Son kara olayla birlikte tüm gözler ve tepkiler Erhan Arıklı üzerine şekillenmiş olsa da bu yazıda daha geniş bir perspektifle ülke siyasetindeki istifa kültürünün yozlaşmışlığını kaleme almaya çalışacağım.
Çünkü zaman bize gösterdi ki, bu ‘siyasi kültürsüzlük’ hali sadece sağ partilerde değil, sol partilerde de hakim!
Muhalefetteyken istifa taleplerini dile getiren siyasetçi, makama geldiği zaman bu söylemi unutur oluyor!.
Dahası; cesaret gösterip istifa eden bir bakanımız oldu ancak istifaya neden olan sistemde değişen hiçbir şey olmadı. Hal böyle olunca da istifanın bir anlamı kalmadığını yaşayarak öğrendik!
Bu örneği anımsatmak isterim müsaadenizle..
En son bir bakanlıktan istifa eden siyasetçi dönemin DP milletvekili ve Milli Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu olmuştu.
Lefkoşa Surlariçi’ndeki okulu kapatıp merkezileştirmek istemiş ama burada başta sendikanın tutumu ve bir avuç veliyi örgütlemesiyle bu adımın atılmasının önüne geçilmişti!
Sayın Arabacıoğlu’nun atacağı adım daha kaliteli bir eğitim için iken, eğitimdeki statüko buna karşı çıkmış, Arabacıoğlu da ekranlara çıkıp; “Eğitimi güya ben yönetiyorum ama kararları sendikalar veriyor, o zaman bana ihtiyaç yok” diyerek istifa etmişti!
Cesaretli ve onurlu bir adımdı..
Peki ne oldu daha sonra?
Arabacıoğlu’nun yerine o dönem DP’de siyaset yapan Özdemir Berova atandı. Okul yerli yerinde kaldı, sistem de aynen devam etti!
Siyasi bir istifa statükoyu değişmeye yetmediyse o zaman ne gereği var sorusu sorulmaz mı?
Siyasi istifa bir deprem yaratmalı.. Sonuçları yakıcı olmalı!
Ama maalesef bu ülkede bunun olmadığını gördük..
Yani özetle bir istifa kültürsüzlüğü hakim!..
Gelelim güncel konumuza..
Yaşanan deniz faciası sonrasında bu alandan sorumlu bakan olan Erhan Arıklı istifa etmeli miydi, bana sorarsanız EVET derim.. Ama “etse de bir şey değişmez” diye de eklerdim..
Erhan Bey istifa etmemeyi, hatta sorumlu makamlarla ilgili görevden alma mekanizmasını da çalıştırmamayı seçti. Halkın tepkilerine kulak tıkandı ve nihayetinde bunca ölümün olduğu bir olayda siyasi bir “kelle”ye ihtiyaç vardı, Başbakan Ünal Üstel amiyane tabirle “Arıklı’nın kellesini aldı”
Üstel bu hamle ile hükümet özelindeki tepkiyi bir nebze dindirdi, Arıklı’ya da bir siyasi gol atmış oldu!
YDP’nin hükümetten çekilme kararı bir etki yaratmadı çünkü beklenen Arıklı’nın kendisinin istifa kararı alması idi. O, Başbakan’ın bu adımı atacağını görüp gün içinde “dokunulmazlığım kaldırılsın” çıkışı yaptı ama Ünal Ağabeyine bu taktik sökmedi!
Nihayetinde deniz faciası yeni bir hükümet krizi doğurdu..
Sıcak gelişmeler yaşanacak, tümünü takip edip yorumlamaya devam edeceğiz…