Panjuru gindirik yapamayanlar, gancelliyi nasıl açacaklar?

Abone Ol

Genelde benim gibi kendini orijinal Kıbrıslı diye adlandırılan gerek uğradığı mağduriyeti veya ayrımcılığı ön plana çıkarırken genelde Kıbrıslı Türklerin adadaki varlığı ve iradesine dem vururlar.

Örneğin Kıbrıs Türklerinin güneyde kalan mülkleri için hak arama mekanizması kurulmamasına ilaveten Kuzey göçmenlerinin elinde halen daha karşılığında gayri menkul alamadıkları milyonlarca eşdeğer puanı kalmışken adeta deterjan puanı veya bedelsiz milyonlarca sterlinlik arazi alıp satanların ukalalığı veya sonradan görme halleri gayet doğal ve haklı olarak orijinal Kıbrıslıları isyan ettirmektedir.

Kıbrıs sorununa çözüm olmaması halinde mevcut durumdan yani statükodan en fazla zarar görecek olan istisnalar hariç hiç kuşkusuz orijinal Kıbrıslılardır. Bu duygularla gelin Kıbrıs sorunun geldiği aşama veya aşamamaya ilgili mevut durumu özetleyen bir ifadeyi Kıbrıs ağızıyla liderlere iletelim: “Panjuru gındırık yapamayanların, gancelliyi açması mümkün değildir”

Kıbrıs ağzında (Kıbrıs Türkçesi) gındırık (veya bazen kındırık), yarı açık, aralık, hafif açık anlamına gelirken, gancelli, genellikle bahçeli evlerin girişinde bulunan demir bahçe kapısı anlamına gelmektedir.

Bu ifadeyle neyi kastettiğimizi konuya nesnel bakanlar gayet iyi anlamıştır. Yani Kıbrıs sorununda gayet tali ve kırmızı çizgilerle karşı karşıya gelme ihtimali düşük olan güven artırıcı niteliğindeki açılımları yapamayan tarafların güvenlik ve garantiler ile güç paylaşımı gibi karşılıklı direnç noktalarını kırıp ülkeyi federal bir çözüme kavuşturmaları imkânsız gibi görünmektedir.

Müzakereden kaçarak Tatar’dan nüans fakıyla görüşme masasını başlatan ve geçtiğimiz gün Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodoulidis ile başa baş bir araya gelen Erhürman’ın görüşmesinden anladığımız özetle sıfıra sıfır elde var sıfırdır. Veya başka bir ifadeyle dağ fare doğurmuştur.

Bazıları kızacak ama Erhürman’ın acıkmalarından anlaşılan Tatar’a özür borçlu olduğumuzdur. Neden mi? Erhürman, Türkiye ile hem fikir olduklarına vurgu yaparak Kıbrıs sorununa çözüm üretilememesinin esas müsebbibinin Kıbrıs Rum liderliğinin olduğunu açıklamıştır.

Erhürman’ın Hristodoulidis ile yaptığı görüşmede herhangi bir uzlaşıya varmasalar dahi “Ketumiyet” ilkesinde anlaşmışlardır. Dolayısıyla “Son derece açık ve samimi bir görüşme oldu” gibi ifadelerle bir nevi laf cambazlığı ile yapıcı muğlaklık yaratma noktasında hem fikir olmuşlardır.

Maalesef ve maatteessüf işin özüne baktığımızda; idari bir kararla bir günde dahi çözülecek şekilde birer görevlinin atanarak Derinya ve Bostancı kapılarında da seyrüsefer çıkarılmasına başlanmaması , ilave tek bir kapının dahi açılamaması, açılan bir davanın AHİM aşamasına geldiği karma evliliklerinde vatandaşlık mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik hiçbir adımın atılmaması, ortak güneş paneli tarlalarının kurulma aşamasına gelmesi v.s gibi konularda yaşanan fiyasko her iki lider açısından başarısızlığın vesikasıdır.

Sonuç olarak; Kıbrıs sorununa ilişkin olarak varılan nokta bizleri sukutu hayale uğratarak şu suali sordurmaktadır: “Panjuru Gındırık Yapamayanlar, Gancelliyi Nasıl Açacaklar?”.

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }