Sandıkta kural değil, Erhürman açısından siyasette hesap mı değişiyor?

Abone Ol

Seçim yasaları, demokratik oyunun kale çizgileridir.

Maç başladıktan sonra kale direklerinin yerini değiştirmek ne kadar sakıncalıysa seçmenin sandığa gitmesine birkaç ay kala oy kullanma yöntemini değiştirmek de o kadar tartışmalıdır.

Ancak tartışmanın merkezinde birbirinden farklı iki soru bulunmaktadır: Karma oy kaldırılmalı mıdır ve karma oy seçimden hemen önce mi kaldırılmalıdır?

Bu iki soruyu aynı torbaya koymak, hukuki tartışmayla siyasal hesabı aynı kazanda kaynatmaktır.

KKTC Anayasası’nın 94’üncü maddesi, Cumhurbaşkanına Cumhuriyet Meclisince kabul edilen bir yasayı on beş gün içinde yayımlama veya uygun bulmadığı yasayı gerekçesiyle birlikte yeniden görüşülmek üzere Meclise gönderme yetkisi vermektedir. Anayasa bu yetkiyi yalnızca açık bir “Anayasaya aykırılık” bulunması şartına bağlamamıştır; Cumhurbaşkanı hukuk devleti, kamu yararı, demokratik istikrar ve temel haklar üzerinden de gerekçeli iade yapabilir. Dolayısıyla Tufan Erhürman’ın yasayı Meclise göndermesi, yetki bakımından tartışmasız biçimde anayasal çerçevededir. Bu, yasayı ortadan kaldıran mutlak bir veto değil, Meclise uzatılan bir “Bir kez daha düşününüz” aynasıdır. Meclis gerekli çoğunlukla yasada ısrar edebilir.

Erhürman’ın gerekçesi de hukuk dünyasında havada kalan bir uçurtma değildir.

Venedik Komisyonunun seçim hukukundaki istikrar ilkesi, seçim sisteminin temel unsurlarının seçimden önceki bir yıl içerisinde değiştirilmemesini tavsiye etmektedir. Amaç, iktidarların seçim yaklaştığında kendi durumlarına uygun yeni bir oyun tahtası kurmalarını önlemek; seçmenin, adayların ve seçim yönetiminin hukuki güvenliğini korumaktır. Komisyon, özellikle oyların sandalyeye dönüştürülme yöntemini ve oy verme sürecinin temel unsurlarını bu kapsama almaktadır. Bununla birlikte bu ilke mutlak bir yasak değil, demokrasi ve hukuk devleti bakımından güçlü bir uluslararası standarttır.

Bu nedenle “Seçime iki-üç ay kala seçim sisteminin temel bir unsurunu değiştirmek demokratik öngörülebilirliğe zarar verebilir” gerekçesi ciddidir.

Fakat bu gerekçenin ciddiyeti, karma oyun kendiliğinden demokratik ve kusursuz olduğu anlamına gelir mi?

Elbette hayır!

Karma oy, görünüşte seçmene farklı partilerden adaylar arasında tercih yapma özgürlüğü veren geniş bir menü gibidir; fakat KKTC uygulamasında bu menü zamanla o kadar karmaşıklaşmıştır ki seçmen ne sipariş ettiğini, siyasi partiler ise hangi yemeğin hesabını ödeyeceğini karıştırır hâle gelmiştir.

Sistem; uzun ve karmaşık oy pusulalarına, oyların yanlış kullanılması veya yanmasına, adaylar arasında kişisel oy avcılığına, parti içi rekabetin sertleşmesine ve programların yerine akrabalık, arkadaşlık, bölgesel bağlılık ve karşılıklı çıkar ilişkilerinin öne çıkmasına zemin hazırlayabilmektedir.

Dahası karma oy, seçmene özgürlük sunarken siyasal sorumluluğu sis perdesine sarabilmektedir.

Seçmen farklı partilerden isimleri seçtiğinde ortaya çıkan Meclisin hangi programa dayanacağı, başarının veya başarısızlığın hesabının hangi partiden sorulacağı bulanıklaşmaktadır.

Nitekim karma oyun kullanım oranı 2013 seçimlerinde yüzde 19,5 iken 2018’de yüzde 10,7’ye, 2022’de ise yaklaşık yüzde 7’ye gerilemiştir. Bu düşüş, seçmenin karma oyu demokrasinin vazgeçilmez tacı olarak görmediğini; giderek daha az tercih edilen zahmetli bir oy verme yöntemi hâline geldiğini göstermektedir. Karma oy kullanım oranları

Öyleyse karma oyun kaldırılması demokrasiye vurulmuş bir balta değil; doğru zamanda, geniş uzlaşmayla ve yeterli hazırlıkla gerçekleştirildiğinde seçim sistemini sadeleştirebilecek makul bir reformdur.

Buradaki demokratik sorun, reformun içeriğinden çok takvimidir.

İyi bir ameliyat bile hasta maratona çıkmak üzereyken yapılırsa doktorun niyeti değil, zamanlaması tartışılır.

Erhürman da karma oyun kaldırılmasına karşı olmadığını, asıl itirazının seçime kısa süre kala temel seçim kurallarının değiştirilmesine yönelik olduğunu açıkça söylemiştir.

Peki geçmişte karma oyun kaldırılmasını savunan Erhürman bugün neden frene basmaktadır?

İlk bakışta ortada bir çelişki varmış gibi görünmektedir; fakat “karma oy kaldırılsın” demekle “seçime iki-üç ay kala kaldırılsın” demek aynı şey değildir.

Bir siyasetçi hem karma oyun kaldırılmasını savunabilir hem de değişikliğin gelecek seçimden sonra uygulanmasını isteyebilir.

Tutarsızlık ancak Erhürman’ın geçmişte seçim arifesinde değişiklik yapılmasını desteklediği kanıtlanırsa kesinleşir.

Kudret Özersay’ın 2017’de de seçim yasasının seçime kısa süre kala değiştirildiğini hatırlatması, Erhürman’ın gerekçesinin siyasi tartışmaya açık yönünü göstermektedir; ancak geçmişte yapılan yanlış bir uygulama, bugün aynı yöntemi demokratik standarda dönüştürmez.

“Dün yaptınız, bugün neden karşısınız?” sorusu siyaseten güçlüdür; “Dün yapıldı, o hâlde bugün de yapılmalıdır” cevabı ise hukuk devleti bakımından zayıftır.

Geriye en ağır soru kalıyor: Cumhurbaşkanı, kendisini seçen partinin veya seçimde kendisine destek veren siyasi çevrelerin beklentilerini mi karşılamaktadır?

Bu ihtimal siyasi yorum olarak tartışılabilir; fakat elde somut kanıt olmadan hüküm olarak yazılamaz.

Cumhurbaşkanının kararının CTP’ye, TDP’ye, HP’ye veya başka bir siyasi çevreye seçim avantajı sağlayıp sağlamayacağı ancak önceki seçim verileri, seçmen geçişleri ve güvenilir kamuoyu araştırmalarıyla gösterilebilir.

Kaldı ki Mecliste UBP, DP ve YDP karma oyun kaldırılması yönündeki tutumlarını sürdürürken Erhürman’ın eski partisi CTP’nin Cumhurbaşkanlığıyla gizli bir istişare yaptığı iddiası da CTP Meclis Grubu tarafından reddedilmiştir.

Şüphe siyasetin dumanıdır; fakat duman görmek her zaman yangının failini bildiğimiz anlamına gelmez.

Sonuç olarak Erhürman’ın yasayı iade etme yetkisi vardır ve seçim kurallarının sandığa birkaç ay kala değiştirilmemesi yönündeki gerekçesi demokratik hukuk bakımından güçlüdür.

Bununla birlikte karma oyun kaldırılmasının demokrasiye zarar verdiğini söylemek aynı ölçüde ikna edici değildir; asıl sorun karma oyun kaldırılması değil, kaldırılma zamanı ve değişikliğin hangi seçimden itibaren uygulanacağıdır.

En tutarlı çözüm, karma oyu sade ve anlaşılır bir sistemle kaldırmak; fakat yeni düzenlemeyi yaklaşan seçimde değil, bir sonraki seçim döneminde uygulamaktır.

Böylece ne karma oyun yıllardır biriktirdiği siyasi sis korunur ne de seçim yaklaşırken sandığın cetveli değiştirilir.

Çünkü demokraside önemli olan yalnızca sandıktan kimin çıktığı değil, sandığa giderken yol çizgilerinin kimse için değiştirilmemesidir.