Siyaset satrancı

Abone Ol

Güney Kıbrıs medyasına yansıyan haberlerden de anlaşılabileceği gibi, Kıbrıs sorunu bağlamında oynanan satrançta ivme iyice arttı.

Diplomaside bilinen ve sıkça uygulanan bir yöntemdir: Amaca ulaşmak için, içinde doğrularla yanlışların birlikte harmanlandığı bir takım fikirleri kamuoyuyla paylaşmak ve doğacak reaksiyonu bu doğrultuda kullanmak.

Kıbrıslı Rumlar Kıbrıs sorunu bağlamında bu yöntemi geçmişte pek çok kez kullandı.

Geçtiğimiz hafta sonu Güney basınına yansıyan “yeni çözüm planı” haberiyle bu yöntemin yeniden gündeme alındığı görülmektedir.

Aslında bu yöntemin başlıca iki işlevi olduğu bilinir.

Hem iç kamuoyunun nabzı ölçülür.

Hem de satrançta karşı taraftaki muhatabın kendi iç cephesinde gedik açılıp onun bütünlüklü hareket etmesi engellenmeye çalışılır.

Nitekim geçtiğimiz hafta yeni çözüm planı başlığıyla sunulan, gevşek federasyonu öngördüğü söylenen ama esas anahtar noktaları açıklanmayan fikirler dizisi Kıbrıs Türk tarafında var olan yaklaşım farkını turnusol kağıdı misali açığa çıkardı.

Zaten bir sır değil: Kıbrıs Türk tarafında Kıbrıs sorununun çözüm modeli olarak biri federal, biri de iki ayrı devlete dayalı birbirinden farklı iki çözüm modeli savunanlar var.

Bu ayrışma 2002 Annan Planı sürecinde federal modelden yana tercih yapan Türkiye hükümetlerinin de ağırlığıyla federal modeli egemen tez haline getirmişti.

Ne var ki 2017’de Crans Montana’da federal çözümün Rum tarafının tutumu yüzünden çökmesiyle, Türkiye hükümetinin de benimsediği tercihle ağırlık bu kez egemen eşitlik başlığıyla iki ayrı devlet tezine kaydı.

Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı seçilen Tufan Erhürman, adını telaffuz etmekten imtina etse de, teorisi ve iddiasıyla Kıbrıs Türk siyasetinde federal modeli temsil eden bir isimdir.

Dolayısıyla, seçildikten sonraki bütün çabasının da bu doğrultuda olduğunu bilmek için siyaset bilimci olmaya gerek yoktur.

Zaten ortaya koyduğu dörtlü metodolojisinin içeriği de bunu anlamaya yeterlidir.

Güney basınında tartışmaya açılan yeni plan taslağı, Kuzeyde kırıcı ve suçlayıcı ayrışmaya ivme katacağına, zımni bir uzlaşmaya zemin olarak değerlendirilmelidir.

Çünkü federal modeli savunanların da, iki devleti savunanların da ortak paydası bulunmaktadır.

Bu ortak payda bu adada Kıbrıslı Türklerin de Rumlar kadar eşit olması ve güvenlik içinde yaşamasıdır.

Mevcut ya da olası çözüm planları, şimdi veya gelecekte, bu iki anahtar çerçevesinde ele alınmalıdır.