yarattı
Yorumlar






