Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMİRS) yaptığı son anketten çarpıcı sonuçlar çıkmış. Belki hepimizin bildiği vaziyetler ama bu sonuçlar toplumun içinde bulunduğu hali anlamamıza yardımcı olabilir.

Her şeyden önce, ahali birleştirici lider eksikliğinin çok büyük olduğundan yakınıyor. Toplumun bunu arıyor olmasının sebebi çok açık. Cumhurbaşkanı Tatar, göreve başladıktan sonra toplum liderliği konusunda adım atmak, nabız tutmak için birçok komite kurdu ama sonra bu komiteler çalışmadılar, işlevsiz kaldılar. Keşke başlanan işin devamını getirselerdi.

CMİRS anketine göre ülkemizde işlerin yanlış gittiğini düşünenler yüzde 87,1 gibi yüksek bir orana sahip. Aslında toplum ülkenin kötü yönetildiğini ve bunu daha iyi yönetecek bir siyasetin de ortada olmadığını söylüyor. Ankete katılanların yüzde 74,1’i ise iki yıl içinde ülke ekonomisinin daha kötü olacağına inanıyor. Yaşanabilirlik notu ise 10 üzerinden 5,45 çıkmış. Yani sürünerek yaşadıklarını söylüyorlar. Okullarda karne alırken 10 üzerinden 5 ile geçen çocuğa yakınları “Sürünerek geçti” derlerdi ya onun gibi bir şey bizdeki yaşanabilirlik…

Gelelim en az güven duyulan kurumlara: Hükümet, Cumhurbaşkanlığı, Meclis, siyasi partiler. Bu durumu en son seçimdeki katılım oranında da görmüştük. Yüzde 29 katılım ile tarihimizin katılım oranı en düşük seçimiydi. Ahali siyasete kırmızı kart göstermiş ama CTP sandalyeyi kazandım diye hiç umursamamıştı bu durumu.

Ahali siyasetçinin suratına böyle sağlam bir tokat atınca siyasette bazı şeylerin değişmesi beklenir değil mi? Peki bizde ne oldu? Koca bir hiç. İktidar daha iyi olacağız diyerek pozitif mesaj vermeye çalışmanın dışında bir şey yapamıyor. Çünkü ellerinde ülkeyi daha iyi yönetmek için hiçbir enstrüman yok ve bu zorlu dönemi yönetebilecek siyasi birikime sahip değiller.

Ana muhalefetin söylemleriyle ve ortaya koyduklarıyla iktidardan daha kötü bir performans içinde olduğunu konuşmaya bile gerek yok. Bunu her gün Meclis tartışmaları sırasında görüyoruz. Toplumun içinde olmayan bir muhalefet partimiz var. Başkanları duayen akademisyen edasıyla bir iki kelam edip odasına çekiliyor. Geriye kalan vekiller ise durumu kabullenmişler. Parti başkanları başta olmak üzere hepsi her maçta fark yiyen averaj takımı gibi Meclis’te boş boş dolanan vekiller olarak yerlerini alıyorlar. Evden çıkmasalar, Meclis’e gelmeseler değişecek bir şey yok. İktidara yön vermeye, öneriler yapmaya uğraşmıyorlar. Arada sıkıştıkları zaman bağırıp çağıran bir eda içerisindeler. Ahalinin kendilerine verdiği ana muhalefet görevi de böyle böyle heba oluyor işte.

Bir yanıyla bakınca iki parti de rahat. Çünkü daha fazla parti olsa da siyasal sistemimiz iki büyük partili sisteme sıkışmış durumda. Eh, hal böyleyken UBP ve CTP niye rahatsız olsun ki? “Biz bir şey yapmasak da ahali nasılsa bize ya iktidar ya da ana muhalefet rolü verecek” anlayışıyla hareket ediyorlar. Gelgelelim CMİRS anketine göre siyasal partilere duyulan güven de yerlerde sürünüyor.

2013 yılıydı sanırım, Özersay’ın “Toparlanıyoruz” hareketinin temel mottosu temiz toplum, temiz siyasetti. İlk katıldıkları Cumhurbaşkanlığı seçiminde (2015) yüzde 21 oy ile Özersay CTP’yi de Eroğlu’nu da adeta sallamıştı. Lakin sonradan 4’lü koalisyon hükümeti dönemindeki performanslarıyla hem CTP hem de Özersay’ın HP’si halkta hayal kırıklığı yarattı ve sonrası malum.

Ahali aslında Özersay’ı “Üçüncü Yol” sanıp yüklenmişti ama sonrası iyi gelmedi ve bugün onlar da maalesef güven duyulmayan siyasal partiler içinde görülüyorlar. Belki CTP’nin korkak ve ürkek halinden ötürü HP’nin daha aktif muhalefet yaptığı konular oluyor. Ama güven kolay kazanılmıyor.

Genel manzara böyle olduğu için ahali birleştirici lideri siyaset dışında arıyor. Aranan lider, toplumun tüm hücrelerine seslenebilecek, yaşanmakta olan ekonomik sorunlara gerçekçi çözümler üretecek, ülkenin uluslararası alanda görünürlüğü konusunda somut adımlar atabilecek ve en önemlisi içerde hükümete de muhalefete de ayar verecek bir liderdir. Tarihimizde bu profile uyan tek örnek var maalesef: Rauf Denktaş. Akıncı da belli zamanlarda bunları yapmaya çalıştı, lakin sonunu iyi getirmedi.

2025’te Cumhurbaşkanı olmak isteyen çok kişi var. Ama artık pabuç pahalı. 20 bin reel işsizin olduğu bir ülkede yüksek maaşlarla memurluk yapan siyasetçilerden bıkmış ahali, hemen her alanda temizlik yapacak yeni bir siyaset arıyor.