Okulların yüzde 90 masrafını veliler karşılayacaksa, bakanlık niye var?

Abone Ol

  Eğitim Bakanlığının okullara gerekli katkıyı yapmaması, onları kaderiyle baş başa bırakması yeni bir konu değil, yılladır böyle…

  Dönem dönem bazı iyileşmeler olsa da genel olarak hükümetler tarafından eğitim bütçesine gerekli katkılar yapılamadığı için yük okul yönetimlerine ve okul aile birliklerine biniyor.

   Yıllardır, okulların masraflarını karşılayabilmek için okul aile birliklerine varlıklı ve siyasi yöneticiler üzerinde etkisi olan kişiler seçiliyor, seçilmeye çalışılıyor.

   Okul aile birlikleri ne kadar çok katkı toplarsa, o okulların yöneticileri daha rahat oluyor, o okullarda sıkıntılar daha az yaşanıyor…

   Okullara gerekli kaynak ayırmama meselesini yıllardır defalarca haber yaptık, defalarca köşe yazılarımıza konu oldu. Yalnız biz değil tüm medya, gazeteci arkadaşlarımız gündeme getirdi.

   Ancak ne yazık ki durum daha iyi olacağına, daha da kötüye gidiyor.

   Ekonomik krizden kaynaklı, maliyetlerin daha yüksek olması nedeniyle okulların masraflarını karşılama gücü düştü, mali destek ihtiyaçları arttı.

   Okullar, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ne yapacağını şaşırmış durumda.

   Okul yönetimleri enerjilerini; eğitimde yapabileceklerine, nasıl daha iyi eğitim verebileceklerine, çocuklar için nasıl projeler üretebileceklerine harcayamıyor.

   Maalesef okul yöneticilerinin, “nasıl para kazanabilirim?” kaygısı var, enerjilerini ister istemez buna harcıyorlar.

   “Nasıl para kazanabilirim?” meselesi, bir eğitimcinin kaygısına dönüşmemeli, enerjisini buna harcamamalı.

   Bu para toplama meselesi bir süre sonra okuldaki öğretmeni de öğrenci velisini de sıkar…

   Bitmek bilmez etkinlikler ve bitmek bilmez bir para toplama çabası…

   Bu paraları veremeyecek veliler de vardır ama verebilene de “Yeter artık, burası devlet okulu değil mi?” dedirtir.

   Öğrenci velileri, nedenini bildikleri ve hak verdikleri halde, okul yöneticilerinin sürekli para toplamakla uğraşmasını yadırgar.

   Mali gücü olmasa da olsa da ailesi istenen katkıyı vermediğinde öğrenciler rahatsız olur, psikolojisi bozulur, öğretmenlerince ayıplanacağını ya da dışlanacağını zanneder.

    Sosyal medyada bazı veliler; bazı okullarda dergi parasını, piyango parasını, gezi otobüs parasını vermeyen/ ödemeyen öğrenciye psikolojik baskı yapıldığını iddia ediyor. Dergi parasını ödemeyen çocuğa diplomasının veya karnesinin verilmeyeceğinin söylendiğini iddia ediyorlar.

    Bunlar iddia veya gerçek neden yaşansın? Neden medyaya, sosyal medyaya düşsün? Bunların tüm nedeni işte bu para toplama kaygısı ya da çabasındandır…

   Yani anlayacağımız; bu durumun öğrenciler üzerinde de psikolojik etkileri vardır. Ailesi “para vermem” dediğinde aile ile çocuk arasında da bir didişme oluyor, çocuk, “Beni rezil edeceksiniz, öğretmenlerimin, arkadaşlarımın gözünde düşük göstereceksiniz” diyor, tartışma yaşanıyor… Devletin sorumsuzluğu nedeniyle çocukların psikolojisi bozuluyor.

   Okulların her yıl talep ettiği “kayıt parası”, “katkı parası” gibi maddi katkı talepleri her yıl olay olur, itirazlar gelir, bakanlık “zorunlu değil/ yasal değil” gibi açıklamalar yapar, velilere şirin görünür.

     Halbuki velilere şirin görünen bakanlıktır esas suçlu… Yeterli katkıyı yapmayarak, okul yönetimlerini, okul aile birliklerini dilenci durumuna düşüren bakanlıktır…

    Bu yıl okullar, velilerden talep ettiği miktarları artırdı; 600 TL, 800 TL, 1200 TL katkı isteyen okullar var… Doğal olarak bazı veliler buna tepki gösteriyor.

    Bu parayı verebilen var, veremeyen var… Çocuğuna harçlık veremeyen veliler, doğru dürüst kahvaltı yapamadan okula gelen öğrenciler varken, “Ne olur öderlerse?” dememek lazım.

    Üstelik ödeme gücü olanlar da bu parayı vermek istemiyor; çünkü veliler bu paraları ödediği için bakanlığın ya da hükümetin aslında görevini yapmadığı gerçeği gizlenmiş oluyor.

    Okul yönetimleri ve okul aile birlikleri deli gibi para toplayacak, veliler katkı yapacak, bakanlık da “Devlet okullarında sorun yoktur” diyecek. Bu gerçekten de kabul edilebilecek bir durum değildir.

     Bu ülkede onca gereksiz şeye, gereksiz harcamalar yapılırken, eğitime, dolayısıyla da okullara yeterli kaynak ayrılmıyor.

     Kaynak ayrılmadığı için devlet okulları dökülüyor, özel okullarla arasındaki makas ya da uçurum daha da açılıyor. Türkiye’deki 6 Şubat depremi sonrası okullarımızın dayanıklılığı gündeme geldi ve yıllardır birçok okulda çocuklarımızın riskli binalarda eğitim gördüğü gerçeği ortaya çıktı.

     Çocukların riskli binalarda eğitim görmesi, yönetenlerin eğitimi ve insanını önemsemediğinin, umursamazlığının, ihmalinin bir sonucudur ama kimse sorumluluk hissetmiyor, kimsede suçluluk duygusu yok.

     Çocuklar önce çadırlara, sonra konteyner sınıflara tıkılıyor, birçok sorun yaşanıyor ama yönetenler hiçbir şey olmamış gibi davranıyor, ilgili bakan her soruna bir mazeret uydurup, bunları provokasyon olarak görüyor. Bakan, okullarda dökülen sıvaları, balkondan kopup düşen mermer parçalarının dahi insan eliyle yapıldığını iddia edebilecek duruma gelmiş…

     Böyle giderse bir gün birileri ciddi şekilde yaralanacak, kötü bir şey olacak. Acaba o zaman ne diyecekler? 

       Türk Maarif Koleji (TMK) Okul Aile Birliği, birkaç gün önce velilere bir mektup gönderip, 1200 TL istedi. Bu yazıda; “Ne yazık ki geçtiğimiz öğretim yılında okulun 1.7 milyon Türk Lirasını aşan giderlerinin sadece yüzde 10'u Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okulumuza ayrılan bütçeden karşılanmıştır” denildi.

     Dikkatinizi çekerim, okulun masraflarının yüzde 10’unu bakanlık karşılıyor, yüzde 90 masraf için gerekli parayı okul yönetimi veya okul aile birliği bulacak, resmen dilencilik yapacak. İş mi şimdi bu, eğitim böyle mi yönetilir?

    Bakanlığın karşılamadığı, yüzde 90 masraf, velilerden toplanan katkılar, okul yıllığı reklam gelirleri, okul yıllığı satışı, okul kurslarından okula kalan miktarlar, dayanışma piyangosu biletlerinin satışları, kermesler, başka etkinlikler, okul aile birliklerinin bulacağı ya da kendilerinin vereceği paralar, ricayla yine varlıklı kişilerden talep edeceği malzemelerle karşılanıyor. Yani sürekli bir para bulma telaşı…

    Peki bu paralarla ne yapılıyormuş? Akıllı tahtalar ve bilgisayarlar güncelleniyormuş, tamiri yapılıyormuş, klimalar tamir ediliyor veya yenileniyormuş, fotokopi giderleri varmış, A4 kâğıdı alımı yapılıyormuş, gezilerin ve spor müsabakalarının otobüs giderlerine para harcanıyormuş, kırtasiye, tuvalet kâğıdı ve temizlik malzemesi satın alınıyormuş, kırılan camlar, kapılar, kapı kolları ve bunun gibi birçok tamirlere ödeme yapılıyormuş, elektrik ve su tesisatı işlerinin giderleri varmış, okul yıllığı tasarım ve basımı için ödeme yapılıyormuş ve daha bunun gibi birçok ihtiyaç karşılanıyormuş…

     İyi hoş da tüm bunları öğrenci velileri ve okul aile birlikleri karşılayacaksa Eğitim Bakanlığına ne gerek var? 

    Bu okullar devlet okullarıdır… Biz devlete direkt, indirekt niye vergi veriyoruz? Bunlar için değil mi? Devlet okulları, devlet hastaneleri gibi devlet olanaklarından yararlanamayacaksak, devlet niye var? Devlet olmak böyle bir şey mi?

    Bizi arayan bir veli şöyle dedi; “Okula 1200 TL katkı verecek gücüm var ama neden vereyim? Ben vereyim de Eğitim Bakanı, ‘Okullarda sorun yoktur’ mu desin? Neden işini yapmadan iş yapar gibi görünsün?”  Bu veli çok haklı bence… Onun gibi düşünen çok kişi var.

    Yeter artık, okul yönetimlerini ve okul aile birliklerini dilenci konumuna düşürmekten vazgeçin. Devlet devletliğini göstermelidir, birçok gereksiz harcama yapacağınıza, devlet bütçesinde eğitime ayrılacak katkıyı artırın.

    Tabii eğitimdeki tek sorun bu değil, altyapı ve gerekli hazırlık olmadan tam gün eğitim dayatması son bulmalıdır, okullardaki öğretmen, muavin, müdür atamaları gecikmemelidir, geçici öğretmen sisteminde torpil- partizanlık son bulmalıdır, okullarda Türkçe bilmeyen ve sayısı gittikçe artan yabancı uyruklu öğrenciler için acil çare bulunmalıdır, okul kitaplarındaki rahatsız edici unsurlar temizlenmelidir, yani eğitim sistemi baştan aşağıya ellenmelidir, sorunlardan arındırılmalıdır ama şu sıralar böyle bir niyet olmadığı ortada.

    Maalesef şu sıralar eğitim sistemi dökülürken, SOS veriyorken eğitimi yönetenlerin anlamsız bir inadı ve gerçeği görmeme veya farklı gösterme çabası var ki bu bizi hiç de iyi yerlere götürmüyor.

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }