Siyasette kişisellik ve karma oy

Abone Ol

Siyasal partilerin; ortak vizyon, ilke, değer ve programları paylaşan grupların, siyasal iktidarı ele geçirip ülkeyi bu ortak motiflerle yönetmek amacıyla kurduğu örgütler olduğu bilinir.

Tabii, siyasal iktidarı ele geçirme yönteminin demokratik ve seçim yoluyla olması gerektiği de tartışılmaz bir olgudur.

Dolayısıyla, ülke yönetimi için yapılan iktidar mücadelesi siyasal partiler temelinde şekillenip ete kemiğe bürünür.

O yüzden siyasal partiler demokrasinin olmazsa olmaz temel unsurlarından biridir.

KKTC Anayasası da bu özden hareket ederek siyasal partileri demokratik siyasal hayatın vazgeçilmez öğeleri olarak niteler.

Peki, vazgeçilmez ve siyasetin ete kemiğe büründüğü siyasal örgütlerde kişiler mi temel önemdedir, yoksa orada örgütlenen kişilerce paylaşılan ortak vizyon, ilke, değer ve programlar mı?

Elbette, siyasal partinin tanımı gereği, ortak paylaşılan unsurlar esas önemdedir.

Kişilerin belli bir rolü olduğu inkar edilemese de bu tali düzeydedir.

Kaldı ki, demokrasinin en yaygın modeli olan parlamenter demokraside grup disiplini ve grup kararı esastır ve her milletvekili, kişisel düşüncesi ne olursa olsun, ona uymak zorundadır.

Bir başka anlatımla, parlamenter sistem parti içinde kişisel düşünüp davranmanın önüne set çeker.

Kuzey Kıbrıs'ta, 1976 yılında başlayan çok partili siyasal iktidar yarışı da parlamenter sistem kabul edilerek inşa edildi.

Ne var ki o günün şartlarında “karma oy” adı altında seçmene farklı partilerden kişilere oy verebilme gibi bir tercih de sunuldu.

O günün şartlarında, hangi motifle verilirse verilsin, karma oy sistemi süreç içinde çok yozlaştı ve siyasal ahlaksızlığı besleyip yeniden üretilmesini adeta teşvik etti.

Zaten, “karma oy” seçeneği ilk bakışta kişiselliğe prim verir gözükse de, örneğin partisine bakmaksızın nitelikli adayları parlamentoya seçme iddiası gibi, sistemin bunu öngörmediği de dikkat çekmektedir.

Öyle olsaydı, sistem nitelikli, bağımsız adayların da seçilmesini kolaylaştırırdı. Oysa biliniyor ki KKTC seçim sistemi bağımsız kişilerin seçilmesini engelleyecek şekilde düzenlenmiştir. 50 senede hiçbir bağımsız adayın parlamentoya girememesi bu nedenledir.

Bir başka anlatımla, KKTC sistemi, siyasetin doğasına uygun olarak, kişiselliğe prim vermemektedir ama karma oyla buna bir istisna alan açmaktadır.

Dolayısıyla, hem siyasetin evrensel doğasına, hem KKTC seçim yasasının özüne uymak, hem de süreç içinde siyasal ahlaksızlığa ivme katan bir uygulamaya son vermek için karma oyu kaldırmak doğru bir adım olacaktır.

Umulur ki milletvekilleri, çok fazla yapmadıkları bir icraat yapıp kişisel değil de toplumsal düşünürler.