ABD ile İsrail’in başlattığı İran saldırıları neticesinde yaşanan savaş ortamında dünya güç dengeleri de sorgulanmaya başlandı.
Aktif savaşta olan ABD, İsrail ve İran’ın savaş güçlerine yönelik çeşitli değerlendirmeler devam ederken, halen aktif savaşa dahil olmamış diğer güç odakları da mercek altında.
Örneğin NATO…
Ve tabii ki Avrupa Birliği…
Her iki oluşum da henüz savaşa dahil olmadılar ama savaşın kaderi onları çok farklı bir ortamda buluşturdu.
Kıbrıs’ta her iki taraf ilginç bir yapıda buluştu.
Adanın güneyinde kalan İngiliz üsleri sayesinde NATO ve AB yan yana geldiler.
Hepimizin malumu, İngiltere artık AB üyesi değil.
Ama NATO’nun en önemli üyelerinden.
AB üyesi olmayan NATO ülkesi İngiltere, NATO üyesi olmayan AB ülkesi Güney Kıbrıs’ın sınırları dahilinde askeri üslere sahip.
İngiltere hala ABD’ye beklediği desteği vermiş değil.
Konu İngiliz iç siyasetini hayli hareketlendirmiş halde.
Önümüzdeki günler onların açısından ne getirir bilemeyiz.
Ama Güney Kıbrıs açısından işler bir hayli karışmış durumda.
AB üyesi olmayan bir ülkenin üsleri nedeniyle tehdit altındalar.
Güvenlik şemsiyesi arayışı çerçevesinde çareyi AB çatısı altında Fransa ile yakınlaşmakta buldular.
Güney Kıbrıs’ın güvenliği ile AB’nin güvenliğini birleştiren açıklamalar eşliğinde çeşitli askeri adımlar atmaya da başladılar.
Ama bunlar olurken Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in NATO üyeliği hevesi de depreşmiş durumda.
Yaşananların bir fırsat olduğu algısıyla krizi fırsata çevirmeyi planlıyor.
Ama unuttuğu çok önemli bir şey var…
Hayır, Türkiye değil…
Türkiye elbette Güney Kıbrıs’ın NATO üyeliğine yeşil ışık yakmayacaktır.
Ama Güney Kıbrıs’ın bu yola çıkarken Türkiye’den önce düşünmesi gereken bir diğer ülke de Rusya’dır…
Temelde NATO’nun genişlemesine karşı çıkan ve hatta bu uğurda Ukrayna ile halen savaşmakta olan Rusya, kimseler ortada yokken askeri ve ekonomik anlamda koruyup kolladığı Güney Kıbrıs’ın NATO istikametinden elbette hoşnut olmayacaktır.
Rusya’nın gönderdiği tanklarla resmi geçit törenleri yaparak aklınca Türkiye’yi tehdit etmeye kalkışan, yine Rusya’nın yolladığı S-300 füzelerini Kıbrıs’a konuşlandırmayı deneyen Rum yönetimi, NATO konusunda adım atmayı denediği anda Rusya’yı karşısında bulacaktır.
Askeri yönünü bir yana bırakalım, halen Güney Kıbrıs’ta milyarlarca euro tutarında Rus sermayesinin bulunduğunu dikkate aldığımızda, olası bir NATO adımında bu paranın Rum ekonomisi dışına kaçışı çok hızlı bir şekilde olacaktır.
Zaten ülkeyi savaş üssüne çevirmiş olmalarından ötürü ana ekonomik sektör olan turizm gelirleri ciddi sekteye uğrayacak olan Güney Kıbrıs’ın NATO hevesi çok pahalıya mal olacak sonuçsuz bir girişimden öteye gidemez.
Rum Yönetimi şu an ciddi bir sarhoşluk yaşamakta.
Etraflarında yaşanan ciddi gelişmelerde oyun dışı kalmanın verdiği duygu ile rol kapmak peşindeler.
Ve bu da düşünmeden ortaya yanlış politikalar koymalarına neden olmakta.
Ama söz de meşhurdur, “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” şeklinde.
Bu kez Bağdat’tan değil, Moskova’dan dönecek…
Çünkü Rusya hala bir süper güçtür ve elinde etkili argümanlar bulunuyor.
Özetle, Rusya’nın eli armut toplamıyor…