İşte bütün mesele budur…
Klasik bir cümle ile başladık ama son dönemde alışılmışın dışında, yani klasik davranışlardan farklı durumlarla karşı karşıyayız.
Yaklaşan seçim öncesinde iki büyük partimizin ortaya koyduğu performans dikkat çekmekte.
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) bir yıl önceki cumhurbaşkanı seçiminin aynısı bir strateji ile meydana indi.
Belli ki ekip aynı ekip.
Gayet doğaldır. “değişim” ve “söz sahibi” olmanın temel sloganın yaratacağı en büyük algı şeklinde hedefleniyor.
CTP çok başarılı bir cumhurbaşkanı seçim süreci yürütmüştü.
Şimdi aynısını genel seçimde yapmayı planlıyor.
Öte yandan Ulusal Birlik Partisi (UBP) de meydana çıtayı yükseğe çekerek indi.
Özellikle yeni milli havayolu şirketi açıklaması bunun sonucudur.
Yüksek vaatlerle seçmeni ikna etmek hedefleniyor.
Bunlar işin normal kısmı.
Ama tüm bunların ötesinde yaşanan farklılıklar var.
Her iki partimiz de sadece ülke yönetimine değil, siyasetin yönetimine de göz dikmiş durumda.
Tam bir yıl önce yaşanan cumhurbaşkanı seçimi sonrasında CTP elde edilen başarının da rüzgarını arkasına alarak erken seçim taleplerini en yükseğe çıkarmıştı.
Ancak bu olmadı ve UBP seçim tarihini belirleyen parti oldu.
Partilerimizin siyasetin yönetimine ilişkin girişimlerine güzel bir örnektir.
Şimdi de sırada seçimler var.
Her iki seçim de önemli ama elbette genel seçimin yeri başka.
Sonuçta tüm ülkenin yönetimine gelmek söz konusu.
O nedenle de her iki partimiz de bu seçime daha fazla asılacak.
Ama bu olurken de siyaset yönetimi de ele geçirilmeye çalışılacak.
Eskiden buna çok fazla önem verilmezdi.
Günlük çıkışlarla buna verilen yanıtlar arasında gidip gelirdik.
Oysa şimdi daha geniş bir zaman için bunun olduğunu görmekteyiz.
Yapılan açıklamalar ve ortaya konulan hedefler, kamuoyuna açıklanan vaatler bunun göstergesi.
Biri diğerini kuyruğuna takıp sürüklemek istiyor.
Gündemi domine etmek hep önemliydi.
Yaşanan gündelik olaylarda bunu görmekteydik.
Ama şimdi bunu daha geniş bir zaman dilimi için yapmaya çalışıyorlar.
Sürekli olması yönünde planlar olduğu çok açık.
UBP önde olan parti olmak istiyor.
Ama CTP’nin de buna niyeti var.
Şimdilik UBP bir adım önde.
Erken seçim düellosunu kazanan parti olarak son açıklanan hava yolları müjdesi de bunu bir adım daha öteye taşıyacak gibi.
CTP’nin bunu sadece eleştirmek ve olmayacağını söylemekle yetinmeyeceğini, karşı hamle ile “eli yükselteceğini” düşünmekteyim.
Sonuç olarak her iki partimiz de siyasetin yönetimine göz dikmiş durumda.
Bunun mutlaka olumlu sonuçları olacak.
Bitirmeden, sadece iki partimiz dedim, çünkü diğer partilerimiz, en azından şimdilik ülkeyi yönetmeye doğrudan talip olacak durumda değiller.
Belki yarın bu da olur…