☰
✕

Seçmen Ne İster (2)

Abone Ol

Aralık ayında yapılması öngörülen milletvekili genel seçimlerinde, seçmeni etkileyip oy kazanmak için partiler vaatlerini sıralamaya başladı.

Aslında, ilk bakışta, işleri kolay.

Çünkü ülkenin çok uzun yıllardır sürüp giden, konjonktürel olmayıp yapısal hale gelen sorunları belli.

Hatta bu sorunların çözümleri de belli.

Yıllardır bu ülkeyle ilgilenen her kurumun raporladığı, her uzmanın söyleye söyleye dilinde tüy bittiği sorunlar ve çözümleri uygulamaya geçmek için raflarda bekliyor.

Örneğin, Annan Planı sonrası, Avrupa Birliği rüzgarlarının estiği 2006 yılında, AB Kıbrıslı Türklerle ilk kez ciddi olarak ilgilenmiş, çok kapsamlı bir rapor hazırlamıştı.

AB’nin Dünya Bankası uzmanlarına hazırlattığı bu rapor, onların kullandığı terminolojiyle, Kıbrıs’ın kuzeyindeki toplumsal ekonomik yapıyı, sorunları ve çözüm önerilerini çok net olarak ortaya koymuştu.

Benzer öneriler ve yapılması gerekenler Türkiye ile imzalanan iktisadi mali işbirliği protokolleri ve ekonomi programlarında yıllardır pek çok kez sıralanıp durdu.

Dolayısıyla, partilerin şu kadar uzmanla, bu kadar paydaşla toplanıp ülkenin sorunlarını saptayıp çözüm önerileri geliştirmek amacıyla seçim öncesi bir araya gelip yaptıkları çalışmalar aslında en az 20 yıldır bilinen konuların tekrarı.

Bütün bu bilinenlere rağmen, sorunların katlanarak büyümesi ve kangren halini almasının nedeni, çözümleri uygulayacak siyasi iradenin olmamasıdır.

Zaten, AB raporunun özü şuydu:

Kıbrıs’ın kuzeyinde yapılması gereken reformun odak noktası, sürdürülebilir olmayan kamu maliyesinin yapısının düzeltilmesidir.

Üstelik AB, doğru olarak bu saptamayı yaparken, kamu maliyesi öyle şimdiki gibi maaşları bile ödemek için borçlanmak ve bu borcun faizini bile ödeyemeyecek kadar aciz durumda değildi.

Özetle, vaatlerini sıralamaya başlayıp uçuşa da geçen partilerin, önlerinde hem acil, hem de yapısal kronik bir kamu maliyesi sorunu var.

Bunu çözecek siyasi irade, kararlılık ve cesaret, yani siyasal liderlik yoksa hiçbir partinin işi kolay olmayacak.

Zaten, devasa ve yedi kollu ejderha haline gelmiş devlet patronajı sistemini yönetip sürdürebileceğini, statükoyu koruyup iyileştirebileceğini düşünen varsa, görevlerinin imkansız nitelikte olduğunu bilmesinde yarar var.

Bugünkü koşullarda hükümete gelmek zor değil.

Ama yedi kollu ejderhayı ehlileştirmek imkansızdır.

Ejderha sizi öyle bir yere serer ki kalkmanız mümkün olmaz.

Evet, seçmenlerin de, toplumun tüm sosyoekonomik dinamiklerinin de istediği bol bol vaat değil, devlet patronajı sistemini yok edecek siyasi irade, kararlılık, cesaret; tek kelimeyle, siyasal liderliktir.