Mağusa şehri potansiyel olarak yalnızca KKTC'nin değil, tüm Kıbrıs'ın en ilgi çekici, doğal, tarihi ve kültürel olarak en zengin birikimine sahip şehridir.
Her şeyden önce, suriçi gerçek bir açık hava müzesi zenginliğindedir. Buradaki binlerce yıllık tarihi eserin niceliği ve niteliği Kıbrıs'ın hiçbir şehriyle kıyaslanamayacak kadar yüksektir.
Öte yandan, Mağusa'nın deniz kıyıları da Kıbrıs'ın en güzel, doğal ve sarı kumlu, temiz kıyı şerididir.
Zaten Kıbrıs adasında çağdaş turizmin Maraş'ta başlaması da tesadüf değildir.
1962 yılında Kıbrıs turizm master planını hazırlayan Fransız uzmanların Kıbrıs'ta turizme buradan start verilmesini öngörmeleri çok bilinçli bir tercihti.
1974 sonrasında Maraş turizmi dondurulmuş olsa da, Mağusa'nın bunun dışındaki deniz kıyıları da turizm potansiyeli açısından son derece zengindir.
Üstelik 1974 sonrasında gelişen yüksek öğretimin lokomotif gücü DAÜ’nün Mağusa'ya eğitim ve kültür olarak da büyük zenginlik kattığı şüphesizdir.
Dolayısıyla, KKTC'nin iki sosyoekonomik dinamiği ve motor gücü olan turizm ve yükseköğretim açısından Mağusa'nın çok büyük bir potansiyel taşıdığı vurgulanabilir.
Ne var ki bugüne kadar sayılan bütün bu zengin potansiyele karşın Mağusa şehrindeki gelişimin olması gereken düzeyde olmadığını söylemek gerekir.
O yüzden Aralık ayında yapılacak belediye seçimlerinde aday olan veya olmayı düşünenlerin Mağusa'yı potansiyeline uygun, çok daha gelişmiş hale getirecek büyük bir vizyon ortaya koyması gerekir.
Üstelik, böyle büyük bir vizyonu gerçekleştirecek birikim açısından da Mağusa'nın avantajı olduğu biliniyor.
Hem DAÜ’de bunu planlayabilecek insan sermayesi vardır, hem de gerekli olan yapım işlerini gerçekleştirebilecek inşaat firmaları hiçbir şehirde olmayan güçtedir.
Özetle, Mağusa Belediyesi'ne talip olacaklar, çöp toplama, su sağlama, biraz altyapı çalışması yapıp basit çevre düzenlemesi gerçekleştirmek gibi sığ sularda yüzmemelidir.
Mağusa'da un da, şeker de, yağ da var, geriye sadece helva yapmak kalıyor.